Canım Datça

Canım Datça

Marmaris’ten çıktım yola
Emel Sayın koyunda verdim mola
Orman çeşmesinden su içtim doya doya
Bitmez gibi görünen virajlardan sonra
Düze inince yüklendim gaza
Sonunda vardım cennet Datça’ya
Değirmen suyunun yanında
Oturdum bir gazinoda
Suyun şırıltıları ortasında
Yorgunluğum yok oldu bir anda
Mesudiye’siyle Knidos’uyla
Sen cennet kadar güzelsin Datça
Özcan NEVRES

Böyle mi Olacaktı

BÖYLE Mİ OLACAKTI
Böyle mi olacaktı düşlerim hep böyle mi
Şans dedikleri bana hiç gülmeyecek mi
Birine gönül versem el kapıyor
Heves edip aldığımı hırsız çalıyor
Hüsran ve elem hep bana kalıyor
Kader bir gün gülsün benim de yüzüme
Candan sevecek birini çıkarsın karşıma
Yüreğimdeki tüm sevgileri vereyim ona
Özcan NEVRES

Bırakma Beni

BIRAKMA BENİ
Dur güzelim
Ne olur beni bırakıp gitme.
Sensiz ne yaparım ben,
Bu yangının içinde.
Sana sözüm geçmez biliyorum.
Yalvarmam bile nafile.
Ben bir davul oldum bu sevda uğruna.
Tokmağıysa senin elinde.
Vur güzelim vur.
Gönlünce, dilediğince vur.
Acılarıma aldırma.
Ah ettikçe daha çok vur.
Tabak sevdiği deriyi,
Yerden yere vurur derler.
Tabağın sevdiği deriden beter et beni
Vur güzelim vur.
Doyasıya vur.
Sana sevgi dolu,
Yüreğimi verdim almadın.
Terk edersen beni,
Yaşayamam ölürüm dedim,
Aldırmadın.
Sevgime duyarsız yüreğin,
Taş midir, nedir bilemedim.
Yüreğim sende kalsın güzelim,
Verdiğin acılar bana yeter.
Özcan NEVRES

Bir Rüzgardır Yaşamak

BİR RÜZGARDIR YAŞAMAK
Bir rüzgardır yaşamak
Kuru yaprak misali
Bu gün nereye savrulursun
Yarın nereye belli değil
Dümeni kopmuş bir gemi gibi
Sığınacak liman bulamazsın
Gün olur
Yeşil gözlü bir dilber yer eder gönlünde
Gün olur kul olursun bir esmere
Kavak yelleri eser başında
Kelebekler gibi uçarsın her güzele
Nice güzeller varken peşinde
Kul köle olursun dengin olmayan birine
Yanılgını anladığında iş işten geçmiş olur
Başını vuracak taş ararsın boş yere
Yıkılmışlığını unutmak için
Sığınırsın en izbe meyhanelere
Peş peşe içtiklerin seni alır götürür
O en güzel eski günlerine
İlk sevgiyi ilk aşkı yeniden yaşarsın
Bir gemi olursun mutluluk denizinde yüzen
Hep sevgi limanlarına
Hep aşk limanlarına uğrarsın
Bazen de bir hüzün çöker üstüne
Acı tatlı nice anılar dizilir gözlerinin önüne
Ağlarsın
Yaşlar süzülür gözlerinden sicim sicim
Yaşadığına üzülürsün
Umut ararsın boşalan kadehlerde
Seslenirsin meyhaneciye
Getir bir tane daha duble osun diye
Özcan NEVRES

Bir Ömür Geçti Gitti

BİR ÖMÜR GEÇTİ GİTTİ
Bir ömür geçti gitti
Maslağın suyu gibi boşuna
Dönüpte geriye ne kaldı diye baktım da
Hüzün elem ve yitilmişlik
Hepsi de orada
Mutluluğu aradım
Göremedim aralarında
Sorguladım geçmişimi
Hiç mi mutlu olmadım diye
Geçmişim yanıtladı
Mutluluk senin neyine
Sen acıların insanıydın
Her olumsuzluğa yanan
Sen acı duyardın
Yoksulluğu yaşayanlardan
Ve hastanelerden kovulan zavallılardan
Hep koştun olumsuzlukların kapılarını kırmak için
Bir, bir
Kıramadıklarınla kırıldın,
Umarsızlığına ağladın
Yoksulluğu yaşadın, yoksullardan beter
Şiirler yazdın yokluklar ve yolsuzluklar üstüne
Anlayan çıkmadı,
Bir de deli dediler üstüne
Mutluluğu kendin yok ettin
Yıkma benim üstüme
Doğruyu söyler geçmişim,
Alınmam niye
Bankalar hortumlanmış,
Yatağan dumandan boğuluyor
Bergama’da siyanür kavgası
Silivri’de beş yıldızlı cezaevi yüzünden
Bin dönüm arazi elden çıkacakmış
Sana ne
Hava alanlarında yok edilmiş en verimli topraklar
Arsa diye betonlaşan bahçeler kan ağlar
Dersin ki gelecektekiler bizi
Lanetleyerek anacaklar
Sen değilsin bunca olumsuzlukların sorumlusu
Hani başka isyan edenler nerede
Boşuna dememişler
Bu dünya iki kulplu bir kazan
Tut bir sapından ki sen de kazan
Tutan tutmuş, kazanan kazanmış
Sen ve senin gibiler yaya kalmış
Hani derler ya sen bu kafayla gidersen askere
Nah!!!! Alırsın teskere
Varsıllar sömürmüş ülkeyi
Hani yoksulların isyanı nerede
Kader demişler yoksulluğa
Yoksulunki kaderse
Varsılınki ne
Yorma kafanı bu düzen böyle kurulmuş
Böyle gider
Çırpınma boşuna
Günü gelip son nefesini verdiğinde
Tüm çileler biter iz bile kalmaz geride
Bu dünya düzensizlikler
Ve düzeysizlikler üstüne kurulmuşsa
Sana ne be adam, hadi söyle sana ne
Doğruydu geçmişimin tüm söyledikleri
Yanlışmış tuttuğum yol bilemedim
Doğruları defterimden silemedim
Defterim doğrularla dolmuş,
Yanlışa yer veremedim
Böyle gelmiş bu dünya,
Böyle gidermiş bilemedim
Özcan Nevres

Bir Ölüye

BİR ÖLÜYE

Bir tabut geçirdiler önümden
Eller üstünde değil
Bir tabut bir ölü demektir
Bilirsin….
Tabutta sen vardın Suzi
Peşinde sürüklediğin
Göz yaşlarım değil
Yontulmamış kinimdi
Bir bahar yağmuruydu aşkımız
Tez geçti
Ve gönlümüzde
Kır çiçekleri yarine
Diken diken kaktüsler bitti
Sen ölmeden öldün Suzi

Özcan NEVRES

Bir Güzele

BİR GÜZELE
Ne güzel kadındın sen be Senem
Kaç çapkın erkek vardı peşinde bilemem
Seni sevenler de vardı gönülden
Seni gönülden sevenlere hiç yüz vermedin
Yıllar geçtikçe kayboldular birer birer
Sahte sevgilerini sunan zamparalar
Sana en içten sevgimi sunmuştum bir zamanlar
Sevgi boş, geç onu
Dolu cüzdandır aşkım demiştin
O içten sevgimi hor görmüştün
Şimdilerde,
Geçmez akçeden öte,
Paslanmış, delik kovaya dönmüşsün
Terkedilmişlik kor gibi düşünce gönlüne
Beni özlediğini söylemişsin bir dostuma
Sen beni boş ver be güzelim
Bak sen kendi derdine

Özcan NEVRES

Bir Gün Aklına Gelirse Eğer

Bir gün Aklına Gelirsem Eğer
Terk edip gittiğin gün
Nasıl da yıkılmıştım
Dünyanın sonu geldi sanmıştım
Aylarca bir mecnun gibi yaşadım.
Havanın soğuğuna aldırmadım
Birlikte gezdiğimiz sahilde
Dalgaların serpintileriyle ıslandım
Çok üşüdüm ama aldırmadım
Hergün buluştuğumuz kayalıklarda
Hiç gelmeyeceğini bile bile
Umutla yolunu gözledim
Bir gün aklına gelirsem eğer
Pişmanlık düşerse yüreğine
Gel sevgilim bekliyorum seni
Aşkımızın mabedi olan o yerde
Özcan Nevres

Bir Dosttan Dosta Mektuplar (tamamı

Dosttan Dosta Mektuplar 1

Dost son mektubunu okuduğumda şaştım kaldım
Bunca başından geçenlerle halen akıllanmadın
Bu yaştan sonra bu genç merakını anlayamadım
Bir yuva kurmaksa amacın dengini neden aramadın
Geçende bizim yarım adaya düştü yolum
Arnavut Oğlu Salih ile uzun uzun söyleştik
Eski dost Saadettin’i sordum nicedir diye
Dedi boş ver o aptalı sevmez oldu kimse
Kırk yıllık eşini boşadı bir hoppa uğruna
Sakın aradaki yaş farkını sorma
Torunu bile diyemez ona ana
Merak ettim bu nasıl iştir diye
Dedim nerde bulurum onu söyle
Dedi Gir ilerideki kahveye sor Dede diye
Vardım kahveciye sordum Dede burada mı
İşte orada dedi tavla oynayanlarla birlikte
Selam verip yanına oturdum tınmadı bile
Belli ki çıkaramamıştı beni
Dede hele dön bir bak bu gelen kim diye
Dönüp baktı dikkatlice dedi çıkaramadım
Hele bir kim olduğunu söyle anımsarım belki de
Deyiverince adımı kalkıp boynuma sarıldı
Kalk dedi Kalk gidelim bizim eve
İkilemde kaldım gitmeli mi gitmemeli mi
Merak bu ya öğrenmeliydim bu evlilik nicedir diye
Tuttuk evinin yolunu yamaçtaki evi gösterdi
İşte benim evim yeşillikler içinde
Pencerede genç bir bayan vardı yol gözleyen
Vardık kapıya çaldı zili açan olmadı.
Anahtarıyla açtı kapıyı girdik içeri
Buyur etti beni deniz gören odaya
Öteki odadan işve dolu bir ses yayıldı dalga dalga
Sadoşum hoş geldin gelip sırtımı biraz ovsana
Hemen seğirtti sesin geldiği odaya
Ahlar oflardan sonra geldiler el ele
Ay Sadoşum konuğumuz olduğunu söylemedin
Tanıştırayım dedi bu benim çok eski arkadaşım
Bu da yeni eşim yarım adamızın en güzeli Selda
Eşimle aramızdaki elli yaşa aldırma
Çok mutluyuz aramızda seks olmasa da
Sofra kurdular yedik içtik kal dediler ısrarla
Kalamam dedim başka bir zamana inşallah
Evden ayrıldığımda yazdıkların geldi aklıma
Evlilik sırt ovmaktan ibaretse eğer
Bana da sana mutluluk dilemek düşer
Özcan Nevres

Dosttan Dosta Mektuplar 2
Sitemle başlamışsın mektubuna
Dost dostsa eğer gerçeği söyler
Kırkından sonra azanı teneşir paklar
Atmışında sekseninde azmışsınız
Çevrenizden bile utanmazsınız
Oğlun askerliğini tamamlamış
Kızınsa Üniversiteyi
Dök eteğindeki taşları düş yola
Var git çocuklarının yanına
Boşandığın eşinden af dile
Dön yine eski mutlu günlerine
Saydın mı başını kaç kez vurdun dala
Saydın mı kaç kez ayağın takıldı taşa
Yaşlanmak hastalıktır öyle belle
Bir de bakmışsın hastasın umarsız
Kim bakacak seni hadi söyle
Üç kuruşun için peşine takılanlar mı
Hiçe sayardım yaşamı tasasız
Taşın sert olduğunu geç anladım
Eşimden ayrılmama çok yandım
Çocuklarım olsaydı eğer
Bu denli boşlukta kalmazdım
Çocuklarmış yaşamın temel taşı
Aklıma geldikçe dinmez gözümün yaşı
Var git dostum boşanmanı dert edinme
Kadın bir kez sever dememişler boşuna
Zamanını boşa harcama tez git yanlarına
Hele çocuklarını bir de evlendirsen
Torun sahibi olmak nasılmış öğrensen
Boşa geçen günlerine yanarsın
Bak orada torunla dede tutuşmuşlar el ele
Mutluluktan uçacaklar ama kanatları yok
İyi haberler bekliyorum senden dostum
Eşimle çocuklarımla barıştım de hele
Senin mutluluğun benimdir öyle belle
Özcan NEVRES
18 Haziran 2002

Dosttan Dosta Mektuplar 3
Dostum beni şaşırttın yine
Nereden çıktı bu ayrılık böyle
Son mektubunda umut doluydun
Doğruyu bulduğunu umuyordum
Meğer akıllanmamışsın yine
Trafiğin laçkalığını bilmez gibi
Haksız yere esip gürlemişsin
Güzelim yuvanı yıkmışsın
Yalnız nasıl yaşanır diye soruyorsun
Yalnızlığın ne olduğunu
Benim kadar sen de biliyorsun
Her gün meyhaneler meskenim
Evim gecelediğim otelim
Yatmaktan yatmaya giderim
Ben buna yaşamak mı derim
Dün gece meyhanede
Güzel bir dayak yedim
Çalan müziği beğenmedim diye
Akıl mı kaldı bende
Kalsaydı eğer
Yem olur muydum meyhanelere
Al şişeyi bayiden koy cebine
Git evine yak mangalı
Elin gürültüsünden sana ne
Bir de evde kaşık düşmanı olsa
Kim dokunur dostunun keyfine
Yalnızlık hep kor gibi çöker yüreğime
Bazen dertlerime bir ortak ararım
Kimseyi bulamam çevremde
İçimi pişmanlık kaplar dağ dağ
Gözlerimden sel gibi yaşlar akar
Yalnızlık çok zor dostum çok zor
Çekme yalnızlık acılarını boşuna
Dök eteğindeki taşları
Git çocuklarının yanına.
Özcan nevres

Dosttan Dosta Mektuplar 4
Dost yazdığın mektubu kaç kez okudum
Yanlışın nerede ben de çözemedim
Çoğu zaman kararır benim de duygularım
Ölmekle kurtulacağımı sanırım
Ölüm umar değil bunu iyi bil
Madem ki geldik dünyaya
Sonuna kadar kat edeceğiz bu yolu
Benim de sıkıntılarım var senin kadar
Ecel kapıyı çalmadan ölmek neye yarar
Aslında içerek kurtulmak değil umar
Sen benden çok daha şanslısın
Senin oyalanacağın bir bahçen var
Dün gece karar verdim içmemeye
Parka gidip çay bahçesinde oturdum
Peş peşe içtiğim çaylarla avundum
Önümden geçen insanlara baktım
Çoğu sağlıklı zinde ve neşe içinde
Kimi gençler tutuşmuşlar el ele
Kimi yaslamış başını
Sevgilisinin omuzu üstüne
Gençliğim geldi gözlerimin önüne
Tuttuğunu koparan o gençlik şimdi nerede
Nasıl da üzüldüm anlatamam
Ben yalnız bir adam ve içkiye esir olan
İnan bana dostum inan utandım kendimden
Bırakacağım içki denilen bu zıkkımı
Dengim olan birini arayıp bulacağım
Bulmak zor ama bulabilirsem eğer
Yazarım sana en kısa zamanda
Özcan Nevres

Bir Dosta Mektuplar 1den 30 a kadar

BİR DOSTA MEKTUPLAR 1
Kaç zaman oldu sana yazmayalı
Hani bir sevgilimiz vardı paylaşamadığımız
Uğrunda nice kez küsüp darıldığımız
Onu gördüm dün çay bahçesinde
Tanıyamadım onu ilk bakıştığımızda
Kim bu demiştim tanıdık biri galiba
Dostça gülümsemesi yabancı gelmedi bana
Gülen gözlerinde geçmişi aradım
Bunca yıl sonra onu gözlerinden tanıdım
Saçlarında tek sarı tel kalmamış
Gözleri hüzünle harelenmiş
Belki inanmayacaksın ama
Eski güzelliğinden eser kalmamış
Gidip yanına oturduğumda
Seni sordu titreyen bir sesle
Görüyor musun onu dedi hasretle
Dedim mektuplaşıyoruz seyrek te olsa
Dedi yazarsan selamımı söyle çokça
Kırarmış saçlarına harelenmiş gözlerine
Takıldı gözlerim uzun süre.
Geçmişi yaşadım gözlerinin derinliklerinde
Yıllar nasıl da yıpratmış bu kadını
Bu muydu her gün evinin önünü arşınladığımız
O güzeller güzeli Yelda
Nasılda kapışırdık onun uğruna
Uzun uzun söyleştik geçmişimizin üstüne
Evlenmiş ama uzun sürmemiş evliliği
Seni sordu yine
Evlendi mi mutlu mu diye
Dedim onun da gülmedi yüzü evlilikten yana
Terk edildiğinden beri darıldı tüm kadınlara
İçkiye verdi kendini
Dertlerinden kurtulmayı umarcasına
Dedi ya sen, sen ne durumdasın
Yoksa sen de onun gibi umarsız mısın
Dedim senden başka hiç umarım olmadı ki
Özleminle yaşadım bunca yılları
Gözlerime baktı uzun uzun
Gözlerinden yaşlar süzülüyordu
Kalk dedi, kalk gidiyoruz
Çok efkarlandım, çayla dağılmaz bu efkarım
Hadi ne duruyorsun gidelim birkaç tek atalım
Madamın yerinde yarıladık geceyi
Gidelim diye kalktığımızda o ödedi hesabı
Nasılda yıkıldım anlatamam
Sarıldık biri birimize tuttuk benim evin yolunu
İleride yine yazacağım
Bende merak ediyorum bu beraberliğin sonunu
Özcan NEVRES

BİR DOSTA MEKTUPLAR 2
Yine sitem ediyorsun be dost,
Uzun zamandır yazmadım diye
Bilemezsin ki başıma neler geldiğini
Hani o Yelda vardı ya eski sevgili
Gelip evime kendi evi gibi postu seren
Üstelik eşimden boşandım dulum diyen
Bilirsin bizim erkeklik defterinde
Yazılı değildir jigololuk denen erdemsizlik
Emeklilik maaşı yetmez olunca
Her gün vur patlasın çal oynasın yaşamaya
Sattım babadan kalma tarlayı da
Kalaycı kumuydu, uyuzdu, verimsizdi ama
Yine de gitti iyi sayılacak paraya
Takriri verip koyunca parayı cebe
Soluğu aldım Kuyumcu Yücel’de
Beş burma, beşte beşi bir yerde koydum cebe
Götürüp serdim Yelda’nın önüne
Ne sevindi, ne sevindi bilemezsin.
Bir de imam nikahı kıyalım dedim
Ne gereği var dedi
Biri birimizi sevmemiz yetmez mi delicesine
Kalan parayı da koydum yüklükte bir yere
Ertesi gün evden çıktım alış verişe
Döndüğümde Yelda yoktu anlamadım niye.
Aklıma yüklükteki para geldi
Baktım para yerinde mi diye
Bizim parada uçmuş Yelda’yla birlikte
Savcılığa baş vurdum dolandırıldım diye
Şimdilerde ülke kazan ben kepçe
Yelda’yı arıyorum ama yok çare
Gazetedeki haber dikkatimi çekti
Tam benim gibi başka kelekler de varmış
Diyecektim ki…
Meğer resimdeki bizim Yelda’ymış
Kocasıyla birlikte bekar ihtiyarlara
Evlilik tezgahı kurarmış
Gittim buldum o iki rezili
Aman dediler şikayetçi olma
Vereceğiz senden tüm aldıklarımızı
İki bilezik iki de beşi bir yerde verdiler
Aman sıkıştırma fırsat ver bize
Yeni bir kelek var tezgahımızda
Hele onu bir kelekle yelim
Senden ne aldıysak hepsini bil cebinde
Günlerdir ne gelen var ne giden
Yeni kelek bendim anlaşılan
Ders olsun sana da başıma gelenler
Bakma kusuruma yazmakta gecikirsem yine
Özcan NEVRES

BİR DOSTA MEKTUPLAR 3
Dostum,
Son mektubumda yazmıştım
Başıma neler geldiğini
Eski aşkımız Yelda’nın
Bana neler ettiğini
Dertler adamın yakasını
Sım sıkı tuttu mu bir kez
Ardı arkası kesilmez dertlerimin
On gün önce yine geldi Yelda
Kocamla kötü kapıştım
Terk ettim o namussuzu
Belki inanmayacaksın bana
Kovsan da asla ayrılmam senden
İnanmadım ama
Tez közlendi küllenen aşkım
Peki kal dedim
Ona yeni bir şans verdim
Dün seni çok seviyorum dedi
Hele bu evi bir de bana versen
Seni nasıl seveceğimi anlatamam
Dedim,
Ya beni sokağa atarsan
Boynuma sarıldı
Bu dediğini nasıl yapar seven bir insan
Aklım karıştı çıkamadım içinden
Gidip Nevres oğluna danıştım
Çok kızdı bana dedi manyak mısın sen
Yetmez mi tarlanı kaptırdığın
Bir de evsiz mi kalacaksın
Eve döndüğümde sarıldı boynuma
Dedi ne zaman evi yapacaksın üstüme
Yapamam dedim boşuna heveslenme
Dün eve döndüğümde boş buldum evi
Yelda denilen o namussuz
Yükte hafif ne bulduysa götürmüş
Sildim artık onu gönül defterimden
Yinede teselli buldum kendi kendime
Ya evimi de verseydim o haine
İnan, konu komşu nasılda gülerdi halime
Özcan NEVRES

BİR DOSTA MEKTUPLAR 4
Yine sitem ediyorsun be dost
Haklısın çok zaman oldu yazmayalı
Çok çile çektirdi bana o eski sevgili
Dost dediğin kendi dertlerine
Dostlarını ortak etmemeli
İyi haberler yazayım diye
Çok geciktirdim bu mektubu
Dedim ya dert dediğin
Hele bir yakana sarılmış olsun
Kesilmez arkası sıralanır peş peşe
Bir hafta oldu Yelda’nın kocasının geldiği
Dost dedi bilesin seni çok sevdiğimi
Aylar oldu hep seni düşlediğimi
Düşündüm ki biri birini çok sevenleri
Aradan çekilip kavuşturmak gerek
Hele bu gece kuralım çilingir soframızı
İçelim doyasıya kuracağımız
Yeni dünyamızın şerefine
Kurduk çilingir soframızı
Yanı başımızda mangal bol dumanlı
Parlattık kadehleri tek tek
Taaaa gece yarısına dek
Dost dedi çok üzgünüm aylardır
Seni tanıdığım karakoldaki günden beri
Dedim çık aralarından bırak onları baş başa
Ne çare ki boşanmak için çokça para gerek
Belli ki bana tezgahlamakta yeni bir kelek
Dedim siz sevmişsiniz ki biri birinizi
Yıllardır sürdürmüşsünüz evliliğinizi
Çıkmak ise benim için gerekli
Unutun beni bunca yıl unuttuğunuz gibi
Ne pişkin adammış bu be dost
Beş yüz milyon verirsen eğer
Hemen aradan çıkarım demez mi
Sabah ilk işim ona kapıyı göstermek oldu
Sildim Yelda’yı defterden ömrüm boyu
Olanlar benim uyuz tarlama oldu
Yitip gitti parası kelekliğim de cabası
Gönül boş cüzdan boş kaldık sap gibi ortada
Bakalım daha ne çileler var gelecek günlerde
Özcan NEVRES

İR DOSTA MEKTUPLAR 5
İşte böyle dost işte böyle başıma gelenler
Gizlemek nafile her kes duymuş olan biteni
İnan bana dost kahveye çıkamaz oldum
Karar verdim bu kenti terk edip gitmeye
Yaş yetmiş iş bitmiş derler adama ama
Ben atmışında tükenmişim inan bana
Nereye gidersin, nereye demir atarsın bu yaşta
Özlem duyuyorum senin gibi bir can dosta
Evi satayım dedim uygun bir fiyata
Alıcılar almak isterler yok pahasına
Belki sabret acele etme diyeceksin ama
Sabrım kalmadı bu alaycı insanlara
Gitmeliyim çok, çok uzaklara
Yeni bir dünya kurmalıyım oralarda
Belki beni candan sevecek birini bulurum
Belki iyi bir yuva için birine kul olurum
Olmadı dost olmadı, çok ters geldi bu kent bana
Bu kentte yitirdim tüm umutlarımı
Doğup büyüdüğüm bu kentin yabancısı oldum
Küllenen bir aşkın parlayan ateşi yüzünden
El aleme rezil kepaze oldum
Gidiyorum bu kentten dönmemecesine
Yazmakta çok gecikirsem sakın üzülme
Hele yerleşeyim bir gurbet eline
Yazarım sana yine olup bitenleri
Bakalım zaman ne gösterir
Ömrümün bu son döneminde
Özcan NEVRES

BİR DOSTA MEKTUPLAR 6
Dost bir başka diyardan yazıyorum bu kez sana
Turistik bir ilçenin unutulmuş bir köyünde
Kiralık bir ev edindim kendime
Günüm gecem kahvehanede geçiyor
Benim gibi emekliler arasında.
Okey oynuyoruz çayına kahvesine
Bazen de laflıyoruz umum dertler üstüne
Can arkadaşlar yeni dostlar edindim
Aralarında tarlası bahçesi. olanlarla
Açılıyoruz yem yeşil kırlara
Meyve bol her türlü ot var burada
Yüz yaşındaki ihtiyarların yamaçlara
Keçi gibi tırmanmalarını anlayamadım
Çaydan çok kekik va andız tüketilir burada
Dediler işte bu işin sırrı da burada
Yol boylarına yazmamışlar boşuna
Tanrı uzun ömürlü olmasını istediğini
Atar bizim bu bakımsız unutulmuş yöreye
Az sonra kuracağız çilingir sofrasını
Hilmi’nin çardak kahvehanesinde
Şarabın en ucuzu ve sahanda yumurta
Dolunay dorukta ve şarkılarımız ayyukta
Bir masal gecesi yaşayacağız hep birlikte
Keşke sen de olsaydın bu gece
Bizim bu çilingir alemimizde
Hele biraz daha yer edineyim kendime
Gel diyeceğim sana, gel sen de katıl bize
Özcan NEVRES

BİR DOSTA MEKTUPLAR 7
Merhaba dost yeni dünyamdan merhaba
Mutluluklarla doluyum bu köyde inan bana
Babadan kalma evi sattım geçende
Bir bağ evi aldım köyün dışında bir yerde
Bir dönümden fazla bir bahçenin içinde
Kuyusuna bir tulumba koydum
Kolunu bağladım rüzgar pervanesine
Aralıksız çalışsın bahçeyi sulasın diye
Bir havuz yaptırıyorum suyun önüne
Kameriye de yaptıracağım günün birinde
Bir de rüzgar pervanesi kurdum
Bedava elektrik üretsin aküyü doldursun diye
Kümeslerde tavuk tavşan üretiyorum
Hormonsuz sağlıklı et yiyeyim diye
Kasaplarla kavga etmiyorum artık
Eti neden yağlı verdin diye
Bir de keçi aldım sütünü sağayım diye
Soğuk suyu alıyorum bahçedeki kuyudan
Birde dolap edindim aküyle çalışan
Hani derler ya hava bedava su bedava
Benim için artık yaşamak bile bedava
Bir gereksinimim kaldı kaşık düşmanına
Hele şu bahçeyi doldurayım sebzeyle meyveyle
Tez çıkacağım onu da arayıp bulmaya
Özcan NEVRES

BİR DOSTA MEKTUPLAR 8
Dost mutluluktan uçuyorum inan bana
Suya havuz yaptırdım tam yirmi tonluk
Bahçeyi doldurdum meyve fidanlarıyla.
Arasına diktim çeşit, çeşit sebzeler
Su yollarına fesleğenler kral kızları diktim.
Yakın bir koyun çardağındaki gübrelerden
Çokça taşıttım bu minik bahçeme
Öyle verdim ki kendimi bahçeme
Yelda’yı unuttum geçmişimle birlikte
Varsa yoksa keçim, tavşanlarım, tavuklarım
Birde çukur açacağım ördeklerim yüzsün diye
Bir görsen kümeslerdeki halimi
Beslediğim hayvanlardaki sevgi selini
Tavşanlar almak için otun en tazesini
Ayaklarımda dolanıyorlar fino köpeği gibi
Tavuklar çevremde güvercinler gibi
Dün topladığım sebzeleri
Yükledim benim külüstüre
Götürdüm ilçemizin pazarına
Kapış kapış gitti sanırsın bedava
Cebim doldu çokça parayla
Ne güzelmiş emeğin bedelini almak
Para bol ya be dost gittim bir bakkala
Bir kasa rakıyı koydum bagaja
Akşamı topladım dostlarımı bahçeme
Açtım iki şişeyi koydum önlerine
İkide piliç çevirdik mangal üstünde
Ne gazeller çektik ne şarkılar söyledik
Kargadan beter seslerimizle
Sürdü alemimiz gece yarısında bile
Hoşça kal dost iyilikler dileğiyle
Özcan NEVRES

BİR DOSTA MEKTUPLAR 9
Yandım dost yandım ta ciğerimden
Ateş fışkırıyor inan her yerimden
Yetiştirdiğim sebzeleri her hafta
İlçemizin pazara götürüyorum ya
Orada rastladım gönlümün sultanına
Nasıl çarpıldım bilemezsin
Bir afeti devran ki anlatamam
Yaşı kırk beş belki de elli
İnan adama oynatır çiftetelli
Bir güzel ki anlatılmaz
Dün pazarda sohbet ettik biraz
Sordum evli misin diye
Yüzüme baktı hüzünle
Dedi nerede bende o şans
Kalbim duracak sandım
Konuşamadım tutuldum kaldım
Neden sonra toparlandım
Dedim yıllardır ben de yalnızım
Çok uzun yıllar oldu boşanalı
Çocukların var mıydı diye sordu
Yalnızım dedim,
Yok ne arayanım ne de soranım
Yalnızlık zor dedi,
Bir kısmetin çıksa da evlensen
Dedim ya kısmetim sensen
Güldü, olabilir dedi şayet sen istersen
Yandım dost yandım,
Yıllardır ayrıyım ama boşanamadım
Bindim otobüse vardım Ankara’ya
Hani benim memuriyetteyken edindiğim
O bildiğin geniş bahçeli evim var ya
Bak hanım yıllardır ayrıyız
Yeter artık bunu bir sona bağlamalıyız
Bırak yakamı kabul et boşanmayı
Bu ev helal olsun sana anamın ak sütü gibi
Neyse ki direnmedi
Evi verirsen boşanırım dedi
Avukat takip ederken bu işleri
Döndüm geri
Beklerken ilçedeki pazarı
İçim içime sığmaz oldu.
Sözdü, nişandı oyalarken onu
Bekleyeceğim o mutlu sonu
İşte böyle dost, ulaşacağım muradıma
Dilerim darısı da senin başına
Özcan NEVRES

BİR DOSTA MEKTUPLAR 10
Gülmedi yüzüm be dost gülmedi gitti
Geçtiğimiz hafta geldi beklediğim haber
Boşandın artık gözün aydın dediler
Günleri iple çekiyordum inan
Pazarın gelmesiydi dileğim
Geldi çattı sabırsızlıkla beklediğim
Yükledim sebzeleri benim külüstüre
Düştüm bizim ilçe pazarının yoluna
Erkenden kurdum tezgahımı
Beklemeye başladım gönlümün sultanını
Tezgahta sebzeler bitti Pazar dağıldı
Gelmedi benim gönlümün sultanı
Yüklendim onun için ayırdığım sebzeleri
Düştüm az buçuk bildiğim yola
Tarif ettiği yere geldiğimde
Devamlı bir müşterim çıktı karşıma
Dedim Ayten hanım ayırtmıştı bunları
Gelmeyince bari kendim getireyim dedim
Ne yazık ki evini tam bilemedim
Dedi aha evi şu ama üç gün oldu gideli
Yazlıkçıydılar onlar
Bir hafta kadar oldu kontratları biteli
Dedim onlar buralı değiller miydi
Yok dedi ilk bu yıl gelmişlerdi
Sessizce çekip gitti sanmam bir daha geleceğini
Şaştım kaldım bilemedim ne diyeceğimi
Dönüp geldim açtım yedi yüzlük şişeyi
Bitirdim tümünü yine kesmedi
Teypte dönerken peş peşe hüzün şarkıları
Ağladım ağladım tükendi gözümün yaşları
Yıllar anlamadan geçti yaş ilerledi
Gülmedi şu bahtım be dost hiç gülmedi
Derler ya ön tekerlek nereye giderse
Arka tekerlekte gider onun ardından
Belli ki biz kurtulamayacağız bu yangından
Özcan NEVRES

BİR DOSA MEKTUPLAR 11

Nasıl anlatayım be dost nasıl anlatayım
Ne yapsam ne etsem bilemiyorum
Her gece bir yedi yüzlük deviriyorum
Kesmiyor be dost kesmiyor yanıyorum
Dün akşam kameriyede kurdum sofrayı
İçmeye başladım ölümü ararcasına
Mehtabın aydınlatamadığı koyu gölgelerde
Ayten’i gördüm uçuyordu o gölgeden bu gölgeye
Onu yakalamak için yerimden fırladım
Ayağıma bir dal takıldı yıkıldım kaldım
Sızdım orada gün ağarırken uyandım
Sabahın ayazıyla zor geldim kendime
Uzun uzun düşündüm nerede yanlış yaptım diye
Yaş atmış olsa da insan delicesine seviyor yine
Ayten bu oyunu niye yaptı bana bilmesem de
Seviyorum onu hem de delicesine
Onu sordum, soruşturdum bilen yok
Anlarsın ya bu aşktan bana hayır yok
Sileceğim tüm kadınları gönül defterimden
Unutacağım onları, tıpkı senin unuttuğun gibi
Özcan NEVRES

BİR DOSTA MEKTUPLAR 12
Yaz bitti dost, yapraklar sarardı
Yalnızlıktan içim, dışım karardı
Koca yaz bir vefasıza bağlandım
Belli oldu, bu kış ta yalnız kaldım
Sararan yapraklara hüzünle daldım
O yapraklar kadar umarsız kaldım
Az kaldı saçılıp yok olmalarına
Rüzgarın önünde savrulmalarına
Kendimi düşündüm ve ilerleyen yaşımı
O son noktaya uzak mıyım, yakın mı
Bu gün olan gücüm yarına kalır mı
Bir inat uğruna boşadım karımı
Başkasını onun yerine koymak kolay mı
Yanlış yaptım dostum, çok yanlış
Yeni bir sevgili dedim çıktım yola
Olmadı dost olmadı ne yaptıysam da
Gönül defterimi kapattım verdim mola
Gençlikteymiş etrafımızda pervane olanlar
Yaşlılıkta, ne koparacağız diye bakarlar
Umudum Yelda dedim tokatlandım
Umudum Ayten dedim aldatıldım
Sap gibi ortada bir başıma kaldım
Çocuklarım bile yüz çevirdiler
Annemizi istemeyeni, istemeyiz dediler
Bir labirentin içindeyim çıkışı belli değil
Çepel bir yoldayım aşılması kolay değil
İçimdeki fırtınayı anlatamam sana
Bu hayat artık çekilmez geliyor bana
Bir ipin ucunda son verirsem yaşamıma
Sevin dostum bu azaptan kurtulduğuma
Elveda diyerek son veriyorum mektubuma
Özcan NEVRES
Bir Dosta Mektuplar 13
Çok oldu sana yazmayalı dost çok oldu
Ayten’i yitirdiğimden beri
İnan elim kalem tutmaz oldu
Nice geceler uykusuz kaldığımda
Hep sen geldin yadıma
Bir küsüş küsmüştün ki kadınlara
Tümünün adını anmaz olmuştun
Kızardım sana, vefasızlığına
Boş verdim o vefasız Yelda’yı
Ah… o Ayten var ya vefasızın vefasızı
Dinmez oldu yüreğimdeki sızısı
Unutmak nasıl olur anlatır mısın bana
Unutur mu bunca acıya katlanan
Uğrunda ölümü bile göze alan
Terk edilmişliğin acısıyla yanan
Unutamıyorum dostum unutamıyorum
Öylesine derin ki yaram
Kaç gün oldu unuttum
Açtım yedi yüzlük şişeyi
Kesmedi açtım yenisini
Efkar bastı ağladım doyasıya
Öylesine bağlanmışım ki
O Ayten denilen vefasıza
Onsuz yaşamaktansa dedim
Son vereyim yaşamıma
Kalktım kalınca bir ip buldum
Bağladım ucunu salıncak halkasına
Öbür ucunu düğümleyip taktım boynuma
Devirdim ayağımın altındaki sandalyeyi
Bre aman yaşamak ne güzelmiş meğer
Uğraştım kurtulmaya ne gezer
Yaşam gözlerimden ne tez siliniyordu
Gözlerimi açtım hastanede
Bir de baktım baş ucumda
Bizim Nevres oğlu
Kahya oğlu da derler ona bilirsin
Meğer o kesmiş boynumdaki ipi
Nasıl da yetişmiş tam zamanında anlayamadım
Anlayacağın dost son anda yırttım kefeni
Yaşamak güzelmiş umarsız olsan da
Nevres oğlu demediğini komadı bana
Değer mi be kardeşim değer mi
Vefasız bir kadın uğruna ölmek
Hem de bu güzel dünyaya
Kirli bir ipin ucunda veda etmek
Ne söylese haklıydı Nevres oğlu
Yaşamak gerekir son nefese dek
Hem de en güzel sevgilerle dolu dolu

9 Aralık 2001 Özcan NEVRES

Bir Dosta Mektuplar (14)
Dost umarsızlıklar sardı dört yanımı
Sanki bir bataklığın içindeyim umarsız
Debelendikçe batıyorum en derine
Gidiyorum pisi pisine bir ölüme
Tutunmak istediğim dallar kırılıyor bir bir
Tutsağı olduğum alkole inan doyamıyorum
Demlendiğim masanın başında sızıp kalıyorum
Yüreğimdeki o derin yarayı söküp atamıyorum
Üç beş gün oldu hastalanalı
Geçer diye aldırmadım
Dün doktora gittim tahlil istedi
Bu gün yaptırıp götürdüm doktora
Sıra beklerken cep telefonum çaldı
Oğlum aradı sanma hatırımı sordu diye
Bir imzam gerekiyormuş acele
Dedim doktordayım az bekle hele
Çok kötü kızdı dedi doktora selam söyle
Bunun nasıl bir küfür olduğunu var sen belle
Dost sakın evlenemedim diye üzülme
Gör halimi şükret kendi haline
Zaman değişmiş dost zaman değişmiş
Saygı kalmamış kendilerini yetiştirenlere
Gece yarılandı uyku gelmez oldu gözüme
Doktor içkiyi bırak dedi ya inadına
Dolaptaki şişelerden ayıramıyorum gözümü
İçimde bir dürtü kalk ulan Behçet diyor
Aç şişeyi koy önüne iç içebildiğince
Karaciğerin iflas etmiş kime ne
Çocuklarından görmedin vefa
Ayten’e aşık oldun bulmadın sefa
Varsın ömür tükensin
Dünyaya kazık çakacak değilsin ya
Ölüm dediler mi ürperirdim
Umutla ölümsüz olmayı dilerdim
Ne umutlarım kaldı ne de yaşama zevki
Ölümü arar oldum en güzel olgu gibi
Bitsin bu çileli ömür bitsin be dost
İki dostum kalmıştı bu dünyada
Biri sen biri de şişemdeki rakı
Biri çok uzaklarda
Birini de doktor yasakladı
Anlarsın ya dostum
Bu dünyada yaşamanın zevki kalmadı
Özcan Nevres 3 Şubat 2002

Bir Dosta Mektuplar 15
Bahar geliyor dostum bahar
Bu gün bahçemi gezdim
Yeni bir hevesle
Aylar olmuştu gezmeyeli
Diktiğim fidanlar var ya
Gözler kabarmış
Yakındır belenmeleri yeşile
Her yıl hazan mevsiminde
Sararmış yapraklar savrulurken
Ölümü çağrıştırır sanki
Nasıl da üzülür insan
Baharda biter hüzünler
Yeni bir doğuşun sevinci başlar
Bu gün baharla birlikte
Yeni doğmuş gibiyim
Elimle diktiğim fidanlar
Bu yıl ürün verecekler
Koca kış ihmal etmiştim onları
Yabani otlar sarmış kökleri
Hele tavı gelsin yerin
Vuracağım çapayı derin derin
Yelda’yı Ayten’i düşleyeceğim
Çapayı kafalarına vurur gibi
İkisini de otlarla gömeceğim
İhanetlerinin bedelini ödetir gibi
Dün gece yine onları gördüm düşümde
İkisi de gel diyorlardı
Kim bilir benden yine ne istiyorlardı
Unutamıyorum be dost o iki haini
Aldatılmak mı etmişti beni onların esiri
Yoksa bir türlü alışamadığım
İçime sindiremediğim yalnızlık mı
Yazsana bana dostum yazsana
Kadınsız nasıl yaşadın bunca yılı
Anlattıkların belki umarım olur
Kadınsız yaşamayı öğretir bana
Hoşça kal sevgili dost hoşça kal
Tez zamanda aydınlat bu dostunu
Özcan NEVRES
23 Mart 2002

Bir Dosta Mektuplar 16
Dost Diktiğim fidanlar ağaç oldu
Dalları yıkılırcasına meyve doldu
Meyveleri toplayıp götürüyorum pazara
Müşteri bol cebim doluyor para
Horoz ölür gözü çöplükte derler ya
Benim de gözüm körpe kadınlara
Yaş yetmiş iş bitmiş derler ama
Yetmişe varmaya üç beş yılım var daha
Geçende bir kadın geldi benim tezgaha
Yaşı kırka varmasına var daha
Sordu çoluk çocuk yok mu
Hep seni tek görüyorum burada
Dedim yapayalnızım bu dünyada
Zor dedi yalnızlık hele bu ilerlemiş yaşta
Takıldım ona çok gencim daha
Saymazsan geceleri yaşım otuzunda
Güldü bir görseydin gülüşünü
İçim cız etti eridim bittim
Ya senin yaş kaç saymazsan geceleri
Dedi yirmiye varmaya epey var daha
Ya sende çoluk çocuk kaç tane
Kaçırdım tireni evlenemedim daha
Ah dedim ah kader utansın
Neden daha önce çıkmadın karşıma
Hayıflanma dedi tren kaçmadı daha
Yaştansa sıkıntın takma sakın kafana
Yaşın ne önemi var gönüller bir olsun
Niyetin ciddiyse evlenirim seninle
Tantanaya gerek yok sade bir nikah yeter
Şaşkınlıktan dilimi yutacaktım
İnanamadım söylediklerine
Dalga geçiyor sandım
Dedi satacak bir şeyin kalmamış topla tezgahı
Sevinçten uçacaktım tez kapattım tezgahı
Bindik benim külüstüre
Tez ulaştık sahildeki gazinolardan birine
Açtırdık bir yedi yüzlük bolca da meze
Yedik içtik keyfimiz yerinde.
Akşam oldu hava karardı
İçimi acı bir hüzün sardı
Vedalaşıp ayrılacaktık
Ya bu da ötekiler gibi terk ederse
Hadi dedi götürsene beni evine
Duyduklarıma inanamadım döndüm serseme
Sordum evime mi dedin anlamadım
Şaşıracak ne var bunda
Evin varken otele gidecek değiliz ya
Bindik benim külüstüre çıktık yola
Bu işin sonu nereye varacak hayır mı ola
On gün oldu sürüyor birlikteliğimiz
Nikahtan yok söz ettiğimiz
Bir hinlik var mı bu işte bilmiyorum
Hoşca kal dost olacakları yine yazarım
Özcan Nevres 8 Haziran 2002

Bir Dosta Mektuplar 17

Mektubunu okuduğumda çok şaşırdım
Ağırdı yazdıkların hiç hoşlanmadım
Dost acı söyler gerçek dostsa eğer
Yazdıkların nasıl etkiledi beni anlatamam
Nice zamandır Semra ile birlikteyim
Dost muyuz eş miyiz belli değil
Çağırdım onu aldım karşıma
Dedim bu ne iştir anlayamadım
Üç ayı geçti birlikteliğimiz
Ne nikaha razı oldun ne yatağa girdin
Amacın ne ise söyle de bileyim
Dedi bu bahçen çok güzel
Bir başlık parasına eder bedel
Yap üstüme bahçeyi kıyalım nikahı
Fırladım yerimden tuttum yakasını
Dedim tez terk et evimi
Yoksa kırarım her yerini
Kolay değil dedi benden kurtulmak
Giderim jandarmaya kaçırıldım derim
Üç aydır hapisim elim kolum bağlı
Düşün başına neler geleceğini
Bıraktım yakasını uzandım yatağa
Nasıl kurtulurum bu beladan bulamadım
Sabaha dek dolandım yuvarlandım
Sonunda verdim kararımı rahatladım
Silahımı gizlediğim yerden çıkardım
Silahı da dayadım burnun dibine
On tane on milyonluk çıkarıp attım önüne
Sen bunlara bile değmezsin ama
Yiğitlik bende kalsın var sen git yoluna
Parayı alıp koydu cebine korkuyla
Tez hazırladı pılısını pırtısını düştü yola
Hep doğruları yazdın bana anlayamadım
Geçmişi silmek mümkün olsaydı eğer
Sözünü dinler gider af dilerdim
Çiğnerdim gururumu olsa da ölümden beter
Özcan Nevres

Bir Dosta Mektuplar 18

Dost çok acı yazmışsın ama alınmadım
Söylediğin doğruları yadırgamadım
Küçük radyomda çalarken hüzzam şarkılar
Kapandım masaya ağladım geçti saatler
Yanlışlığı anladım bitti mutlu günler ne çare
Cesaretim yoktu gidip af dilemeye
Tanıdık bir sesle irkildim baktım kim bu diye
Yıllardır görmediğim oğlumu görünce
Dondum kaldım göz yaşlarımı saklayamadım bile
Sarıldık birbirimize hasret giderircesine
Dedi baba ne bu halin bu göz yaşları niye
Dedim hasretinizdir pişmanlığımdır ne dersen de
Üzülme artık bak geldim seni götürmeye
Gidemem dedim
Utanırım annenden girerim yerin dibine
Dedi annem az göz yaşı mı döktü ardından
Sen burada annem orada dökülen yaşlar boşuna
Ortada ne fol var ne yumurta ne de bir neden
Bu anlamsız ayrılık nedendir bilemem
Eh de gelsin annem nikahı kıydıralım yeniden
Ben çok sevinirim annen ne der bilemem
Telefon etti çağırdı annesini tez gel dedi
Ertesi gün kızımızla geldi sarıldılar boynuma
Geçmişi hiç yaşamamışlar gibi
Hemen koyuldular işe temizlik badana
Oğlum ise nikah işlemlerinin peşinde
Dediler çok sevdik burayı uzak olsa da denize
Yazları oyun oynar torunlarınız şu düzlükte
İşte dost tüm acılar bitti sayende
Sünger çektik geçmişimize hiç yaşanmamışçasına
Özcan Nevres

Bir Dosta Mektuplar 19
Olmadı be dostum olmadı
Evlilik bana mı uymuyor
Yoksa Ben mi evliliğe
Eşim işinden geç döndü diye
Kırdık yine kabağı iyiden iyiye
Döndüm yine köydeki evime
Komşu Hatice nine geldi
Hoş geldin dedi sevgiyle
Hoş bulduk dedim hoş olmasam da
Dedi yalnız gelmişsin niye
Dedim alnıma yalnızlık yazılmış
Yazgıyı değiştirmek kolay değil be nine
Kırdık kabağı hanımla yine
Bu işte bir terslik var be oğul
Zırt pırt bu ayrılık niye
Dökün eteğinizdeki taşı verin el ele
Dediklerin doğru be nine
Maçoluk işlemiş ciğerime
Gel be oğul dedi hele gel şöyle
Kameriyede oturduk diz dize
İhtiyarlık rezilliktir bir bak halime
Daha elim ayağım tutsa da
Muhtacım yine benim cadı geline
Sende de yaş dayanmış yetmişe
Kim tutar seni elinden düşünsene
Kim sana varır bu yaştan sonra
Malına göz koymuştan başka
Aklını başına topla ey oğul
Evladın kötüsü olmaz
Yeter ki arayı bozma
Biz ne günler gördük geçirdik
İyi günler geride kaldı
Önün ise oldukça karanlık
Ya bir gün yatalak olursan
Yatağında kurtlanıp kalırsan
Can bedenden kolay çıkmaz be oğul
Derim tez dön git evine
Düşme sakın eller eline
Kafam karıştı be dost
Ninenin söylediklerine
Sen de yıllardır yalnızsın
Kuşkun var mı geleceğe
Dost aydınlat beni ne olur
Yaşanır mı yalnız sence
Özcan Nevres

Bir Dosta Mektuplar 20
Dostum mektubunu alınca şaşırdım
Senin mutlu olduğunu sanırdım
Karışan yok görüşen yok
Yat diyen de yok kalk diyen de
Peki bu karamsarlığın ne böyle
Eskiden evliliğin adını anmazdın
Şimdilerde evlenmediğin için pişmansın
Çocukların yok diye üzülme sakın
Elden ayaktan düştüğünde
sanma ki bakacaklar sana
Devir değişti dostum
Evlat babayı baba evladı tanımıyor
Dün bir efkar bastı gönlüme
Yalnız içmeye içim elvermedi
Gittim Çakırın Meyhanesine
Bir duble bir duble daha derken
İpin ucunu kaçırdım iyiden iyiye
Teypte çalan şarkıya takıldı kafam
Kırılsın ellerim neye yarıyor
Gençliğim gidiyor tutamıyorum
Tanrım vermiş bana yorgun ayaklar
Bahtımın peşinde koşamıyorum
Benim için yazılmıştı sanki sözleri
Kapandım masaya
Yitip giden gençliğime uzun uzun ağladım
Neden ben ömrümde hiç mutlu olamadım
Suç bende mi çevremde mi anlayamadım
Ellerime baktım küçülmüşlerdi sanki
Bu ellerle mi yakalayacaktım gençliğimi
Gençlik uçup gitmiş
Ayaklarım zor taşıyor bedenimi
Pişmanlık sardı tüm bedenimi
Bir ses tokmaklar gibi sarstı beynimi
Dedi salak niye yıktın yine yuvanı
Eve zor attım kendimi
Kapandım yatağa ağladım uzun uzun
Tükendi göz yaşlarım yandı gözlerim
Dönüşü yok çıktığım bu yolculuğun
Ölmek mi yoksa tek kurtuluşum
Dostum çok ama çok perişanım
Özcan Nevres

Bir Dosta Mektuplar 21
Dost günledir bahçe işinden kalkmadı başım
Hep kuru yiyeceklerle oldu aşım
Akşamları bir küçük şişe oldu arkadaşım
Sırrıma ortak olacak olmadı bir candanım
Bahçede iş bitmez ama çok yoruldum
Bahçeme sevgiliymiş gibi kul oldum
Dinlenmeye karara verdim astım işleri
Bir yıl olmuştur külüstürü değiştireli
Külüstüre göreydi bu bozuk köy yolları
Bindim arabaya bastım gaza
Aldırmadım ara sıra altı vursa da taşlara
Ana yola çıkınca yüklendim gaza
Aman Tanrım gördüğüm rüya mıydı
Anlayamadım yoksa serap mıydı
Mini şortlu iki bayan işaret etti dur diye
Bastım frene neredeyse çıkacaktım üstlerine
Dediler aman dostum nedir bu telaş
Kaçmasaydık çıkacaktın üstümüze
Dedim arabayı yeni aldım acemilik işte
Sordum yolculuğunuz nereye diye
Dediler yabancısıyız buraların
Biliyorsanız siz gösterin yolu bize
Dedim sahile gidiyorum gönül eğlendirmeye
Orta yaşlı olanı dedi sahil güzel mi bari
Deniz temiz kumsal temiz istediğin ne
Gazinolar temiz biraz da ucuzsa eğer
Gönül biraz kafa çekmeyi ister
Desenize kafalar gibi gönüller de denk
Bize düşer çılgıncasına eğlenmek
Sahile yakın bir yerde arabayı park ettik
Yürüdük Tombul’un gazinosuna gittik
Yedik içtik eğlendik deniz kum bahane
Gece yarısı geçmişti haylice
Dediler bu saatten sonra
Otel aramak enayilik bizce
Ne kaldı sabaha uzanırız kumlar üstüne
Olmaz dedim köydeki evim ne güne
Dediler eşin ne der bizi görünce
Dedim düşündüğünüz şeye bak hele
Eşim olsaydı olmaz mıydı yanımda
Düştük yola vardık bizim köye
Serildik her birimiz bir köşeye
Belki de talih ilk kez gülecek yüzüme
Onlar uyurlarken bu mektubu aldım ele
Olacakları yazmam için ne olur biraz bekle
Özcan Nevres

Bir Dosta Mektuplar 22
Dost mektubunu çok bekledim
Yazmayınca yazmak yine bana düştü
Demiştim ya iki hatun konuğum var
Aldıkları alkolden mi ne
Sabah çok geç kalktılar
Günaydın diyeceklerine
Çayı koydun mu dediler
Tepemin tası attı
Sordum sizin elleriniz topal mı
Genç olanı kalkıp sarıldı boynuma
Dedi koy maçoluğu bir yana
Ne biliriz biz çay nerde şeker nerde
Haklı olana ne denir
Gösterdim suyu çayı demliği
Geçti ocağın başına
Şakılar söyleyip çayı demledi
Orta yaşlısıysa
Her şeyi ayağına bekledi
Sordum nedir senin bu tembelliğin
Dedi ben ondan kıdemliyim
Şaştım bilemedim ne diyeceğimi
Gönlüm gencinden yana ama
Yaş farkı çok korkutur beni
Gerçi fol yok yumurta yok ortada
Gel de anlat bunu kalın kafama
Gönlüm hep gençlerden yana
kahvaltıda oturduk genciyle yan yana
Dizimle dokundum biraz bacağına
Meğer o da yangınmış bana
Oynaşırken öyle bacak bacağa
Sezdi arkadaşı fena bozuldu
Kalktı hışımla masadan
Ben gidiyorum dedi bu iş burada bitti
Hemen topladı küçük valizini
Etme eyleme dediysek de kar etmedi
İzin ver götürelim seni kasabaya
İstemez dedi yürüyerek de varırım oraya
Yürüyüp düşünce yola
Koy ver gitsin dedi arkadaşı
Zaten ikimizden biri fazla
Gönlün beni diledi fazlasını takma kafana
Biraz bekledik döner mi diye
Dayanacak hal kalmadı ikimizde de
Soyunup girdik yatağa
Yaşamak güzel be dost
Olursa böyle delicesine
Özcan Nevres

Bir Dosta Mektuplar 23
Dost anladım ki dargınsın bana
Çok bekledim yazmanı ama
Yazmadın belli ki yazmayacaksın da
Yazmalıyım sana başıma gelenleri
Hep sen haklı çıktın yazdıklarında
Nasıl bir belaya çattığımı sorma
Başımda kalan o yosma var ya
Ne düşkünmüş yataktaki hayata
Çaresiz gittim tanıdığım bir doktora
Yazdırdım bir mucize ilaç viyegra
Yaş geçmiş beden yıpranmış ama
Güç verdi o bildiğin olaya
Çok sürmedi düştüm elden ayaktan
Ölümle kalım arasındayım hala
Dün taburcu oldum hastaneden
Eve döndüğümde yosmam hazırlıkta
Dedi götür beni bırak bulduğun yere
Bıktım senin gibi moruğa katlanmaya
İşte yol dedim sana uğurlar ola
Kabahat bende dedi
Kul oldum senin gibi oduna
Dedim ben değildim
Balıklama atlayan yatağa
Dedi aldanmışım altındaki arabaya
Ve birde yeşillikler içindeki bu eve
Ne bilirdim senin fos olduğunu
Bunca gün yaşadık güzellikler içinde
Ayrılırken dost bile kalamıyorum seninle
Arabanla götürseydin beni ilçemize
Belli olmaz belki döner gelirdim yine
Git dedim ne olur çabuk git
Görmek istemiyorum seni bir daha
Amacın bedava tatil yapmakmış
Söylediklerinin hepsi bahane
Eğer can bir dost olsaydın benimle
Bırakıp gider miydin bu hasta halimle
Sırtlayıp valizini düştü yola
Bakıp kaldım arkasından hüsranla
Halim olsaydı arabamı kullanmaya
Geçirdiğimiz onca iyi gün hatırına
Götürürdüm onu yine bir gazinoya
Yer içerdik tanıştığımız ilk günkü gibi
Vedalaşırdık öpüşüp koklaşarak
Çiçeği burnunda iki aşık gibi
Gençlik uçtu gitti posası kaldı geride
Haklısın sen yine
Bundan böyle aşık olmak neyimize
Özcan Nevres

Bir Dosttan Mektuplar 24
Dost mektubun yeni geçti elime
Sen de pişmansın benim gibi ettiklerine
Çok hastayım pişmanlık çöktü yüreğime
Gidip af dilese miydim ben geldim diye
Korktum dayanamam bu büyük utanca diye
Demezler mi umarsız kalınca aramak niye
Umarsız kalmak ne kadar zormuş
Hastalık bedenimi nasıl da sarsmış
Halim yok şuradan şuraya gitmeye
Dün o yaşlı komşu kadın geldi yine
Dedi ne olmuş sana böyle
Hiç bakmaz mısın şu perişan haline
Dedim hangi derdime yanayım
Dert bir değil ki üstesinden geleyim
Yalnızlığıma hastalık da eklenince
Dizlerimde takat tükenince
Umarsızlık çöktü yüreğime
Ölümü kurtuluş bellercesine
Kalk dedi kalk beni kötü söyletme
Tanrı isterse can gider isyanın niye
Belli ki miskinlik çökmüş yüreğine
Kalk git dedi o çardağa benzer yere
Ben gelinceye kadar orada bekle
Hazırlarken sana can verecek yiyecekleri
Ciğerlerine biraz temiz hava girsin bari
Sigara dumanından duvarlar sararmış
Ciğerlerin ne haldedir düşün gari
Çıktım üç adımda bir dinlenerek
Soluk soluğa vardım çardağa
Mecalsiz attım kendimi tahta koltuğa
Aldırmadım üstündeki toza pisliğe
Az sonra komşum geldi elinde tepsiyle
Dedi masadaki bu pislik ne
Ellerin mi kırıldı silmedin niye
Dedim halim yok derdim çok
Ne olur birde sen azarlama
Hemen kuyudan bir kova su aldı geldi
Masayı yıkadı güzelce temizledi
Dizdi masaya tepsiyle getirdiklerini
Süt bal tereyağı ve iki de yumurta
Dedi hadi ne duruyorsun zıkkımlansana
Can istemez ama komşu çok kızmış bana
Yemesem kim bilir neler eder bana
Yedikçe canlandım belki inanmazsın ama
Dönüşümde dirildim bana inanmasan da
Komşum dedi senin derdin hastalık değil
Senin derdin yalnızlık bunu böyle bil
Ya bir yoldaş bul ya da dön git evine
Kararsızım dost boşlukta kaldım yine
Özcan Nevres

Bir Dosta Mektuplar 25
Günlerdir yaşlı komşum bakıyor bana
İnan ölen annemi aratmadı bana
Her gün bal süt tereyağı ve kaymak
Bir de şifalı otlarla besledi beni
Kısa zamanda dirilip kalktım ayağa
Dün ilçenin pazarına gittim ilk defa
Niyetim birkaç kuzu almaktı
Onlara bakarak oyalanmaktı
Gelmişken sahile inmemek olmazdı
Oturup bir masaya çay söyledim garsona
Çayımı yudumlarken takıldı gözlerim
Kumsaldaki bikinili güzellere
Biri gelip oturdu yanıma
Kim olduğuna bakmadım bile
Meğer beni terk eden yosmaymış
Dedi yüzüme bile bakmıyorsun niye
İstemez misin seninle dost olalım yine
Kalbim sanki yerinden fırlayacaktı
Ummadığım bir sürprizdi belki de
Beni böylesine heyecana boğan
Bir an terslemek geçti içimden
Gözümü alamadım güzelliğinden
Dedim ihanetin çok derin yaraladı beni
Yiyelim içelim eğlenelim delice
Bittiğinde sen yoluna ben yoluma
Sanma sakın masanın enayisi ben olacam
Masraflar ortak işine gelirse eğer
Dedi canım feda olsun sana
Paranın ne önemi var
Dedim bu gün varma üstüme
Bulmadım daha gerektiğince şifa
Yer içeriz içki başka zamana
Dedi içki bahane takma kafana
Amacım dönmek o güzel günlere
Çok pişman oldum seni bırakıp gidince
İçimi pişmanlık kemirdi sinsice
Dönemedim geri kabul etmezsin diye
Kısa beraberliğimizi unutamadım niye
Seviyorum seni bunu böyle belle
İçimde bir yangın tutuştu yine
Onun vefasız olacağını bile bile
Hadi kalk dedim gidelim bizim eve
Bitmez bu aşk bitir desende
Özcan Nevres

Bir Dosta Mektuplar 26
Peşime takılıp gelen yosma var ya
Meğer ne hünerler varmış onda
Bizim nineden bir iş donu aldı
Bir çekiş çekti ayağına kim tutar onu
Önce evi dip temel temizledi
Avluda temizlenmedik yer kalmadı
Kameriyede ne varsa yıkayıp temizledi
Bitirince gerekli temizlik işlerini
Aldı orağı eline önce biçti nohutları
Bir haftada biçilecek ot bile bırakmadı
Bir çiftçi bulup sürdürdüm bahçeyi
İkimizin de elinde birer çapa
Çapalıyoruz ağaçların diplerini
Dün kasabanın pazarı vardı
Bindik arabaya gittik kasabaya
Tutuştuk el ele yeni evliler gibi
Dolaştık pazarı ne bulduysak aldık
Civcivler ve ördek yavruları
Domates patlıcan ve biber fidanları
Altı tane de kuzu aldık koyduk bagaja
Döndük evimize keyifle neşeyle
Önce kuzuları çıkardık bagajdan
Götürüp koyduk çalı çevrili ağıla
Civcivleri ördek yavrularını koyduk
Önceden temizlediğimiz tavuk kümesine
Fidanları batırdık cıvık çamura
Kuzulardan birini götürdük komşu nineye
Ne sevindi ne sevindi anlatamam
Bu gün çiftçi geldi arıkları açtı
Saldık suyu arıklara diktik fidanları
İşimiz bitince oturduk kameriyede
Kolunu boynuma dolayıp
Başını göğsüme dayadı
Diktiğimiz fidanları seyrettik
Çocuğum hiç olmadı benim ama
Bu fidanlar benim çocuklarım
Sevmek hem de ölümüne sevmek
Kendi elinle dikip yetiştirdiğin her şeyi
Ağaçlar senin fidanlar benim çocuklarım
Ne ben kopabilirim çocuklarımdan ne de sen
Bundan böyle bir bütünüz öyle bil sen
Arada açtık mı bir küçük şişe
Cümle düşman şaşar bu işe
Tut elimi sıkıca bırakma sakın
Ahdimiz ayrımlamamak olsun ölene dek
Çok şaştım dost bu değişiklik niye
Zor dedi dostum zor hayat kadını olmak
Sarhoş masalarında meze olmak
Anladım ki en güzel şey namuslu yaşamak
Özcan Nevres

Bir Dosta Mektuplar 27
Dost ne yazacağımı şaşırdım bir an
Yosmam mı o nohutları tokmaklayan
Tokmakladıktan sonra savurup çuvallayan
Dur durak bilmeden durmadan çalışan
Tüm komşularımla birlikte beni de şaşırtan
Ne cevher varmış bu kadında anlatamam
Ağaç diplerini çapalarken aldı çapayı elimden
Sen daha tam iyileşmedin dedi git dinlen
Tüm ağaç diplerini çapalayıp temizledi
Sebze fidanlarında otları ayıkladı
Arıklar tava gelince fidanları çapaladı
Akşam piliçlerin en irisini yakaladı
Yaktı mangalı donattı masayı
İki bardak duble rakı koydu masaya
Kadeh kaldırdı hadi dostum dedi
İçelim ömür boyu sürecek beraberliğimize
Dedim hastalığım tam iyileşmedi daha
Dedi bir duble rakı buldurur şifa
Mangaldaki et kokusu dağıldı etrafa
Komşu Mestan ağa da geldi yanımıza
Koltuğunun altında bir yedi yüzlük
Elinde kocaman bir horoz debelenmekte
Eşi de geldi elinde bir tepsi nefes nefese
Koydu tepsiyi masanın ortasına
Tereyağlı pilavın kokusuna can mı dayanır
Mestan ağa tez yolup temizledi horozu
Parçalayıp koydu mangalın yanına
Komşum bu gün bizim evlendiğimiz gün
Kırk yıl oldu ama evlendiğimiz sanki dün
Dedik kırkıncı yılı komşularla kutlayalım
Hicran dedi oldu olacak
Alıp geleyim teybi müziksiz kutlama olmaz
Açtık yedi yüzlüğü yeni bardaklar koyduk masaya
Bir eğlendik ki o gece ömür boyu unutulmaz
Gece girdik yatağa sarıldık bir birimize ama
Ah dostum ah o ama olmasa
Birkaç denemede yorulup sızdım
Ertesi gün bakamadım Hicran’ımın yüzüne
Yaş yetmiş iş bitmiş dedikleri doğruymuş meğer
Korktum Hicran’ım terk edip gider diye
Anladı halimi geldi sarıldı boynuma
Dert etme dedi yatak delisi değilim
Ben seni böyle de severim
Nasıl sevindiğimi bilemezsin
İşte böyle dostum dünya daha güzel dönüyor
Güzel Hicran’ımın içtenlikli sevgisiyle
Özcan Nevres

Bir Dosta Mektuplar 28
Dost koca yaz geçti hiç anlamadım
Yetiştirdiğimiz meyveleri sebzeleri
Hicran topladı ben pazarladım
Nasıl bir kadın bu çözemedim
Kazandığımız paranın yarısını
Hicran’a vermek istedim ama
Israr etsem de aldıramadım
Dedi koy paranı bir bankaya
Ak akçe kara gün içindir unutma
Gidip bankaya hesap açtırdım
Tüm parayı Hicran için yatırdım
Belki dersin neden yaptın bunu
Nikahımız yok miras hakkı yok
Ölüversem sap gibi kalır ortada
Söyle nasıl kıyarım ben ona
Dün kızım geldi pür hiddet
Dedi ne işi var bu aşüftenin burada
Kıs dedim çeneni fazla konuşma
Senin anan su dökemez onun eline
Eline ne geçtiyse kırıp parçaladı
Yeter dedim şımardığın anlamadı
Bıktım sizden varın gidin yolunuza
Düşün yakamdan adımı anmayın bir daha
Düşersin dedi muhtaç olduğun bir gün elime
Bu dediklerimi unutma sakın iyi belle
Bundan böyle ne sen benim ölüme
Ne de ben senin ölüne
Herkesçe bu böyle biline
Çekip gitti arkasına bakmadı bile
Evlat acısın evladını yitiren bilir
Ben bu acıyı evladım yaşarken tattım
Gidişinin ardından uzun uzun ağladım
Hicran’ım dedi boşuna ağlama
Ben gidince düzelir her şey
Elini tuttum dedim sakın yapma bunu
Evladım derinden yaraladı sen öldürme bari
Çok yalvardım razı ettim kalmaya
Bir hafta sonra kargoyla bir koli geldi
Açtım gözlerime inanamadım
Kızım bana ait ne varsa kırıp parçalamış
Resimlerimi bile un ufak eylemiş
Bir de kısa bir not eklemiş
İstedim ki babamdan tek bir anı kalmasın
İyi sakla bunları atma sakın
Ölmeden öldürdüğün kızından hatıra kalsın
Yaram büyük dost ölmeden kapanmaz
Yüreğim bu yarayı kolay taşıyamaz
Özcan Nevres

Bir Dosta Mektuplar 29
Dost hastaneden yazıyorum bu satırları
Geçirdiğim bir prostat ameliyatı sonrası
Hicran’ım hiç ayrılmadı yanımdan
Fedakarlık abidesiydi inan bana dostum
Ameliyat öncesi bildirdim çocuklarıma
Ne gelen oldu ne de geçmiş olsun diyen
Belli ki mirasımdır sabırsızlıkla beklenen
Dün hemşire kızın mı dedi bu dolanan
Ne mutlu böyle hayırlı evladı olan
Dedim kızım değil ama kızımdan öte
Onun sevgisi yüreğimin en derininde
Buradan sağ salim çıkmayı göreyim hele
Yaşatacağım onu gönlünün istediğince
Sen ve ben ne talihsiz insanlarız
İkimiz de dünyaya geldiğimize pişmanız
Dost Hicran’ımla değişti yaşamım
Hasta yatağımda nasıl da dolanıyor etrafımda
Dikkat ettim bilezikleri eksilmişti kolunda
Belli ki gitmişti ameliyatım uğruna
Kızım oğlum ve nice dostlar düştü usuma
Hangisinde vefa var söyler misin bana
Çok yakın bildiğim bir dostum vardı
Ağabey bellemiştim onu hem de sırdaşımdı
Hastaneye yattığımda arabamı o kullanacaktı
Ne hastaneye uğradı ne de geçmiş olsun diledi
Az mı işi düşmüştü bana halletmediğim ne kaldı
İyi günlerde yapılanlar çabuk unutulur
Dost dediğin kötü gününde yanında bulunur
Uzaktasın diye sana salmadım haber
Bilseydim çevremdeki dost görünenlerin
Bu denli iki yüzlü ve vefasız olduklarını
Seni aramaz mıydım dostum aramaz mıydım
Yattığım ameliyat masasıydı kalkmamak da var
Ya masada kalsaydım Hicran’ım yalnız ne yapar
Geç de olsa öğrendim herkese güvenilmeyeceğini
Gel be dostum gel artık bu diyarda çok iş var
Çok geçmez sana da buluruz Hicran gibi bir yar
Yalnızlık çok zor bunu sen söyledin
Kaç oldu seni çağırıyorum neden gelmedin
Bak yanı başımda sana uygun bir yer var
Kaçırma bu fırsatı sat oradakileri burayı al
İyi haberler bekliyorum dostum hoşça kal
Özcan Nevres

Bir Dosta Mektuplar 30
Dost sana kötü bir haberim var
Ameliyat sonrası sorunlarım var
Dün doktora kontrole gittim yine
İyice muayene ettikten sonra
Dedi sende istenmeyen bir gelişme var
Durdurmak için ameliyat umar
Yap hazırlığını gecikmede zarar var
Nasıl yıkıldığımı nasıl anlatayım sana
Sabahtan akşama aynı şarkıyı dinliyorum
Uçup giden gençliğime ağlıyorum
Kırılsın ellerim neye yarıyor
Gençliğim gidiyor tutamıyorum
Tanrım bana vermiş yorgun ayaklar
Bahtımın peşinde koşamıyorum
Vaz geçtim bahtımın peşinden koşmayı
Sağlığım uçup gidiyor tutamıyorum
Yitip giden sağlığıma ağlıyorum
Hicran’ım gördü akan göz yaşlarımı
Sordu nedir derdin ne bu göz yaşlar
Dedim sevgiyi şefkati sende buldum
Sandım ki uzun sürecek mutluluğum
Yakında yeni bir ameliyat var
Hiç umarım yok şifa bulmaktan
Derdim büyük doymadan sana
Ecel koparacak beni senden
Hem de çok yakın bir zamanda
Dedi delirdin mi sen
Bu umarsızlığın ne böyle
Umarsızlık en büyük hastalıktır
Sil kafandan tüm umarsızlıkları
Kalk hazırlan gideceğiz İstanbul’a
Orada var her derde deva
İstanbul’a doğru çıktık yola
Hicran’ım direksiyonda
Ne güzel yerler varmış yol boyunda
Görmez oluyormuşuz direksiyonda
Eğer dikkatliyse sürücü olan
Ayıramaz gözlerini gittiği yoldan
Vardık İstanbul’ alaca karanlıkta
Konuk olduk Hicran’ımın bir yakınına
Çapa’da varmış bir tanıdıkları
Bakalım bu işin sonu nereye varacak
Özcan Nevres