SABAHIN İLK IŞIKLARINDA

SABAHIN İLK IŞIKLARINDA
Sabahın ilk ışıklarında
Yürüyorum,
Benim gibi yalnız kaldırımlarda
Deniz ne kadar da uysal böyle
Dalgalar sanki uykuya dalmış
Gecenin karanlığıyla birlikte.
Öylesine durgun ve dingin.
Hava ne kadar da temiz.
Gözlerimi yere eğince,
Bilseniz nasıl karardı içim.
Yerlerde çerez kabukları,
Sahilde naylon poşetler
Pet şişeler, çocuk bezleri
Bira kutuları, bira şişeleri
Ve daha niceleri.
İçimi burkuyor bu çirkinlikler.
Bu kent bizim,
Bu sokaklar, bu sahiller bizim.
Kirletenlerde bizim insanlarımız.
Kaldırmışız biri birimizden utanmayı,
Ah şu yabancılar olmasa.
Utanmasaydım onlardan,
Boş verirdim belki her şeye
Haydin dostlar, komşular,
Haydin bu kenti benim gibi sevenler.
El ele verelim, temizleyelim her yeri.
Ki başımız eğik olmasın,
Tüm yabancılar önünde.
Özcan NEVRES

PİŞMAN OLURSAN

Pişman Olursan Bir Gün
Bir gün pişmanlık çökerse yüreğine
Gönlümde yerim vardır diye
Aldanıp da sakın dönme geriye
Ben o defteri çoktan yaktım
Ne köz ne de kül kaldı geride
Ne sanmıştın kendini
Bulunmaz Hint kumaşı mı
Senin hayatın hep kumardı
Hep kaybettin
Kazandığını gören olmadı
Son kumarı oynadın üstüme
Yazık ettin kendine onu da kaybettin
Özcan Nevres

ÖZLEYİŞ 2

Özleyiş 2
Ne güzel bir yaşam tarzıydı
Bağ evlerine göç ettiğimiz
Tozuyla toprağıyla yoğrulduğumuz
Ovamızdaki yaşam tarzımız
Geceleri komşular toplanırdı
Evimizin iyi esintili avlusunda
Gaz lambasının loş ışığında
Sahibinin sesi marka gramofonumuzda
Taş plaklar dönerdi
Körelmiş iğnesinin cızırtıları arasında
Hayal ürünü öyküler anlatılırdı
Can kulağıyla dinlerdik gerçekmiş gibi
Delikanlılığa ilk adımımızı attığımızda
Komşu kızlarını paylaşamazdık arkadaşlarımızla
Tütüncü çardakları vardı
Velioğlu tepesinin sırtlarında
Kızları güzel olanlara yardıma giderdik
Amaç kızlarla sohbetti yardım bahane
Çok uyanıktı tütün çardaklarının güzelleri
Çok zor iştir tütün dizme işi
Dizme işi tez bitsin diye iyi bilirlerdi işi
Biraz bacak göstererek
Yardıma abone ederlerdi bizi
Yaz bitmeden biterdi tütüncülerin işi
Hayal gibi uçar giderdi tütüncülerin güzelleri
Biz bize kalırdık yine
Dalaklı Leyla çaçaron Emine şaşı Esra
Ha bir de Perihan ablamız vardı
Bizden üç beş yaş büyük
Ailesinin ineklerine sığırtmaçlık yapardı
Böğürtlenlerin altına açtığı tünele
Aşk yapmaya çağırırdı bizleri
Fark etmezdi onun için ben ya da diğerleri
İnek kokusu sinmiş bedeninde
Köreltirdik genç bedenimizin iştahını
Zaman değişmiş
Traktörler arabalar yakın etmiş yolları
Elektrik ve çeşmenin rahatlığına alışanlara
Göç külfet olmuş
Göçen kalmamış o güzelim ovalara
Komşu evler yıkılmış
Bizim evin tavanı çökmüş
Ova anlatılamaz bir yalnızlık içinde
Güzellikler yitip gitmiş
Çocukluğumun en güzel günleriyle birlikte

18 Eylül 2002 Çarşamba
Özcan Nevres

ÖZLEYİŞ 1

ÖZLEYİŞ
Özledim bağlarımızın tozlu yollarını.
Özledim yaz günlerinin yakıcı sıcağını,
İçimi kavuran susuzluğumu giderdiğim,
Tulumbamın buzu aratmayan suyunu.
Ne güzel günlerdi o günler.
Nerede kaldı dalından kopardığım meyveler.
Kendi elimle yetiştirdiğim sebzeler.
Bir düş müydü o günler bilmiyorum.
Çocukluğumun en güzel günleriydi,
Sıcaktan kavrulduğumuz o yaz günleri.
Yoldan geçen devecilere bağırırdık,
Aşçı Mehmet’i gördün mü diye.
Kalaylanmadık yerimiz kalmazdı.
Hayır için yol boyundaki su küpüne,
Kum atardık oyun olsun diye.
Susuzluktan yandığımızda,
Biz içerdik o bulanık suyu yine.
Çukur açardık yoldaki araba izine.
Üstünü çalılarla yapraklarla örterdik.
Ve oturup beklerdik, çukura kim batacak diye.
Çukura düşünce bir arabanın tekeri,
Bayram ederdik, uzaktan seyrederdik,
Tekeri kurtarmak için neler çekildiğini.
Nemli bir yeri eştiğimde,
Duru bir su kaynadığını gördüğümde,
Koşarak babama muştulamıştım.
Evimizin önündeki sebze bahçesini,
Benim olan suyla sulayacaktık.
Boşuna sevinme dedi babam.
O su, sulama kanalından geliyor.
İnanmadım, tükenmez bir kaynakmış gibi
Su yolları açtım.
Kanal bekçileri suyumun kaynağı,
Köstebek deliğini kapayınca,
Suyum yok oldu umutlarımla birlikte.
Kuş yuvaları arardım ağaçlar üstünde.
Bazen de bulurdum çalılıklar içinde.
Yavruların büyümesini beklerdim umutla.
Bir gün baktığımda yuva boşalmış.
Ehlileştireceğim kuşun umudu,
Bir başka bahara kalmış.
Kargıdan atlarımız olurdu.
Kıyasıya yarıştırırdık onları.
Seninki değil benimki kazandı diye,
Ölümüne dövüşür , küserdik biri birimize.
Uzun sürmezdi küslüklerimiz.
Tez barışırdık,
Yeni kavgalara hazır olalım diye.
Oyuna kapılırdık, açlığımız gelmezdi aklımıza.
Neden geç kaldınız diye,
Annelerimiz hayıt sopalarıyla düşerdi peşimize.
Yakalanın vay haline.
Böğürtlenlerin, hayıtların arasına gizlenirdik.
Kimse bizi bulmasın diye.
Sabırla beklerdik öfkeleri geçsin diye.
Hiç bitmezdi bu geç kalmalar
Ve kaçıp kovalamalar sürerdi tüm yaz boyu.
Okulların açılması dert olurdu.
Çok sınırlı olurdu oyun saatleri.
Özlerdik o bol kavgalı, bol dayaklı,
Sıcak yaz günlerini.
Nar ağacından kopardığım narları,
Ayva ağacının koyu gölgesinde yerdim.
Narın tek bir tanesini düşürmeden,
Tümünü yiyebilirsen eğer.
Öldüğünde cennete gidersin derlerdi.
Denemelerim hep boşuna giderdi.
Evimizin bahçesindeki fırında,
Ekmeklerden sonra ayvalar pişerdi.
Pişmiş ayvalar ne güzel şeylerdi.
Bağ bozumu üzümler çiğnerdik ayaklarımızla.
Kocaman bir kazanda kaynardı şıralar.
Pekmeze yatırılmadan önce,
Bardaklar dolusu içerdik gönlümüzce.
Tava balı, patlıcan ve kabak reçelinden sonra,
Köfteler yapılırdı, içinde bol cevizler.
Kurutulan üzümlerin en iyilerini,
Ayırırdık kendimize.
Bademler, iğdeler ve kurutulan incirler,
Depolanırdı kilerimize.
Şimdilerde,
Vitrinlerde görüyorum tüm bunları.
Gel de arama çocukluğumun,
O en güzel bolluk dolu güzelim yıllarını.
17.03.2001 01: 27 Özcan NEVRES

GÖNÜL BAHÇEME

GÖNÜL BAHÇEME
Gönül bahçeme nice sevgiler diktim.
Bitmediler, yeşermediler.
Umutsuzluklarımı diktim aynı bahçeye
Kara çalılar gibi köklendiler tükenmezcesine.
Politikaya atıldım hizmet edeyim diye.
Parsellenmiş hep çıkarcılar ile.
Gazetecilik yaptım doğruları yazayım diye
Adım komüniste çıktı bilmem niye
Bir kız seçtim ÖMÜR BAHÇEMDE
, kendime eş olsun diye
Vermediler, çektirdiler bana nice çile.
Yol boylarına fidanlar diktim.
Büyüsünler, gelene geçene, gölge yapsın.
Uzanıp gölgelerinde dinlensinler diye.
Söküp attılar, anlamadım niye.
Öğrettiler bana, en acı şekilde.
Bu dünyada iyilere yer yok diye.
Küsmeye yer vermedim gönlümde.
Nice kötülükleri bile bile.
Hüsran kasırgaları estiğinde bile,
Yıkılmadım, yıkılmayacağım.
Doğru bellediğim yoldan dönmedim.
Eğrilerle savaşta hiç yenilmedim.
Kötülüklerle, çirkinliklerle devam ediyorum savaşa.
Şu ilerlemiş yaşımda bile.
Özcan NEVRES

ÖLÜMÜNE AŞK

Ölümüne Aşk
Sen gönlüme düşen ilk aşkın ateşiydin
İçimdeki ateşi söndürecek dudaklarındı
Ne hayallar kurmuştum geleceğimiz üstüne
Ölüm bile bizi ayıramayacaktı
Dünya bile gelseydi üstümüze
Ölüm bu ne zaman ve nasıl gelir bilinmez
Gençlik rüzgarları eserken başımızda
Ölüm hiç gelir miydi aklımıza
Ah o ecel denilen karşı konulmaz
Kimi hangi yaşta alacağı bilinmez
Sevgilim canım bir tanem benim
Ecel nasıl da çekip aldı elimden seni
Genç yaşımda ciğerimden etti beni
Bundan böyle yaşamanın kaldı mı anlamı
Ne duruyorsun ey ecel alsana canımı
Bitirsene sevgilisiz yaşamamın azabını
Özcan Nevres

ÖLÜMSÜZDEN MESAJ

ÖLÜMSÜZDEN MESAJ

Ben GÜVEN ERKAYA’yım,
Al bayrağa sarılı naaşım.
Çevremde Atatürkçüler
Ve devrimciler.
Ülkemin gerçek sahipleri.
Ellerinin, omuzlarının üstünde
Taşırlarken beni,
Ak itler ürüyor uzaklarda,
Seslerini duyar gibiyim.
Ben Anadolu çocuğuyum,
Yaşamımı Anadoluya adadım.
Yılmaz bekçisiydim,
Devrimlerin ve Atatürkçülüğün.
Karafatmalar, türbanlılar, yobazlar,
Düşmandılar bana,
Biliyorum.
Yurdumun dışından güdümlü
Ak itlerine
Son bir mesajım var.
Ben mezarımda bile yeterim onlara.
Benim adım Güven Erkaya.
Karafatmalar, türbanlılar, yobazlar
Ve Atatürk düşmanı, içi karalar,
Bir güven Erkaya gitmiş ne yazar.
Geride daha,
Milyonlarca Güven Erkaya var.
Özcan NEVRES

ÖLDÜREN SEVDA

Öldüren Sevda
Yol boyu çeşmesinde durup su içeyim dedim
Kitabesi takılınca gözüme irkildim
Su geçmez oldu boğazımdan, yandı yüreğim
Nasıl bir sevdaymış bu benim bilmediğim
“Sevda pınarından kana kana içmeden,
Murat köprüsünden gelip geçmeden
Yaşı henüz on sekizine basmadan
Ecel alıp götürdü onu, genç yaşına bakmadan
Ne gelir elden, yazgısını kötü yazmışsa yaradan
Yörük kızı Hesna’nın hayratıdır bu su
Ey yabancı, bilmesen de Hesna kızın öyküsünü
Kana kana iç, eksik etme hayır duasını”
Çoban sürünce koyunlarını çeşmeye
Koşuşup sıralandılar yalaktan su içmeye
Vardım çobanın yanına,
Sordum, tanır mıydın Hesna kızı diye
Ağlamaklı oldu, sulandı gözleri
Tanırdım dedi, kim tanımazdı ki o güzeli
Bir içim suydu o, aha bu sudan berraktı teni
Köyümüz görmemişti hiç böylesine güzeli
Bir delikanlıya tutulmuştu yüreği
Söz kesmişlerdi biri birlerine töremizin gereği
Hele bir askerliğini bitirsin, tez evleneceklerdi.
Acı haber gelince sözlün şehit oldu diye
Yemeden içmeden kesildi, döndü bir deliye
Ahlarla vahlarla geçen günler uzun sürmedi
Yıllar oldu onu yitireli ama, acısı hala dinmedi
Bu çeşmeden her su içen, sormadan edemedi
Kim bu kız, neden çok gençken yitirildi
Anlatırım her sorana, kanasa da yüreğim
Anlat be çoban, yüreğindeki acıya aldırma
Anlat ki herkes öğrensin candan nasıl sevilirmiş
Varsın yürekler sızlasın, canlar acısın
Dileğim, ayrılıkların olduğu sevdalar hiç yaşanmasın
Özcan NEVRES

OZANIN AŞKI

OZANIN AŞKI

Seni gördüm bugün
Kaldığın pansiyondan çıkıyordun.
Günaydın dedin bana
Gözlerinin içi gülüyordu.
Arkandan baktım uzun uzun
Gönlümü kapladı yine
O yokluk denen hüzün.
Nice yıllar oldu,
Aşktan sevgiden uzak kaldığım.
Ruhumda dayanılmaz bir arzu
Yıllardır aradığın
İşte bu diyordu.
Sevmek, sevilmek
Hiç ölmeyen bir tutku.
Nasır tutmuş gönlümde
Bir fırtına gibi estin.
Ellerimde
Ellerini tutmanın
Dayanılmaz arzusu.
Umutla bekledim seni
Ya gelmezse korkusu
Karabasanlar gibi
Çöktü gönlüme
Gün gelecek
Ölesiye arzulayacağım seni
Yokluğun bir kabus gibi
Çökecek benliğime.
Hayalimde canlanacak
O gülüşün ve güzelliğin.
Gittiğin o uzak ellerden
Ne olur bir mektup at
Şenlensin yüreğim.

Özcan NEVRES

O BİR YILDIZDI

O BİR YILDIZDI
O bir yıldızdı gökyüzünde kayan.
Garip gönlümü ateş gibi dağlayan.
Çocukluk aşkımdı o benim.
Hiç ama hiç unutulmayan.
Nice aşklar yaşadım doyumsuz.
Nice umutsuzluklar yaşadım çözümsüz.
Hiçbir şey silemedi onu gönlümden.
Özcan NEVRES

NERDESİN

Neredesin
Çok sevdiğin çay bahçesinde oturdum
Soğuğa aldırmadan saatlerce
Ne denizin eski güzelliği
Ne de içtiğim çayların tadı vardı
Kalkıp kumsala gittim
Yürüdüm uzun uzun
Karanlık çökünce kentin üstüne
Oturup bir kayanın üstüne
Hayalini aradım serin suların içinde
Üşüdüm aldırmadım üşümeme
Şimdi yanıyorum ateşler içinde
Ölümü düşlüyorum gönlümce
Baş ucumda sen varsın
Gözlerin yaşlar içinde

Özcan Nevres

NE OLMUŞ BU DÜNYANIN HALİNE

Bu Dünyanın Hali Ne Böyle
Ne olmuş bu dünyanın haline
Ne saygı kalmış nede sevgi
İnsancıklar elinde maskara olmuş
Kimi cebinde üç beş kuruşu var diye
Sanır dünyayı satın aldığını
Kimi sanır okuyup ta adam olduğunu
Kimi yönetici olmuş,
Neyi yönettiği belli değil.
Yönetiyorum dediği yer iflas etmiş
Kalmamış üç beş müşterisi
Ona buna hart hurt eder
Tıpkı müdürlükten emekli
Umumi tuvalet bekçisi gibi
Özcan NEVRES

KORKMA BE ÇOCUK

Korkma Be Çocuk

Minik kuş çocuktan korktu
Çocuk ta minik kuştan
Korkma be çocuk
Korkunun ecele yararı yoktur
Ömür denilen kocaman bir.oktur
Yarış atından beter koşturacaklar seni
Yaşamın kulvarında
İlk okul daha bitmeden
Henüz çocukluğunu yaşamadan
Kitaplar dershaneler ve sınavlar
Üniversite mezuniyet derken
Tuz kabağını geçirecekler boynuna
Çocuklarım büyüsün
Çocuklarım okusun derken
Elinle teslim edeceksin
El kızına el oğluna
Sonra……
Torunlara kavuşma coşkusu
Farkına bile varmayacaksın
Yarışın sonuna kıl payı kaldığını
Yeni bir özlem yeşerecek gönlünde
Torunumun çocuğunu görebilecek miyim
Özlemler bitecek ancak
İmamın kayığına bindiğinde
Koşun bitecek
Mezar denilen çukura girdiğinde
Geriye bir bakabilseydin eğer
Koca bir ömürden Geride kalmış neler
Stres elem ve keder
Birde boşa beslenmiş umutlar hevesler
Yaşam dedikleri bu ise eğer
Korkmaya Değmez be çocuk hiçbir şeye
3 Temmuz 2002
Özcan Nevres

KARŞILAŞTIĞIMIZ O YERDE

Karşılaştığımız O Yerde

İlk karşılaştığımız o yerde
Aradan uzun yıllar geçse de
Gelişini bekledim hep boş yere
Orada yeşermişti
En güzel umutlar gönlümde
Aşkın en güzelini
Ve ihanetin en acısını orada tattım
Orada bekledim seni
Yitik aşkımın üstüne
Orada ağıtlar yaktım.
Göz yaşlarım orada kuruttu
Gönlümde yeşeren tüm umutlarımı
Orada bekliyorum yine
Ölüm denilen o kaçınılmaz sonu
Özcan Nevres

KARANLIK

KARANLIK
Bir gece ki karanlığı aşılmaz.
Bir gönül ki aydınlığı hiç bulmaz.
Ben bu karanlıkların bahtsızıyım.
Sabahsızdır benim tüm gecelerim.
Kimileri gönlünce yaşarken,
Aydınlıklar ve mutluluklar içinde.
Benim gönlümse mutsuzluklar
Ve acılar içinde.
Işık olsaydın gönlüme,
Kurtarsaydın karanlıktan beni.
Kölen olurdum azatsız.
Severdim seni ömrüm boyu.
Özcan NEVRES

İSTANBUL BEYAZLARI GİYİNCE

İSTANBUL BEYAZLARINI GİYİNCE
Kar yağıyor kar
Yağar ya
Okullar tatil olacak
Çocuklar kar topu oynayacak
Sokaklarda, caddelerde
Kahkahalar atarken düşecek
Çocuğun biri
Ağlaması bastıracak
Tüm gülenleri
Belki kalçası çıkmış
Belki de kırılmıştır bir yeri
Bir oyun uğruna
Belki de sakat kalacak
Ömür boyu.
***
Bir kadın iniyordu yokuştan aşağı
Kartopu oynayan çocuklara baktı
Çocukluğunun özlemini çekercesine.

Önünde kayanlar vardı
Buz tutmuş karların üstünde
Çocukluk günlerini
Tekrar yaşamak geçti içinden.
Şöyle bir yokladı
Yine kayabilir miyim diye
Ohhh ne güzeldi böyle
Çocuksu duygular içinde yaşamak
Bir daha, bir daha kaydı hafiften
Daha cesur bir hamle yaptı
Dengesini kaybetti
Düştü buz tutmuş zemine
Bacakları havada
Sanki ikiz yelken direği
Etekleri sıyrılmış belinden yukarı
Kalkmaya çabalarken ayağa
Kendisine gülerek bakan
Bir delikanlı ilişti gözüne
Düşmesinin tüm acısını
Ondan çıkarmak istercesine
Bağırdı ne gülüyorsun diye
Delikanlı ona nispet yaparcasına
Uzun bir hamle yaptı
Donmuş karların üstünde
Bak işte böyle kayılır dercesine
İnişin en yoğun olduğu yerde
O da düştü sert zemine
Kadın bağırdı oh olsun
Bana güler misin diye
***
Arabasını çalıştırmış
Kara basmaktan korkan biri
Belki de
Ayağını üşütmekten korkuyordu.
Araba kayarak gitti biraz
Sonrada durdu
Anadolu insanının
Karakaçanı gibi
Ne ileri, ne de geri
Yardım diledi
Kartopu oynayan çocuklardan
Çocuklar yüklendi arabaya
Oyunlarının devamı gibi
Bir ileri, bir geri
Sıralandı hamleler
Bir hamle oldu geriye
Hop hop ezdin çocuğu dediler
Stop etti motoru el frenini çekti
Telaşla indi arabasından
Yerde bir çocuk yatıyor
Acılar içinde
Kucakladı çocuğu
Koştu koştu var gücüyle
Az ilerdeki hastaneye doğru
Cart edip kayınca ayağı
Yıkıldı sırtüstü
Başı küt etti donmuş zeminde
***
Gözlerini açtığında
Etrafına baktı
Ben neredeyim diye
Kucağımdaki çocuk nerede
İşte çocuk orada
İki bacağı da kötü ezilmiş
Seninse
Bacağında iki kırık
Kafanda da üç çatlak var dediler
***
Doktor kontrole geldiğinde
Çocuk iyileşecek mi diye sordu
Kötü ezilmiş bacakları
Uzun sürecek iyi olması
Ya ben doktor, ben nasılım
Senin için pek korku yok dedi doktor
Senin kafan zaten
Eskiden de çatlakmış

Özcan NEVRES

SON YOLCULUK

Son Yolculuk

Kaçınılmaz sona doğru bu çıktığım son yolculuk
Koskoca dağın gölgesini yutmuş sağ yanımdaki deniz
Dağın gölgesi boğulmuş denizin karanlığında
Ben boğulmuşum çektirdiğin çilelerin girdabında
Kumsalda yürüyorum kaçınılmaz sona doğru hevesle
Dalgalar ayak izlerimi siliyor
Geçmişte ne kaldıysa peşime takılmasınlar diye
Kayalar var ileride sarp mı sarp
Bilir misin o kayalarda nice aşıkların yitip gittiğini
Ve o kayaların beni davet ettiğini
Gel diyorlar bana hadi durma gel
Yitik umutların mı seni yaşama küstüren
Ne duruyorsun çık üstüme at kendini boşluğa
Umutsuz bir aşk son bulsun bir vefasız uğruna
Özcan Nevres

İlk Ayrılış

İLK AYRILIŞ

Tiz bir düdük sesiyle
Başladı yolculuğum
İçimde, gidipte dönmemek korkusu
Gözlerimin önünden
Yavaş, yavaş silinen istasyon
Sanki….
Gurbet zordur
Geri dön diye haykırıyor
Şimdi içimde
İki his çarpışıyor
Biri
Hemen geri dön diyor
Diğeri durma git
Yeşil gözlerini anımsıyorum
Ve yanaklarından süzülen yaşları

Özcan NEVRES

HÜZÜNLÜ ŞARKILAR

HÜZÜN ŞARKILARI
Ah şu hüzün şarkıları
Nasıl da deşer geçmişteki yaraları
Nice sızılar canlanır yüreğimde
Daha dünmüş gibi tazeliğiyle
Mehtabın ışığında bir su başında
Uzaklardan gelen bir şarkının müziği
Seni getirir gözlerimin önüne
Yaşlar süzülür gözlerimden selcesine
Mehtap salınır suların içinde
Gelinliğini giymiş bir kız güzelliğiyle
Gözlerim kenetlenmiş bu eşsiz güzelliğe
Yüreğim kilitlenmiş senin sevgine
Umutlar yeşerir gönlümde dağ, dağ
Gümüş ışıkların içinden çıkıp gelecekmişçesine
Özcan NEVRES