GİDECEĞİM UZAKLARA
Gideceğim bu kentten,
Çok uzaklardaki bir köye.
Ne sen olacaksın orada,
Ne de bu kentin tüm çarpıkları.
Bahçesine odunlar yığacağım.
Yakacağım onları,
Sosyetenin şömine dediği,
Kapkara is tutmuş ocakta.
Rüzgar pervaneleri kuracağım.
Elektriğimi rüzgardan alacağım.
Tulumbamı rüzgar çalıştıracak.
Havuzu doldurduğunda,
Sebzelerimi, ağaçlarımı sulayacağım.
Elektriğe zamdan, suya zamdan
Etkilenmeyeceğim.
Zam haberleriyle,
Sinirlerim bozulmayacak
Tavşan, tavuk yetiştireceğim.
Kasapla yağlı verdin diye,
Kavga etmeyeceğim.
Hormonlu sebzelere,
Hormonlu meyvelere veda edeceğim.
İyi korunmuş bir kümeste,
Muhabbet kuşları yetiştireceğim.
Seni unutmamı sağlasınlar diye.
Radyomu, televizyonumu bağışlayacağım,
Yeni evlenecek birine.
Bir tek kaset çalarım olacak.
Sevdiğim şarkıları çalsın diye.
Dünyayı, kendimi ve seni unutacağım,
Tüm bu uğraşılar içinde.
Özcan Nevres
Gideceğim Bu Kentten
GİDECEĞİM BU KENTTEN
Gideceğim bu kentten.
Kimseye elveda demeden.
Yitik umutlarımı, kederlerimi
Ve tüm beklentilerimi terk edeceğim.
Gittiğim yerde de bulacaklar beni,
Dertlerim, kederlerim
Biliyorum.
Ne sen olacaksın orada.
Ne de verdiğin umutlar.
Boğacağım seni geçmişin karanlığında.
Unutacağım seni,
Senin vefasızlığınca.
Mektuplar göndereceksin bana,
Göz yaşlarınla ıslanmış.
Ne olur gel barışalım diyeceksin.
Tek kelime yazmayacağım sana.
Kahrolacaksın, biliyorum.
İşte bunu bilmek bana yeter.
Özcan NEVRES
Gideceğim Bu Kentten Uzaklara
GİDECEĞİM BU KENTTEN UZAKLARA
Gideceğim bu kentten çok uzaklara.
Bir yer bulacağım yaşanacak,
En içten sevgilerle dolu.
Bu kentte iki yüzlülükler diz boyu.
Gerçek sevgilerse, bir arpa boyu.
Beyaz evler olacak gittiğim o yerde.
Sevgilerin ve içtenliğin simgesi.
Evimin saçaklarında kuşlar yuva yapacaklar.
Cıvıl, cıvıl ötecekler gün boyu.
Bahçesinde çiçekleri olacak
Renk, renk açacaklar her mevsim.
Kümeslerinde tavuklar, tavşanlar.
Bir çukur açacağım, su dolduracağım içine.
Ördeklerim, kazlarım yüzsünler diye.
Sabahları kalkacağım gün doğumu.
Bir türkü tutturacağım mutluluktan yana.
Yemlerini verirken hayvanlarıma.
Hırsız serçeler dalacak aralarına.
Kapacaklar, ne düştüyse paylarına.
Etrafımda bir sevgi yumağı oluşacak,
Evcilleriyle, yabanisiyle.
Alacalı tavşanım gelip kucağıma çıkacak,
Elimden aldıklarıyla karnını doyuracak.
Yumuşacık tüylerini okşarken,
Yine sen geleceksin aklıma.
Parmaklarımla taradığım,
Saçlarını anımsatacak bana,
Vefasızlığınla birlikte.
Issız bir yerden geçerken korkarsın ya,
Türküler söylersin avaz, avaz,
İçindeki korkuyu yenmek için.
İşte öylesine türküler söyleyeceğim.
Seni unutmak için.
Kazıyacağım içimden seni.
Yem yapıp hırsız serçelere atacağım.
Ki……
Bir daha dönmeyesin geriye.
Özcan NEVRES
Geldik Gidiyoruz
Geldik Gidiyoruz
Geldik gidiyoruz
Yol geçen hanın yolcuları gibi
Umutsuz aşklar yaşadık
Göz yaşlarımızda boğulduk
Kahrolduk
Varsıllığı tanımadık
Hep yoksulluğu yaşadık
Şükretmeyi öğrettiler bize
Dediler kavga sizin neyinize
Ezildik ezildik ezebildiklerince
Acıyan olmadı halimize
Her seçim öncesinde
Sırtımızı sıvazladılar severcesine
Seçim sonraları unutulduk yine
Ölmüşçesine
Her ay avutulduk
Yüzde üçlük beşlik Zamlar ile
Asillere verdiler kaşık ile
Vekiller aldılar kepçe ile
Bu düzen değişecek dediler
Biz altta kaldık yine
İşte geldik işte gidiyoruz
Aymazlıklar içinde
Ne sevdalardan pay aldık
Ne servet yolunda yol aldık
Hayat denilen bu yolda
Hep yalınayak hep yaya kaldık
Özcan Nevres
5 Haziran 2002
Geçmişi Andım Yine
Geçmişi Andım Yine
Dün dostlarımızla dertleştik
Seni sordular görüşüyor musunuz diye
Unuttum onu dedim ama
Titreyen dudaklarım gerçeği söyledi
Göz yaşlarımı gizleyemedim
Ne derinmiş gönlümde açtığım yara
Unuturum demiştim ama unutamadım
Sen de unuttum diyormuşsun ama
Unuttuğuna inanamadım
Unutmak benim için çok zor
Senin için kolay olacağını sanmıyorum
Unutulur mu birlikte geçirdiğimiz o güzel günler
Yüzümde halen duruyor
Seni ilk öperken tırnaklarının açtığı izler
En karanlık sokaklara dalardık
Kem gözlerden uzak olmak
Ve uzun uzun öpüşmek için
Tüm kuytu yerler
Aşk oyunumuza sahne olurdu
Seyircilerimiz kuşlar ve böceklerdi
Anımsar mısın kaya kertenkelesini
Nasıl da uzun uzun seyretmişti bizi
Avuçları olsaydı alkışlayabilseydi
Mutlaka patlardı avuçları
Gerçekten bir aşk oyunu muydu bizimki
Nedensiz terk edişin senaryonun gereği miydi
Yazarı kimdi bu senaryonun
Ya rejisörü kimdi bu oyunun
Mutlu etti mi seni
Beni böylesine acılar içinde koyup gidişin
Mutlu olduysan eğer
Bu sana son sitemimdir bunu bil yeter
Özcan Nevres
13 Ağustos 2002
Gecenin Karanlığında
GECENİN KARANLIĞINDA
Gecenin karanlığı çökünce üstüme
Tüm olumsuzluklar bir bir dizilir gönlüme
Bazen bir umut yeşerir gönlümde
Gecenin karanlığından çıkıp geleceksin diye
Boşunadır bekleyişlerim biliyorum
Umudumu yitirdiğimde kahroluyorum
Geçmişte kalan o güzel günlerimize ağlıyorum.
Ne güzeldi o günler sen ve ben el ele
Uçuyorduk sanki
Ayaklarımız basmıyordu belki de yere
Bu gün seninle el ele gezdiğimiz yerlerde gezdim
Kalmamış güzellikler çünkü sen yoktun
Ne denizin mavisi, ne çimenlerin yeşili
Ne rüzgarın kayalarda inleyen sesi
Hiç birinin kalmamış bende hevesi
Bitmesini istemediğim ne güzel günlerdi o günler
Geceyi, karanlığı özlüyorum delicesine
Gecenin karanlığından çıkıp gelmeni beklercesine
Özcan NEVRES
Foça Günleri
FOÇA GÜNLERİ
Sabah gün ışırken,
Güneşin doğacağı yerde,
Tepelere taç olmuş kızıllıklar .
Deniz gümüş bir çarşaf gibi
Sanki serilmiş önüme.
Yürüyorum ama nereye?
Sana kavuşmak umudu mu
Beni böylesine sürükleyen.
Kimsecikler yok ortalıkta
Ne sen
Ve nede başkaları
Yalnız kalmış tüm kaldırımlar
Ve caddeler, sokaklar.
Karamsarlık çöküyor içime,
Soruyorum kendime,
Bu kentin terkedilmişi,
Sadece ben miyim diye.,
Niye benden başkası yok.
Gün ışıdı iyiden iyiye
Bak ne hızlı yürüyor,
Şu tombul nine.
Belli ki kilo Sorunu var.
Ya şu iki genç kız
Koşarcasına nereye gidiyorlar böyle.
Yanımdan geçenlerde,
Kimilerinde formda kalma tutkusu,
Kimilerinde kilo verme arzusu.
Bende ise sensizliğin acısı.
Yürüyoruz hep birlikte,
Bu yol beni
Nereye götürecek böyle.
Sana mı ulaştıracak beni,
Ne gezer?
Bu yol karamsarlığın
Ve de umutsuzluğun
En yoğun olduğu yerde
Kayaların arasında
Tüm gözlerden yittiğimde
Sensizliğime ağladığımda biter
O ıssız kayalıklarda,
Siren kayalıklarındaki gibi
Hıçkırık sesleri duyarsan eğer,
Bil ki sevgilim
O ağlayan benim işte.
Özcan NEVRES
Eskiye Özlem
Eskiye Özlem
Bir cep leblebi şekeri
Ya da köfteci Ali’de yediğim
Bir porsiyon köfte
Mutluluktan uçmama yeterdi
İncir ağacının tepesinden inmez
Nar ağacının koyu gölgesinde
Nar ağacından kestiğim narları
Savrukça yerdim
Böğürtlenlerin arasına dalardım
Bir avuç böğürtlen için
Kanamayan yerim kalmazdı
Evimizin bahçesindeki
Dört metre karelik havuzda
Öğlen saatlerinin yakıcı sıcağında
Saatlerce yüzer serinlerdim
Karnım acıkırdı
Koca bir dilim ekmek üstüne
Zeytinyağını bolca dökerdim
Üstüne toz şeker serperdim
Ne kilo sorunu
Ne kolesterol korkusu
Ne yorgunluk duyardım
Ne de uyku sorunum olurdu
Doru kısrağımıza çıplak binerdim
Ne düşme korkusu
Ne de sakat kalma korkusu
Bazı Kazançukurundaki
Bazı Kayıkbaşındaki
Bazı da Ortaköy deki bağlarımıza
Dört nala uçar gibi giderdik
Ne doru kısrağımız kaldı
Ne de bağlarımız
Ne de o eski sağlığımız
Evimizin balkonunda onlarca saksı
Melisası begonvili karanfili
Birde çocuk eş ve torun sevgisi
Onlarda olmasaydı eğer
İnan yaşamaya değmezdi
Özcan Nevres 1 Ekim 2002
Özcan Nevres
Elveda Demeden
ELVEDA DEMEDEN
Gidiyorum bu kentten kimseye elveda demeden.
Yine döneceğim bu kente, gönül istemese de.
Bilemesiniz nedir beni bu kente böylesine bağlayan.
Torun hasretidir bu hiç dayanılmayan.
İple çekeceğiz yazın gelmesini,
Bu hasretlik tez bitsin diye.
Yaz günlerinde kavuşacağız biri birimize.
Denize gireceğiz, kumsalda oynayacağız.
Kumdan kaleler yapacağız, eğleneceğiz birlikte.
Denizden çıkıp eve gittiğimizde.
Huysuzlaşacak yine beni gezdir diye.
Elimden tutup arabamızın park edildiği yere,
İte kaka sürecek beni, gözyaşlarını koz edecek.
Arabamıza binip çalıştırdığımda,
Göz yaşları dinecek.
Teybi gösterecek, şunu çalıştır diyecek.
İki şarkı arasındaki boşlukta,
Torpidoyu tekmeleyecek çalışsın diye.
Gece el ele tutuşup yürüyeceğiz.
Trafiğin yasak olduğu aşıklar yolunda
Özgürlüğüne kavuşacak.
Yalnız koşmanın tadını çıkaracak doyasıya.
Banklardaki aşıkları gösterecek, bak dudak diye.
Esin kaynağımdır banklarda,
Kumrularcasına sevişen aşıklar.
Uzun sürecek şiir severlerden ayrılığım.
Harç bitti yapı paydos dercesine.
Elveda demeyeceğim sizlere,
Sonsuza kadar ayrılışı anlatır bu kelime.
İlham kaynaklarıma kavuşunca yine.
Merhaba, ben geldim diyeceğim,
Tüm şiir sevenlere.
Özcan Nevres
Eledim Bu Dünyayı
Eledim Bu Dünyayı
Eledim bu dünyayı senden güzelini bulamadım
Uğrunda canımı verecek başka birini bulamadım
Seni nasıl sevdiğimi taptığımı bildiğinden olacak
Hep naz ettin kollarımı boynuna dolayamadım
Şu kavuşma umudum olmasa tükense umutlarım
Yakarım kendimi koyveririm yaşamımın yularını
Sensiz yaşamak ne haddime satarım anasını
Seninle yaşanır ancak ömür denilen bu kahır kazanı
Özcan Nevres 18/11/2003
Sevmeyi Mutluluk Sanmıştım
SEVMEYİ MUTLULUK SANMIŞTIM
Sevmeyi mutluluk sanmıştım, seni tanımadan önce
Ela gözlerin bir hançer gibi, saplanınca gönlüme
Kulun, kölen oldum, sahip oldun tüm benliğime
Ben koştukça sen kaçtın, acımadın halime
ÖZCAN NEVRES
EKMEK HIRSIZI
Ayakları yalın sırtı çıplaktı
Üstelik karnı da açtı
Titriyordu soğuktan ve açlıktan
İlerideki fırından
Geliyordu burnuna
Burcu, burcu kokusu ekmeğin
Tam fırının önünde durdu
Midesindeki açlığın kazıntısına
Artık tahammülü yoktu
Yaklaştı fırına
Baktı uzun, uzun ekmeklere
Kokusunu çekti içine derin, derin
Parasızlığını düşündü acı, acı
Uzattı elini kaptı somunu
Son gücünü harcadı bacaklarında
Kaçtı kaça bildiğince
Arkasından koştular
Yakalayın, bırakmayın hırsızı diye
Şimdi hapis hanede
Dört duvar arasında
Bir ileri bir geri gezerken
En büyük üzüntüsü
Kapıp ta kaçtığı ekmeği
Yiyemeden yakalanışı
Özcan NEVRES
Dün Yolum Düştü
Dün Yolum Düştü
Dün yolum düştü senin yaşadığın kente
Hasretim gönlümü ilk kaptırdığım güzele
İlk aşkın üzerinden uzun yıllar geçsede
İlk aşk bu unutulmaz unutmak istesen de
El ele tutuşup gezdiğimiz yerlerden geçtim
Dondurmacımızdan dondurma alıp yedim
Eski tadı kalmamış yanımda yoksun diye
Terk edişin kabus gibi çöktü yüreğime
Ne umutlarla tutmuştum sıcak ellerini
Çok acılarla ödedim ihanetinin bedelini
Yüreğimde açtığın yara halen taze ve derin
Saçlarımdaki aklar inan hep senin eserin
Özcan Nevres
Dün Gece
Bir bilsen dün gece seni nasıl özlediğimi
Yokluğunla nasıl ölüp ölüp dirildiğimi
Asker yolu gözleyen taze gelin gibi
Yolunu gözledim çıkıp gelecekmişsin gibi
İçkiye verdim kendimi unuturum diye
Bir yedi yüzlüğü nasıl bitirdim anlayamadım
Yine de kesmedi gerisi var mı diye aradım
Ne içecek içkim kalmıştı şişelerde
Ne sen vardın içtiğim kadehlerde
Yokluğun dağ gibi çöktü yüreğime
Bir hüzzam şarkının hüzünlü nağmelerine
Göz yaşlarımla hıçkırıklarımla eşlik ettim
Göz yaşlarımda boğulmak istercesine
Sızıp kalmışım balkonda farkına varmadım
Gecenin ayazı çökmüş üstüme anlamadım
Nasıl da üşümüşüm her yanım sızlıyor
Yüreğimde açtığın yara kanıyor içim yanıyor
Böylesine perişan halim kimse inanmıyor
İşte böyle sevgilim sensiz yaşanmıyor
Özcan Nevres
Duydum ki
Terk et güzelim terk et geç kalmadan
Dudağındaki diş izlerim kapanmadan
Hani hiç ayrılmayacaktık diyordun içtenlikle
Hani beni terk edersen ölürüm diyordun
Gözlerindeki yaşlar kurumadan nereye gidiyorsun
Ayrılıklar hep nedensiz olur biliyorum
Ve kadınların terk edildiklerine ağlamadıklarını
Neden onu ben terk etmedim diye ağladıklarını
Biliyorum güzelim biliyorum
Aldırma sen gözlerimden akan yaşlara
Gidişine değil seninle geçen günlerime ağlıyorum
Sana inandığıma sana aldandığıma yanıyorum
Özcan Nevres
Delirten Sevda
Delirten Sevda
Bak şu adama,
Benim vefasız sevgilim,
İyi bak.
O
Bir sevda uğruna,
Aklını yitirmiş bir deli.
Bir baştan bir başa,
Durmadan adımlar
Bu uzun caddeyi.
Caddenin ucundaki çeşmede,
Saçlarını ıslatır,
Yürür caddenin öbür ucuna,
Bir vitrin camının karşısında
Tarar kurumuş saçlarını..
Nice kez tekrarlanır,
Bu saç ıslatmalar
Ve taramalar gün boyu.
Hüzünle harelenmiş gözleri,
Gelene, geçene bom boş bakar.
İşte sevgilim,
Aşk dedikleri
Sevenleri böylesine yakar.
Bu deli,
Vefasızlığını anımsattı bana.
Ve beni,
Deli eden o
Sevda günlerimizle birlikte.
Gidip elinden
Tutasım geldi o delinin.
Soracaktım ona,
Değer mi be kardeşim,
Değer mi?
Bir vefasızın uğruna
Böylesine akıl yitirmek.
Tüm bedenim sarsıldı
Korkuyla,
Ya ben,
Y a ben de,
Delirirsem bir gün
Vefasızlığın yüzünden.
Kaç ay oldu terkedilmişliğim?
Yoksa yılları mı buldu?
Bilmiyorum.
Geçmişte kalan
O güzel günlerimizi
Arıyorum ama,
Bulamıyorum.
Beni de deli eder mi bu sensizlik?
İnan bana sevgilim,
Çok…. ama çok korkuyorum.
Özcan NEVRES
ozcan@nevres.com
Çölde Susuz Kalmışçasına
Çölde Susuz kalmışçasına
Çölde yolunu kaybetmiş yolcu
Gördüğü seraba ulaşmak için
Son gücünü nasıl harcarsa
Sana öylesine koşuyorum umutla
Sen bir serap değilsin kum deryasında
Elimi uzatsam tutabilirim seni belki de
Ne bekliyoruz bu yalancı dünyadan
Ömür kısa beklentilerimiz çok fazla
Aşk denilen fırtına dindiğinde
Çok az günler kalmış olacak önümüzde
Gel sevgilim boşa harcanmasın zaman
Aşkımızın tadını çıkaralım delicesine
Ölüm ayırır gerçek sevgilileri bilirsin
Ölüm bu neylersen kaçamazsın
Gelip kapına dayandığında
Uçup giden gençliğine yanarsın
Doyasıya yaşayamadığın aşkına ağlarsın
Tut ellerimi sımsıkı sakın bırakma
Ömür boyu sevelim birbirimizi çılgınca
Ecel gelip kapımızı çaldığında
Ne sen kal geride ne ben kalayım
Ayrılığın acısını ne sen tat ne ben tadayım
Özcan Nevres
Çocukluğumu Özledim
Çocukluğumu Özledim
Cebimdeki yirmi beş kuruşla
Yürümeliyim o boş caddede yine
Solumda köfteciler
Sağımda Peynirci Ali’nin dükkanı
Köftecilerde
Köfte ekmek yirmi kuruş
Peynirci Ali’de
Yoğurt helva ekmek on beş kuruş
Köftelerin kokusu dolarken ciğerlerime
Vitrindeki helva gel diyor bana
Kararımı verdim Peynirci Ali’ye
Girdim dükkanın içine
Oturdum en öndeki masaya
Yoğurdu kaşıklarken
Helvayı yonga yonga attım ağzıma
Köftecilerin cazgırları bağırıyor
Avaz avaz
Köfte ekmek yirmiye
Koşun koşun dumanı bizden hediye
Çek usta yüz oldu köfteler
Öteki dükkanın cazgırı inadına bağırıyor
Çek usta yüz yirmi oldu köfteler
On beş kuruşa yoğurt helva ve ekmek
Yirmi kuruşa köfte ekmek
Artan parayla
Bir cep akide şekeri
Ve bir cep te leblebi şekeri
Bir rüyamıydı yoksa yaşanmamış
O ucuzluğu yaşadığım yıllar
Ah o çocukluk günlerim gelseydi geriye
Cebimde de olsaydı elli kuruşum
Önce köfteciye giderdim
Sonra da yoğurt helva yemeye
Çocukluğumda hiç olmadı elli kuruşum
Bu yüzden
Köftenin üstüne helva yiyemedim
Şimdilerde ise cebimde bir liste
O yasak bu yasak
Götür cebindeki parayı
Kör bir kuyuya at.
Özcan NEVRES
11 Şubat 2002
Çaresizlik
ÇARESİZLİK
Yuvadan bir yavru kuş düşer ya
Düşmanlarından bile yem uman
Yaşamı yem olarak belleyen
Ve ölümü hiç bilmeyen
Sevdadır beni yaşama bağlayan
Aşımsın, ekmeğimsin, suyumsun
Senden önce yaşıyor muydum,
Bilmiyorum
Yuvadan düşen kuş gibi,
Açmazların içinde çırpınıyorum
Özcan NEVRES
Ceza Evlerinde İsyanlar Var
CEZA EVLERİNDE İSYANLAR VAR.
Ceza evlerinde isyanlar var.
F tipi ceza evleri bahanesiyle.
Mehmetçik elinde silah,
Emir almış ateş etme diye.
Alçak, hain, bir kurşun gelmiş,
Saplanmış Mehmet’imin
En can alıcı yerine.
Kurşun delince Mehmet’imin yüreğini.
Serilmiş cansız yere,
Öteki Mehmet’lerin ayakları dibine.
Kor bir ateş olup düştü,
Tüm ülkemizin,
Dürüst insanlarının böğrüne.
Çatlak sesler kin kusuyorlar,
Alkış tutuyorlar Mehmet’imin ölümüne.
İnsan hakları diyen şom ağızlılar var.
Onlara göre,
Ceza evlerinde yatanlar insan,
Ölenlerin yakınlarına kin kusan.
Namussuzlar.
Özcan Nevres