Haydi Bakalım Gençler

Türban denilince fırtınalar koparılıyor. TÜSİAD başkanının söylediklerine gelince, çok önemli çevrelerden büyük tepki alırken kimilerinden tıs çıkmıyor. Tüm Türk insanının bu kötü gidiş karşısında omuz omuza vererek çare aramaları gerekmez mi?

Okumaya devam et “Haydi Bakalım Gençler”

Elli üç yıldır kalkınıyoruz

Elli üç yıl önce ülkemiz Demokrat Partiyle birlikte kalkınma edebiyatıyla tanıştı. Bin dokuz yüz elliye kadar kalkınmanın sözünün edilmediği ülkemizde neler yapıldığına bir bakalım. Yurdun her yanı çelik ağlarla örüldü. Beykoz kumdura, Paşabahçe cam, Hereke, Merinos dokuma, Nazilli basma, Kırıkkale silah fabrikaları ve daha niceleri o dönümde ülke ekonomisine, üstelik Duyunu Umumiye borçlarını da ödeyerek kazandırılmıştı. Yakın bir zamana kadar o fabrikalar ülke ekonomisinin bel kemiğiydi. Ekonomideki yozlaşma bu fabrikaların neredeyse tamamını bitirdi.

Okumaya devam et “Elli üç yıldır kalkınıyoruz”

Bunun adı sağlık

Yıllar önce arazimde çalışırken rahatsızlandım. Arabama binip doğruca Menemen Devlet Hastanesine gittim. Acilde kimseyi göremeyince üst kata çıktım. Resmi Dahiliye yazılı kapıyı tıklatıp içeri girdim. Doktor ayaklarını masanın üzerine koymuş, yarı uzanmış durumda. Yanında da görevli hemşire. Rahatsız edilmesine çok bozulmuş olacak ki, sert bir şekilde sordu,

Ne istiyorsun?

Okumaya devam et “Bunun adı sağlık”

Silivri’de Arayışlar

Yerel Gündem’in öncülüğünde yapılan Trakya’da tarım toplantısına Sayın Yavuz Kaynarca’nın bana geç ulaşan daveti nedeniyle ancak ikinci bölümde katılabildim. Toplantının amacı tarımdı ama, sorunların çokluğu nedeniyle çevre kirliliği, sanayi, kooperatifçilik, üretilenlere Pazar bulunması gibi konular da gündemin içinde yer aldı.

Okumaya devam et “Silivri’de Arayışlar”

Bu ne biçim yasa

1998 yılında çıkarılan bir yasaya göre BAĞ-KUR emeklilerinin her hangi bir odaya kaydı var ise her ay emekli aylığından SDDP yani sosyal dayanışma destek pirimi adı altında %10 kesilmesi öngörülüyor. İşin kötüsü geriye dönük bir de uygulaması var. Oysa yasalar resmi gazetede yayınlandığı gün yürürlüğe girer. O günden itibaren geçerlidir.

Okumaya devam et “Bu ne biçim yasa”

Doğanın İntikamı

Ağustos ayının ilk haftasının ilk yarısındayız. Gök kış aylarını aratmayacak şekilde gürlüyor. Ülkenin her yanını yağmurun neden olduğu felaketler sarmış. Kimi yerde dolu yağıyor. Kimi yerde ağaçlar devriliyor. Kimi yerde yıldırımlar ve seller can alıyor. Oysa üç gün önceki haberlerde sıcaktan ölümler yer alıyordu. Ozon tabakası delinmiş, küresel ısınma nedeniyle kutuplarda buzlar eriyor. Bilim adamları geleceğe kefen biçiyorlar.

Okumaya devam et “Doğanın İntikamı”

Silivri’de Yoğurt Festivali

20, 21 ve 22 temmuz günlerinde üç gün sürecek yoğurt festivali yarın başlayacak. Gece yarısına doğru çıkıp gezelim dedik. Bakalım festival ne tür değişiklikler getirmiş Silivri’ye? Görebildiğimiz kadarıyla değişen hiçbir şey yok. Her zamanki gezdiğimiz alanda görünen birkaç kamyon. Ne sattıklarını bile anlamak olası değil.

Okumaya devam et “Silivri’de Yoğurt Festivali”

Cezalar adil olmalıdır

Bugün arabamı park ettiğim yerde trafik memurunun ceza yazdığını gördüğümde hemen arabamı oradan kaldırdım. Zaten orada en fazla beş dakikalığına durmuştum. Kusur işleyen mutlaka cezasını çekmelidir. Ama yaklaşık on bir aydan beri yaşamakta olduğum Büyükçekmece’de hemen hemen her gün arabalar park etmekteydi. Üstelik benim arabamı park ettiğim yer arabaların geçmediği bir çukurdu.

Okumaya devam et “Cezalar adil olmalıdır”

Dolunay ve Hüzün

Dolunay gök yüzünde pırıl pırıl. Yer yüzüne boca ettiği gümüşi ışıklarını engelleyecek ne bir bulut, ne de sis var. Dolunay bazen coşturur, bazen de hüzün verir insana. Ova bir başka güzel bu gece. Bazı yerler koyu kahve rengine bürünmüş, bazı yerleri ise olabildiğince aydınlık. Yer yer su birikintileri, mücevher gibi parlıyor.

Okumaya devam et “Dolunay ve Hüzün”