Hüzünlü Günlerim
Hüzzam şarkılarının nağmeleri
Bir hüzün seli gibi akarken gönlüme
Nice olumsuzluklar dizildi gözlerime
Karlar beyaz bir çarşaf gibi
Serilince her şeyin üstüne
Soğuyan hava olumsuzlukları yığdı
Altından kalkılamasın diye
Minik kuş buz altındaki yemi
Var gücüyle gagaladı
Alamadı
Balkonlara uçtu bir kırıntı bulurum umuduyla
Sert poyrazda savruldu oradan oraya
Zor attı kendini kuytu bir yere
Sefa koymuşlardı çocuğun adını
Tüm ömrü sefalı geçsin umuduyla
Umutlar sokaklarda tükenince
Tinerler baliler oldu umudu
Soğuk bir gecede yorgun bedeni
Yokluğa yoksulluğa dayanamadı
Minik kuş kadar bile olamadı
Kuytu bir mekan bulamadı
Soğuğa dayanamadı bedeni
Zamansız çıktı son yolculuğa doğru
Özcan Nevres
13 Ağustos 2002
HÜZÜNE VEDA
HÜZÜNE VEDA
Sen kırık Çatal meyhanesini bilir misin?
Terkedilmişlerin, yıkılmışların mabedidir sanki.
Unutmak için sarılırlar dolu kadehlere
Teypten dökülürken hüzün dolu nağmeler
Dertler depreşir, kanar yüreklerdeki
Unutulmak istenilen tüm yaralar.
Kadehler kalkar şerefe diye peş peşe.
Ahlar, vahlar ve gözlerden dökülen yaşlar
Yitikliğedir, yıkılmışlığadır hep söylenenler.
Meyhanenin o en tenha köşesinde
Seni içiyorum kadehlerden.
Sensizlik, ah o beni kahreden sensizlik yok mu?
Ölmek olsa sensizlikten kurtulmanın yolu
İnan bana sevgilim düşünmeden gençliğimi
Hemen keserdim bileklerimi.
Burası Kırık Çatal meyhanesi
Ve ben o meyhanenin en kuytu köşesinde
Hüzün şarkıları kervanının en garip yolcusu.
Hüzünlü yolların son noktası hep sensin.
Yine de ulaşamıyorum sana, kahroluyorum.
Gecenin yarısı, meyhanenin kapanma saatı geldi çattı.
Dertlilerin döktükleri tüm dertler,
Yine yoldaşları olacak gecenin karanlığında,
Kimi naralar atacak yollarda,
Kimileri göz yaşlarına boğulacaklar.
Yinede dertlerinden kopamayacaklar
Ben de düşeceğim yollara garip mi garip.
Yitik umutlarım yoldaşım olacak.
Ve sensizliğime ağlayacağım doyasıya.
Özcan NEVRES
HÜZÜN ŞARKILARI
HÜZÜN ŞARKILARI
Yine teybimde çalan hüzün dolu şarkılar
Sensizliğimin acısına acı katar
Çölde susuz kalmış yolcunun susuzluğundan beter
Akşamın acımasız karanlığı
Çöktü, çökebildiğince üstüme
Yine sabahsız bir gecedir başlayan
Hayalin gözlerime çivilenmiş
Beynimin içinde yalnız sen varsın
Bedenim, bedeninin sıcaklığına muhtaç
Yüreğim sım sıcak sevgine
Özcan NEVRES
HUZUR EVİNDEKİ SİTEM
HUZUR EVİNDEKİ SİTEM
Bilseydim bu dünyanın temelinin
Nankörlükler üstünde kurulmuş olduğunu
Ant olsun koymazdım taş taş üstüne
Ne evliliği düşünürdüm ne de çocuk sahibi olmayı
Ot gibi yaşardım, iz bile bırakmazdım geride
Pişmanlıklar yararsız, dönüş yok geriye
Bir yılı geride bırakıp yeni yıla girdiğimde bile
Ne aradılar, ne de sordular nasılsın diye
Kuşku duydum, gecenin ilerlemiş saatinde
Doktor, eczane dolaşan ben değil miydim diye
Geçti o günler kaldı çok gerilerde
Korkuyorlardır belki de, onlara muhtaç olurum diye
Korkmasınlar, en çaresiz olduğumda bile
Hiç birine eğilmeyeceğim, son nefesimde bile
Özcan NEVRES
HİÇ AYRILMAYACAKTIK
HİÇ AYRILMAYACAKTIK
Hani söz vermiştik hiç ayrılmayacağız diye
Bir gün terk edip gittin anlamadım niye
Hani kumrular gibi olacaktık ömür boyu
Hani ölesiye sevecektik birbirimizi yıllar boyu
Dünya yalanlar üstüne kurulmuş derler inanmazdım
Bir kez aşık olunur bilirdim yalanlara kanmazdım
Yalanmış sevgin ve göz yaşların
Yıkılmış en ölümsüz gördüğüm aşkım
Perişanım yıkılmışım ama
Sanma ki sana muhtacım
Uykusuz gecelerde döktüğüm göz yaşlarım
Sel olur bir gün boğar senide
Gün olur sen de terk edilirsin
Pişmanlık çöker kanayan yüreğine
Beni anarsın
Bin pişman olursun beni terk ettiğine
Eski beraberliğimizi ararsın özlemle
Bir gün düşerse yolun yaşadığım o ıssız yere
Karşılaşırsan saçı sakalı karışmış bir deliyle
O benim işte ama sakın üzülme
Yalancı dünyada yalancı bir aşkla
Nice aklını yitirenler var bir yalancı uğruna
O ben olmuşum yada başkaları ne çıkar
Dünya yalan aşklar yalan belki de yaşadığımız yalan
Unut beni güzelim sen git kendi yoluna
Özcan Nevres 2001-08-12
SİLİVRİ
HER GÜN GÖRÜRDÜM O DELİYİ
Her gün görürüm o deliyi
Her gün yollarda görürüm o deliyi
Bir şeyler arar gibiydi hali
Dayanamayıp sordum
Dedim aradğın nedir
Çok ters baktı yüzüme
Ne kadar da cahilsin der gibi
Dedi ne o yoksa tanımadın mı beni
Ben Diyojenim
Sanırdım herkes tanır beni
Nasıl olur dedim
İki bin yılı aştı o öleli
Yok dedi yanlış belletmişler seni
Diyojenler ölümsüzdür
Her yerde vardır eseri
Bilirsin işim adam aramaktır
Aramaktan yorgun düştü bedenim
Çeşmenin başında mola verdim
Fenerim de yanıbaşımda
Biri geldi çeşmeden su içecekmiş gibi
Kaptı kaçtı
Nice yıldır adam aradığım fenerimi
Vaz geçtim artık adam aramaktan
Düştüm fenerimin peşine
Fenerimi görürsen bir yerde
Ne olur al getir onu
Kavuştur beni fenerime
Garip Diyojen’in işi ne
Adam kalmamış bu dünyada
Fenerim çok gerekli bana
Ki,
Yolumu bulup gideyim geldiğim yere
Şaştım kaldım dediklerine
Diyemedim kaptırdığın fenerin değeri ne
Bankalar hortumlanır bu ülkede
Çalanın kapanın elinde kalır her şey
Kapkaç ise en olağanı
Derler ya Allah beterinden korusun
Kaptırmamak için elindekini
Yerlerde sürüklenip canmından olanlar var
Şansına şükret
Başına gelenin çok daha beteri var
Özcan Nevres
HEP SEN
HEP SEN
Sahile gideceğim bu gece,
Karanlığın ve sessizliğin,
En yoğun olduğu yerde.
Seni düşleyeceğim.
Geçmişte kalan o güzel günlerimizi
Anımsayacağım vefasızlığınla birlikte.
Sanma ki ağlayacağım yine.
İhanetini ve tüm kötülükleri,
Söküp atacağım gönlümden,
Geride yalnızca iyilikler kalacak.
Bir inci miydi ki umutlarım,
Kumlar içinde kaybolan?
Bulunması öylesine zor olan?
Umutlar yeşerecek gönlümde,
Bir dağın güney yamacındaki
Ormanlar gibi,
Olabildiğince gür ve yeşil.
Yağmuru indireceğim gök yüzünden,
Sinemde toplayacağım,
Tüm yağmur sularını.
Kurumuş yol boyu, çoban çeşmeleri,
Yine akacaklar şırıl, şırıl
Eskisi gibi.
Nice bağrı yanıklar,
Susuzluğunu giderecek çeşmelerimden.
İçlerindeki yangın söndüğünde,
Diyecekler,
Bu çeşmeler kurumuştu bir zamanlar.
Benim yüreğim kadar yanıktılar.
Susuzluktan çatlamıştı tüm yalaklar.
Ne olmuş bunlara böyle
Coşkun ırmaklara dönmüşler.
Kitabe olacağım, çeşme kaidelerinde.
Okuyacaklar beni,
Bir zamanlar ben de yanıyordum,
Sizler gibi yürekten.
Terkedilmişlikti beni,
Yangın yerine çeviren.
İhaneti unuttum,
Sildim tüm geçmişi gönlümden.
Yeni sevgiler buldum.
Bulut oldum, yağmur oldum, orman oldum
Ve su oldum, tüm yangınları söndüren.
Sende,
Geçmişi unut,
Seni yakan o vefasızla birlikte.
Özcan NEVRES
HEDER OLAN GENÇLİK
HEDER OLAN GENÇLİK
Maslağın boşa akan suları gibi
Heder olup gitti gençlik
Geriye dönmesi yok ki bu işin
Bilseydim yılların böylesine akıp gideceğini
Silerdim gönlümden tüm olumsuzlukları
Yapamadım, edemedimlerle kahrolmazdım
Günümü gün ederdim
Güzelliklerin en yoğun olduğu günlerde
Bilemedim gençliğimin değerini
Uçtu gençlik sararmış yapraklar gibi
Boşuna artık yaşama sım sıkı sarılmak
Hazan yaprakları gibi
Oradan oraya savrulmak
Ve her gün o doktor senin bu doktor benim
Üç beş gün daha fazla yaşamak için.
Koy ver yakasını anasını satim
Doğarken ağladım, yaşarken ağladım
Yeter artık bunca yıl ağlamak
Bundan böyle ölümüme bile ağlamayacağım.
Özcan NEVRES
HAZAN MEVSİMİ
Hazan Mevsimi
Hazan mevsimi geldi
Sert rüzgarlarla birlikte
Kuruyan yapraklar
Kopup düşmüşler dallarından
Savruluyorlar oradan oraya
Umutsuz aşıklar gibi
Tutunacak dalları kalmamış
Tutunacak dalımdın bir zamanlar
Terk ettiğinden beri
Mekanım oldu meyhaneler
Unutmak için gelirler
Aşkta, işte yitilmişler
Meyhane denilen bu izbe yere
Kırk yıllık dost gibi
Kaynaşırlar birbirlerine
Yitik umutlar yitik aşklar anlatılır
Ahlar vahlar içinde
Yaşanmamış aşklar
Yaşanmış gibi hayalleri süsler
Kendi dertlerini, terk edilmişliklerini
Her şeyi, ama her şeyi unutursun
Anlatan kişilerin dertlerine
Anlatanlarla ortak olursun
Onların acılarıyla yanar yıkılırsın
Hesabı ödeyip evinin yolunu tuttuğunda
Terk edilmişliğin acısı çöker yine içine
İçin için ağlarsın
Özcan NEVRES
13 Ağustos 2002
HAYAT DENİLEN YOLDA
HAYAT DENİLEN YOLDA
Doğumla ölüm arasındaki
O yaşam adı verilen yoldan
Kimler geldi geçti bir bilsen.
Nerede şimdi o tahtlar deviren
Kelleler uçuran şahlar, imparatorlar.
Tarih sayfalarında kaldı şanları.
İnsancıklar vardı aynı yolu aşan.
Tarlalarda on tırnağını çapa etmiş olan.
Kazmışlar toprağı, terlerini maya etmişler
Ürün yetiştirmişler, varsıllar semirsin diye
Ne giyim, ne de kuşamdı özledikleri.
Ne eğlenceyi, ne de dinlenceyi tanımadılar.
Bir topan ekmek, bir baş kuru soğandı
Bulup ta yiye bildikleri.
Kimileri açlık sınırında yaşarken bu yolda.
Kimileri yokluk tanımamış, aklı bir karış havada
Kimileri ekmeğini aşını
Taştan, topraktan sökerken
Kimileri asalak gibi yapışmış
Nice gariplerin sırtına.
Alın teri nedir bilmeyenler
Günlerini gün ederken diskoda, barda
Garip yorgunluğunu gidermek ister
Başına yastık ettiği o kara taşta.
Beş parmağın beşi de bir mi derler fakire
Benim alnıma varsıllık yazılmış
Seninkisine yoksulluk
Sakın isyan etme haline
Yoksa gücendirirsin Tanrıyı
Bu gününü bile mumla ararsın
Garip boynunu büktü çaresiz
Haddime mi benim
Tanrı yazgısına karşı gelmek
Yoksulluğu layık gördüyse kuluna
Elbette vardır onun da bir hikmeti.
Cenneti sermişler önüne
İçinde huriler, gılmanlar
Daha ne istersin demişler
Bu dünya fani
Özcan NEVRES
Hayalimdeki Sevgilime
HAYALİMDEKİ SEVGİLİYE
Sen benim hayalimdeki
Tanımadığım sevgilimsin.
Üstelik vefasızsın da.
Bilir misin seni nerelerde aradığımı?
Sen bazen gönlümde sım sıcak bir sevgi,
Bazen gözlerimde göz yaşı seli,
Bazen kalbimi burkan, acıtan bir sızı.
Bazen de arzu, kin ve intikamsın.
Seni gecenin bir yarısında,
Ip ıssız ve karanlık yollarda
Bazen de kumsalı döven,
Hırçın dalgaların serinliğinde
Ve gecenin bilmem kaçıncı saatinde,
Denizdeki yakamozlarda arıyorum.
Gecenin ilerlemiş bir saati,
Her taraf derin bir uykuda.
Bense karanlıklar içinde,
Benim olmayan bir dünyada,
Uykusuz ve umutsuz,
Yakamozlarda şekillenen hayalinin esiri
Bir garip aşık.
Yeşil gözlerin gel diyor bana.
Koşup gelmek istiyorum sana.
Kahkahalar atarak kaçıyorsun.
Aşkımla alay ediyorsun.
Gözlerimde yaş, kalbimde acı,
Terk ediyorum sahili.
Bir sahil gazinosunda,
Çam ağaçlarının koyu gölgesinde,
Köpüklü dalgaların dövdüğü sahilinde
Seni unutmak için içiyorum.
Komşu masalardan kahkahalar yükseliyor.
Yüksek sesle müziğe eşlik ediyor.
Bense acılar içinde, içim parçalanırcasına.
Kadehim yere çarpıyorum, çıldırmışçasına
Kadehimin tuz buz olmuş parçacıklarında,
Yine sen varsın param parça.
Toplayıp bir bütün etmek istiyorum seni.
Toplayamıyorum, ellerim kan içinde.
Çıkıp gidiyorum, yitik umutlarım peşimde.
Özcan NEVRES
HADİ DURMA GİT
Hadi durma git, ne duruyorsun
Ne verdin ki bana ne bekliyorsun
Çektirdiğin acıları geri mi istiyorsun
Keşke geri verebilseydim sana
Çektirdiğin tüm acılarla birlikte
İhanetin en acı faturasını
Karanlık bir yola ittin beni
Yapa yalnız bıraktın ışıksız
Yaşanmaz sanırdım sensiz
Sanma ki ihanetinle yıkılacağım
Yeni bir sevgili bulacağım
Verdiğin acılardan kurtulacağım
Özcan NEVRES
Güzel İzmir
Güzel İzmir
Bir hançer gibi dalınca düşman bağrına
İlk kurşunla aydınlandı ülkenin her yanı
Kurtuluşun ışığı senin ufkunda parladı
Ölmekti Hasan Tahsin gibi özgürlüğün adı
Sende başladı Yunanlının Ege macerası
Sende tükendi megalo ideanın son damlası
Özcan Nevres
Güz Yağmurları
GÜZ YAĞMURLARI
Yağmur yağıyor ince, ince
Çıkıp yürüyeceğim gönlümce.
Doyasıya ıslanacağım,
Sensizliğin ateşini söndürsün diye…
Islak kaldırımlarda yürüyorum,
Ayaklarımdan çıkan
Şap, şap sesleriyle birlikte.
Su birikintileri,
Gümüş renginde parlarken
Kamaşan gözlerim, seni aradı
Bom boş kaldırımların üstünde.
Tek tük insanlar vardı çevremde
Benim gibi ıslanmayı göze alan.
Kara bulutlar,
Kabus gibi, çöküyor
Dolu, sağanak ne varsa
Boca ediyor üstümüze.
O tek tük insanlar kaçışıyorlar,
Daha fazla ıslanmasınlar diye.
Bir ben kaldım kaldırımda
Birde etrafımda uçuşan
Hazan yaprakları.
Haykırmak istiyorum,
Ey bulut,
Sağanak, dolu yetmez bana
Aşk ateşi bu,
Nasıl anlatayım sana.
Yetmez bu ateşi söndürmeye
Ne yağmurun, ne dolun
Şimşeklerin kör etse gözlerimi
Yıldırımlarınla yansa her yanım.
Hiç kalır yanında
Şu yüreğimdeki aşk ateşinin.
Özcan NEVRES
Göz Yaşlarıma Sen Aldırma
GÖZ YAŞLARIMA SEN ALDIRMA
Bu göz yaşların ne diye sorma bana
Sen benim neden ağladığımı bilemezsin
Bekleme boşuna, yalvarmam sana
Sana olan aşkımı
Göz yaşlarımda boğdum
Ne umutlarla sevmiştim seni
Biliyorsun
Ne hayaller kurmuştuk birlikte
Hani küçük bir evimiz olacaktı
Pembe panjurlu, beyaz boyalı
Küçücük bir bahçesi de olacaktı
Yeşillikler içinde
Minik bir havuzu olacaktı bahçemizin
Kırmızı balıklar yüzecekti içinde
Havuzun kenarında otururken diz dize
Papatyalardan fal tutacaktık
Çocuğumuz kız mı olacak
Oğlan mı diye
Heyhat…
Umutlarımıza kar yağdı
Hem de ağustos ayı içinde
Neydi o beni terk edip gidişin öyle
Çok zengin birine sözlendin diye
Eteklerin zil çalıyordu
Ayakların yere basmıyordu belki de
Yıkılan umutlarımla
Baş başa bıraktın beni
Çaresiz ve yapa yalnız
Eller acıdı bana
Zavallı aklını yitirmese dediler
Sen dönüp te arkana
Bir kez olsun bakmadın bile
Altında Mersedes araba
Yanında şımarık bir oğlan
Dünya bir yana sen bir yana
Mutluluktan uçuyordun
Birden ne oldu sana böyle
Sözlün seni terk ettiğinde
Damdan düşmüşten beter olmuşsun
Sana dönmek için
Onu terk ettim diyorsun
Yalanlarınla aldatamazsın beni
Yıkıldı artık
O hayallerimizdeki
Pembe panjurlu beyaz ev
Sanma ki göz yaşlarım
Terkedilmişliğime yıkılmışlığıma
Ben o yıkılan pembe panjurlu
Evimize ağlıyorum.
Özcan NEVRES
Gitme Ne Olursun
GİTME NE OLURSUN
Gitme ne olursun
Acılar içinde bırakma beni
Sen terkedilmişliğin acısını bilemezsin
Hep terk etmeye alışmışsın
Terk edilmek nasıl da yakar kavurur insanı
Ölümü aratır çölde susuz kalmışçasına
Hele bir umutlar tükenmeye dursun
Tüm sevgilere, sevdalara kapanır gönlün
Yaşadığına bin pişman olursun
Gitme ne olursun
Acılar içinde bırakma beni
Yaşamak seninle el ele ve diz dize
Yaşamak…ve seninle bir ömür boyu
İnan bana sevgilim dayanılmaz bir tutku
Özcan NEVRES
Gidiyorsun
GİDİYORSUN
Gidiyorsun veda etmeden
Bu gidişin dönüşü olur mu bilemem
Nice aşklar, hiç uğruna tükenirken
Gidişine ağlamadım diyemem
Gitmesen iyi olur muydu bilmiyorum
Döne bilir miydik eski güzel günlerimize
Yanan bir ormanın ardında kalan,
Küllerin üstünde yeşeren fidanlar gibi
Yeniden filizlenir miydi aşkımız
Bir gün pişmanlıkla burkulursa yüreğin
Dön gel güzelim, açık sana yüreğim
Özcan NEVRES
Gidiyorum Diyorsun
GİDİYORUM DİYORSUN
Gidiyorum diyorsun
Bir daha dönmemek üzere
Gizlemeye çalıştığın o göz yaşların ne
Unutacağım seni diyorsun
Hem de bir daha anmamak üzere
Unutmak ve unutulmak ne acı
Sevenlere ölümü bile eder baş tacı
Ne sen ilk terk edensin
Ne de ben son terk edilen
Ne de yitik umutlara
Son göz yaşlarını döken
Git ama sakın dönme bana
Göz yaşlarını akıtma boşuna
Mutluluk nedense yakışmadı sana
Seni ne kadar sevdiğimi biliyorsun
Belki de
Seni sensiz yaşayamayacağımı sanıyorsun
Yazık ki aldandığını bilmiyorsun
Her şeyimi alıp götürsen de sevgilim
Yeter bana bende kalan hayalin
Özcan NEVRES
22 Mart 2002
Gidiyorum Diyorsun
GİDİYORUM DİYORSUN
Gidiyorum diyorsun
Bir daha dönmemek üzere
Gizlemeye çalıştığın o göz yaşların ne
Unutacağım seni diyorsun
Hem de bir daha anmamak üzere
Unutmak ve unutulmak ne acı
Sevenlere ölümü bile eder baş tacı
Ne sen ilk terk edensin
Ne de ben son terk edilen
Ne de yitik umutlara
Son göz yaşlarını döken
Git ama sakın dönme bana
Göz yaşlarını akıtma boşuna
Mutluluk nedense yakışmadı sana
Seni ne kadar sevdiğimi biliyorsun
Belki de
Seni sensiz yaşayamayacağımı sanıyorsun
Yazık ki aldandığını bilmiyorsun
Her şeyimi alıp götürsen de sevgilim
Yeter bana bende kalan hayalin
Özcan NEVRES
22 Mart 2002
Giden Günler Gelseydi Geriye
GİDEN GÜNLER GELSEYDİ GERİYE
Bilseydim bu dünyanın temelinin
Nankörlükler üstünde kurulmuş olduğunu
Ant olsun koymazdım taş taş üstüne
Ne evliliği düşünürdüm ne de çocuk sahibi olmayı
Ot gibi yaşardım, iz bile bırakmazdım geride
Pişmanlıklar yararsız, dönüş yok geriye
Bir yılı geride bırakıp yeni yıla girdiğimde bile
Ne aradılar, ne de sordular nasılsın diye
Kuşku duydum, gecenin ilerlemiş saatinde
Doktor, eczane dolaşan ben değil miydim diye
Geçti o günler kaldı çok gerilerde
Korkuyorlardır belki de, onlara muhtaç olurum diye
Korkmasınlar, en çaresiz olduğumda bile
Hiç birine eğilmeyeceğim, son nefesimde bile
Özcan NEVRES