Çölde Susuz Kalmışçasına

Çölde Susuz kalmışçasına

Çölde yolunu kaybetmiş yolcu
Gördüğü seraba ulaşmak için
Son gücünü nasıl harcarsa
Sana öylesine koşuyorum umutla
Sen bir serap değilsin kum deryasında
Elimi uzatsam tutabilirim seni belki de
Ne bekliyoruz bu yalancı dünyadan
Ömür kısa beklentilerimiz çok fazla
Aşk denilen fırtına dindiğinde
Çok az günler kalmış olacak önümüzde
Gel sevgilim boşa harcanmasın zaman
Aşkımızın tadını çıkaralım delicesine
Ölüm ayırır gerçek sevgilileri bilirsin
Ölüm bu neylersen kaçamazsın
Gelip kapına dayandığında
Uçup giden gençliğine yanarsın
Doyasıya yaşayamadığın aşkına ağlarsın
Tut ellerimi sımsıkı sakın bırakma
Ömür boyu sevelim birbirimizi çılgınca
Ecel gelip kapımızı çaldığında
Ne sen kal geride ne ben kalayım
Ayrılığın acısını ne sen tat ne ben tadayım
Özcan Nevres

Çocukluğumu Özledim

Çocukluğumu Özledim
Cebimdeki yirmi beş kuruşla
Yürümeliyim o boş caddede yine
Solumda köfteciler
Sağımda Peynirci Ali’nin dükkanı
Köftecilerde
Köfte ekmek yirmi kuruş
Peynirci Ali’de
Yoğurt helva ekmek on beş kuruş
Köftelerin kokusu dolarken ciğerlerime
Vitrindeki helva gel diyor bana
Kararımı verdim Peynirci Ali’ye
Girdim dükkanın içine
Oturdum en öndeki masaya
Yoğurdu kaşıklarken
Helvayı yonga yonga attım ağzıma
Köftecilerin cazgırları bağırıyor
Avaz avaz
Köfte ekmek yirmiye
Koşun koşun dumanı bizden hediye
Çek usta yüz oldu köfteler
Öteki dükkanın cazgırı inadına bağırıyor
Çek usta yüz yirmi oldu köfteler
On beş kuruşa yoğurt helva ve ekmek
Yirmi kuruşa köfte ekmek
Artan parayla
Bir cep akide şekeri
Ve bir cep te leblebi şekeri
Bir rüyamıydı yoksa yaşanmamış
O ucuzluğu yaşadığım yıllar
Ah o çocukluk günlerim gelseydi geriye
Cebimde de olsaydı elli kuruşum
Önce köfteciye giderdim
Sonra da yoğurt helva yemeye
Çocukluğumda hiç olmadı elli kuruşum
Bu yüzden
Köftenin üstüne helva yiyemedim
Şimdilerde ise cebimde bir liste
O yasak bu yasak
Götür cebindeki parayı
Kör bir kuyuya at.
Özcan NEVRES
11 Şubat 2002

Çaresizlik

ÇARESİZLİK
Yuvadan bir yavru kuş düşer ya
Düşmanlarından bile yem uman
Yaşamı yem olarak belleyen
Ve ölümü hiç bilmeyen
Sevdadır beni yaşama bağlayan
Aşımsın, ekmeğimsin, suyumsun
Senden önce yaşıyor muydum,
Bilmiyorum
Yuvadan düşen kuş gibi,
Açmazların içinde çırpınıyorum
Özcan NEVRES

Ceza Evlerinde İsyanlar Var

CEZA EVLERİNDE İSYANLAR VAR.
Ceza evlerinde isyanlar var.
F tipi ceza evleri bahanesiyle.
Mehmetçik elinde silah,
Emir almış ateş etme diye.
Alçak, hain, bir kurşun gelmiş,
Saplanmış Mehmet’imin
En can alıcı yerine.
Kurşun delince Mehmet’imin yüreğini.
Serilmiş cansız yere,
Öteki Mehmet’lerin ayakları dibine.
Kor bir ateş olup düştü,
Tüm ülkemizin,
Dürüst insanlarının böğrüne.
Çatlak sesler kin kusuyorlar,
Alkış tutuyorlar Mehmet’imin ölümüne.
İnsan hakları diyen şom ağızlılar var.
Onlara göre,
Ceza evlerinde yatanlar insan,
Ölenlerin yakınlarına kin kusan.
Namussuzlar.
Özcan Nevres

Canım Datça

Canım Datça

Marmaris’ten çıktım yola
Emel Sayın koyunda verdim mola
Orman çeşmesinden su içtim doya doya
Bitmez gibi görünen virajlardan sonra
Düze inince yüklendim gaza
Sonunda vardım cennet Datça’ya
Değirmen suyunun yanında
Oturdum bir gazinoda
Suyun şırıltıları ortasında
Yorgunluğum yok oldu bir anda
Mesudiye’siyle Knidos’uyla
Sen cennet kadar güzelsin Datça
Özcan NEVRES

Böyle mi Olacaktı

BÖYLE Mİ OLACAKTI
Böyle mi olacaktı düşlerim hep böyle mi
Şans dedikleri bana hiç gülmeyecek mi
Birine gönül versem el kapıyor
Heves edip aldığımı hırsız çalıyor
Hüsran ve elem hep bana kalıyor
Kader bir gün gülsün benim de yüzüme
Candan sevecek birini çıkarsın karşıma
Yüreğimdeki tüm sevgileri vereyim ona
Özcan NEVRES

Bırakma Beni

BIRAKMA BENİ
Dur güzelim
Ne olur beni bırakıp gitme.
Sensiz ne yaparım ben,
Bu yangının içinde.
Sana sözüm geçmez biliyorum.
Yalvarmam bile nafile.
Ben bir davul oldum bu sevda uğruna.
Tokmağıysa senin elinde.
Vur güzelim vur.
Gönlünce, dilediğince vur.
Acılarıma aldırma.
Ah ettikçe daha çok vur.
Tabak sevdiği deriyi,
Yerden yere vurur derler.
Tabağın sevdiği deriden beter et beni
Vur güzelim vur.
Doyasıya vur.
Sana sevgi dolu,
Yüreğimi verdim almadın.
Terk edersen beni,
Yaşayamam ölürüm dedim,
Aldırmadın.
Sevgime duyarsız yüreğin,
Taş midir, nedir bilemedim.
Yüreğim sende kalsın güzelim,
Verdiğin acılar bana yeter.
Özcan NEVRES

Bir Rüzgardır Yaşamak

BİR RÜZGARDIR YAŞAMAK
Bir rüzgardır yaşamak
Kuru yaprak misali
Bu gün nereye savrulursun
Yarın nereye belli değil
Dümeni kopmuş bir gemi gibi
Sığınacak liman bulamazsın
Gün olur
Yeşil gözlü bir dilber yer eder gönlünde
Gün olur kul olursun bir esmere
Kavak yelleri eser başında
Kelebekler gibi uçarsın her güzele
Nice güzeller varken peşinde
Kul köle olursun dengin olmayan birine
Yanılgını anladığında iş işten geçmiş olur
Başını vuracak taş ararsın boş yere
Yıkılmışlığını unutmak için
Sığınırsın en izbe meyhanelere
Peş peşe içtiklerin seni alır götürür
O en güzel eski günlerine
İlk sevgiyi ilk aşkı yeniden yaşarsın
Bir gemi olursun mutluluk denizinde yüzen
Hep sevgi limanlarına
Hep aşk limanlarına uğrarsın
Bazen de bir hüzün çöker üstüne
Acı tatlı nice anılar dizilir gözlerinin önüne
Ağlarsın
Yaşlar süzülür gözlerinden sicim sicim
Yaşadığına üzülürsün
Umut ararsın boşalan kadehlerde
Seslenirsin meyhaneciye
Getir bir tane daha duble osun diye
Özcan NEVRES

Bir Ömür Geçti Gitti

BİR ÖMÜR GEÇTİ GİTTİ
Bir ömür geçti gitti
Maslağın suyu gibi boşuna
Dönüpte geriye ne kaldı diye baktım da
Hüzün elem ve yitilmişlik
Hepsi de orada
Mutluluğu aradım
Göremedim aralarında
Sorguladım geçmişimi
Hiç mi mutlu olmadım diye
Geçmişim yanıtladı
Mutluluk senin neyine
Sen acıların insanıydın
Her olumsuzluğa yanan
Sen acı duyardın
Yoksulluğu yaşayanlardan
Ve hastanelerden kovulan zavallılardan
Hep koştun olumsuzlukların kapılarını kırmak için
Bir, bir
Kıramadıklarınla kırıldın,
Umarsızlığına ağladın
Yoksulluğu yaşadın, yoksullardan beter
Şiirler yazdın yokluklar ve yolsuzluklar üstüne
Anlayan çıkmadı,
Bir de deli dediler üstüne
Mutluluğu kendin yok ettin
Yıkma benim üstüme
Doğruyu söyler geçmişim,
Alınmam niye
Bankalar hortumlanmış,
Yatağan dumandan boğuluyor
Bergama’da siyanür kavgası
Silivri’de beş yıldızlı cezaevi yüzünden
Bin dönüm arazi elden çıkacakmış
Sana ne
Hava alanlarında yok edilmiş en verimli topraklar
Arsa diye betonlaşan bahçeler kan ağlar
Dersin ki gelecektekiler bizi
Lanetleyerek anacaklar
Sen değilsin bunca olumsuzlukların sorumlusu
Hani başka isyan edenler nerede
Boşuna dememişler
Bu dünya iki kulplu bir kazan
Tut bir sapından ki sen de kazan
Tutan tutmuş, kazanan kazanmış
Sen ve senin gibiler yaya kalmış
Hani derler ya sen bu kafayla gidersen askere
Nah!!!! Alırsın teskere
Varsıllar sömürmüş ülkeyi
Hani yoksulların isyanı nerede
Kader demişler yoksulluğa
Yoksulunki kaderse
Varsılınki ne
Yorma kafanı bu düzen böyle kurulmuş
Böyle gider
Çırpınma boşuna
Günü gelip son nefesini verdiğinde
Tüm çileler biter iz bile kalmaz geride
Bu dünya düzensizlikler
Ve düzeysizlikler üstüne kurulmuşsa
Sana ne be adam, hadi söyle sana ne
Doğruydu geçmişimin tüm söyledikleri
Yanlışmış tuttuğum yol bilemedim
Doğruları defterimden silemedim
Defterim doğrularla dolmuş,
Yanlışa yer veremedim
Böyle gelmiş bu dünya,
Böyle gidermiş bilemedim
Özcan Nevres

Bir Ölüye

BİR ÖLÜYE

Bir tabut geçirdiler önümden
Eller üstünde değil
Bir tabut bir ölü demektir
Bilirsin….
Tabutta sen vardın Suzi
Peşinde sürüklediğin
Göz yaşlarım değil
Yontulmamış kinimdi
Bir bahar yağmuruydu aşkımız
Tez geçti
Ve gönlümüzde
Kır çiçekleri yarine
Diken diken kaktüsler bitti
Sen ölmeden öldün Suzi

Özcan NEVRES