Fidan Dikim Zamanı

Fidan Dikim Zamanı
Değerli okuyucularım, ağaç fidanları köklü ve köksüz olarak iki türlü dikilir. Söğüt, dut, ayva, üzüm asması ve nar gibi ağaçların fidanlarını dikmek için köklendirilmiş olmasına gerek yoktur. Dikilen çubukların sürgün vermeden dikilmeleri gerekir. Sürgün vermeye başladıktan sonra dikilen çubukların tutma şansı hemen, hemen yok gibidir. Bu nedenle köksüz çubukların şubat ayı içerisinde dikilmesinde yarar vardır. Peki, bu çubukları firesiz tutmalarını sağlamak için ne yapmalıyız. Çubukları mümkün olduğu kadar derine dikmeliyiz. Çubuğu dikerken bir demir çubukla açılacak olan deliği kırk beş derecelik bir açıyla delip çubuğu deliğe sokmalıyız. Olanaklar elveriyorsa dikilen toprak yaş olsa bile sulamakta yarar vardır. Suyun taşıyacağı toprağın fidan adayını hava almayacak şekilde sarmasını sağlar. Dikilen çubuğun üzeri köstebek olarak tabir edilen bir toprak yığınıyla örtmekte yarar vardır. Bir de çubuk ne kadar derine dikilirse tutma şansı o kadar fazla olur. Köklü fidanlar dikilirken aşı yerinin toprak altında kalmamasına dikkat etmek gerekir. Toprak altında kalan aşı yeri mantar hastalıklarına yol açar. Köklü fidanlar nisan ayının ilk yarısına kadar dikildiğinde yerine uyum sağlaması daha iyi olur.
Köksüz dikilebilen ağaçların içinde nar ağacının dikilmesinde, nar ağaçlarının mısır gibi birbirine dayanarak döllenme yaptığını göz önüne alarak iki ağaç arasının üç metreyi geçmemesine dikkat etmek gerekir. Su kenarlarında hayat bulan söğüt ağaçlarının konumuzun dışında tutulması gerekir. Dut ağacı ise sulanması gerekmeyen bir meyve türüdür. Sulanmayan dut ağaçlarının meyveleri, sulanan dut ağaçlarının meyvelerinden daha lezzetli olur. Ayva, erik, şeftali, kayısı gibi meyve ağaçları her ne kadar suyu sevseler de fazla verilen su ağacı bozabilir. Sulanan ağaçlarda bağ asması dahil kökleri suyun etkili olduğu alanda gelişir. Bu nedenle sulanan ağaçların altları sürülmemeli ve çapalanmamalıdır. Ayrık, kan yaşı gibi çok zararlı otların dışındaki otların ağaçlara yararı çok büyüktür. Ağaçlar sulandığında otlar ağaç için fazla olan suyu emerek mas ederler. Gölgeleriyle de yerin tavının korunmasını sağlayarak ağacın düzenli olarak sudan yararlanmasını sağlar. Kuruduklarında ise toprağa karışarak yeşil gübre olur.
Nar ağacı yetiştirmek isteyenleri en çok korkutan, nar meyvelerinin çatlamasıdır. Kimileri narların cinsleri yüzünden çatladığını zannetmektedirler. Oysa dünyada çatlayan bir nar türü yoktur. Nar iki nedenle çatlar. Birincisi fazla su İkincisi ise susuzluktur. Bu olumsuzluğu etkisizleştirecek olan ise, diplerinde çıkan otlardır.
Şimdi de nar türlerini inceleyelim. Ekşi nar meyvesi yalnızca şifalı nar ekşisi yapmakta kullanılır. Meyve olarak tüketilemez. Kadınar meyvesi çok dayanıklıdır. Sapı ile kesilip ipe dizildikten sonra az ışık alan serin bir yere asıldığında aylarca bozulmadan asıldığı yerde kalır. Kadınar meyvesi iri tanelidir. Sert çekirdekli olmasına rağmen çok lezzetlidir. Lefon nar iri taneli ve az mayhoş bir meyvedir. Oldukça lezzetlidir. Son yıllarda nar piyasasına hakim olan Hicaz narıdır. Çoğu ekşiye yakın mayhoş ve çok az da tatlı olanları vardır. İnce ve sert tanelidir. Aslında Hicaz narı sıkmalık olarak yetiştirilmesine rağmen meyve olarak yenilmesi için pazarlanmaktadır. Gelelim tüm nar türlerinin en asili olan çekirdeksiz nara. En çok karşılaştığım soru ise çekirdeksiz nar olur mu sorusudur? Türkü dinlemeyi sevenler mutlaka Bedia Akartürk’ün söylediği şu İzmir’den çekirdeksiz nar gelir türküsünü anımsayacaklardır. Çekirdeksiz narın ana yurdu bildiğim kadarıyla Menemen’in Emirâlem beldesidir. Gerçi artık son düzenlemelerde mahalle statüsüne tabi olmuştur. Çekirdeksiz nar çok lezzetli ve çok yumuşak tanelidir. Ne yazık ki meyvesi kadınar gibi uzun süre saklanmaya elverişli değildir. Nar hasat mevsimi geldiğinde İstanbul’un büyük pastane sahipleri tarafından meyve daha dalındayken satın alınır. Bu nedenle Menemen pazarında çatlaklarından başka çekirdeksiz nar bulma olasılığı hemen, hemen yok gibidir. Emirâlem’e gittiğimde biri Kahyaoğlu bize nar yetiştirin diye yazdın durdun. Biz de seni dinledik. Şimdi de yetiştirdiğimiz narlar elimizde kaldı. Kilosunu elli kuruşa alan bile yok dedi. Ben de ben size Hicaz narı dikin dedim mi? Demedim. Ya ne dedim? Çekirdeksiz nar yetiştirin dedim. Hadi bana bir kasa çekirdeksiz nar bul. Kilosunu altı liradan alayım dedim. Bulamam ki, onlar çoktan satıldı dedi.
Geçtiğimiz yıl Ege Üniversitesi Zirai araştırma enstitüsünün yaptığı iyileştirme çalışmaları sonucunda beş tür çekirdeksiz nar geliştirdiklerini ve fidan yetiştirme çalışmalarının başlatıldığını açıklamıştı. İnşallah bu çalışmalar iyi sonuç verir ve halkımız kalp sağlığı için çok yararlı olan çekirdeksiz narlardan bol, bol tüketir.
Özcan Nevres ozcan.nevres@gmail.com
www.ozcannevres.com

(Bugün 194, toplamda 5.878 kez ziyaret edildi.)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>