AB Hayali Suya mı Düşüyor

Aylardır borsasıyla ekonomisiyle üç Ekimde başlayacak olan görüşmelere kilitlenmiş durumdaydık. Kimimize göre AB ye girmek bir hayaldi. Bu nedenle AB dayatmalarına boyun eğilmemesi ulusal onurumuz gereğiydi. Kimilerimize göre ise her ne pahasına olursa olsun, AB kriterlerine mutlaka uyum sağlamalıydık. Bu uyumu sağlayabilmek için de başta Kıbrıs olmak üzere ödün üzerine ödün vermiştik. Çıkarılan Avrupa Birliğine uyum yasaları sayesinde, cezaların yok denilecek kadar azaltılması yüzünden, kapkaç olayları, cinayetler ve töre cinayetleri aldı başını gidiyor. Kadınlarımız neredeyse kapkaç ve tecavüz korkusundan sokağa çıkamayacaklar.

AB hayali yüzünden girdiğimiz Avrupa Gümrük Birliği anlaşması sayesinde tarımımız ve yerli sanayimiz katledildi. Büyük marketlere girdiğimizde beyaz eşyada Arçelik-Beko ve Vestel dışında yerli diyebileceğimiz hiçbir sanayi ürünü kalmadı. Eğer piyasaya Çin malları bu denli ucuz olarak girmeseydi, Avrupa ürünleri elimizi çok yakacaktı. Bilgisayarlardan motorsıkletlere varıncaya kadar satın almak istediğimiz bir çok ürün Çin malı damgasını taşıyor. Otomobil piyasasında yaşanan ucuzluk ve kalite hep Uzakdoğu ülkeleri sayesinde kazanıldı. Bir de şu motorsıklet fiyatlarına bir göz atın. Hayal bile edemediğimiz marşlı motorsıkletler neredeyse eskiden satın almakta zorlandığımız bisiklet fiyatına satın alınabiliyor. Üstelik motorsıkletlerdeki konfor otomobillerdeki konforu aratmıyor. Yıllarca motorsıklet kullandım. Tümü ayak marşlıydı. Eğer Motorsıkletin avans ayarları iyi yapılmamışsa ayağın kırılması işten bile değildi. Dört zamanlı motorlar çok pahalıydı. Az satıldıkları için de her zaman parça sorunu yaşanıyordu. Şimdi öyle mi? Dört zamanlı yüz yirmi beş CC. Lik bir Motorsıkletin fiyatı bir milyar altı yüz elli milyondan başlıyor. Üstelik yirmi dört aya kadar vade yapılabiliyor. Üstelik marşlı ve her türlü konfora sahip bu motorsıkletler

Tam kırk beş yıl motorsıklet kullandım. Bir çok motorsıklet gelip geçti elimden. En son kullandığım yirmi iki beygir gücünde, yüz seksen kilo ağırlığı olan bir Rus motoruydu. Arazilerime gidip gelmek için almıştım o motorsıkleti. Zira arazi yolları araba sokulmayacak kadar bozuktu. O günlerde kullandığım motorsıkletleri bu günlerde mağazalarda gördüğüm motorsıkletlerle kıyasladığımda içimin yağı eriyor. Ne şanssız bir kuşakmışız diyorum. Dört zamanlı motorsıkletlerin yakıt cimrisi oldukları da bir gerçek. Bin üstüne. Bas marş düğmesine yürü. Kim tutar seni. Kim tutar seni dediğimde içimi bir hüzün kaplıyor. Bu motorsıkletler neden Çin malı da Türk malı değil? Neden biz Uzakdoğu ülkeleri gibi sanayide başarılı olamıyoruz? Kopyacılıktan ve montajcılıktan ileri gidemiyoruz.

***

Değerli okurlarım. Her ne kadar sonbaharı yaşıyorsak da kışın kapıda olduğunu unutmamalıyız. Kış aylarında sıkı giyinerek soğuklardan korunabiliyoruz. Oysa bu mevsimde hava için tek bir deyim kullanabiliriz. Kalleş hava. Haber Sağlık Bülteninden gelen uyarıyı dikkate almalıyız.

Giyime özen gösterilmeli, soğuktan koruyacak biçimde giyinilmesinin yanı sıra aşırı terlememeye dikkat edilmeli. Sabah kahvaltılarına, enerji verecek mevsim meyve ve sebzelerine ağırlık verilmeli. Özelikle hamileler, mevsim hastalıklarına yakalanmamaya özen göstermeli, toplu yerlerden uzak durmalı gerekirse maske ile korunmalı.

Özcan Nevres

(Bugün 1, toplamda 38 kez ziyaret edildi.)