Aldatıcı Reklamlar

Değerli okurlarım. Son günlerde televizyonlarda ve bazı alışveriş sitelerinde elektrik tasarruf cihazı adı verdikleri bazı cihazlar pazarlanmaktadır. Daha önce de belirttiğim gibi elektrik tasarruf kutusu saçmalıktır diye. Yine de okurlarıma daha sağlam bilgi verebi,lmekmek için internet üzerinden satış yapmakta olan bir firmadan bir adet elektrik tasarruf kutusu satın aldım. Uzun zamandan beri kullanmadığım bir ampermetreyi bir üçlü prize seri olarak bağladım. Üçlü prizin bir gözüne tasarruf kutusunu taktım. Diğer gözüne de iki kilovat güç harcayan su ısıtma cihazını taktım. Su kaynayıncaya kadar bekledim. Ampermetrenin ibresinde hiçbir sapma olmadı. Daha sonra prizden tasarruf kutusunu çıkarıp ısıtma cihazını açtım. İbrede hiçbir sapma olmadı. Bu da şunu gayet net olarak gösteriyor. Bu elektrik tasarruf kutuları aldatmacadan başka bir şey değildir. Birileri işe yaramıyorsa sen neden aldın diye sorabilirler. O kutuyu almamın tek nedeni aleti iyice kontrol edip okurlarıma en doğru bilgiyi vermek içindi. Elektrik tasarruf kutusunun üzerinde yüzde otuz tasarruf yazıyor ama bırakınız yüzde otuzu, yüzde bir bile tasarruf etkisi yok. Elektrik faturalarının yüklü olmasından şikâyetçi olanlar daha az ödeme umuduna kapılıp sakın bu hiçbir işe yaramayan sözde tasarruf kutusunu satın almasınlar. Verdikleri para yabana gider. Bazı firmalarda bu cihaz güya doksan dokuz liradan elli dokuz liraya indirilmiş olarak on iki ay taksitle satılmaktadır. Ben büyük bir indirimle www.yakaladinyakaladin.com adındaki pazarlama firmasından on beş liraya aldım. Okurlarıma bu konuda sağlıklı bilgi verebildiğim için paramı sokağa atmadığıma inanıyorum.
Televizyon kanallarında bal pazarlayan firmaların satışlarında düşüş olduğundan olsa gerek içlerinde fiyat düşürenler var. Örneğin dört kavanoz balı yüz liraya satan firma şimdi beş kavanoz balı yüz liraya satmaya başladı. Bu daha başlangıç. Yakında marketlerde satılmakta olan azami on bir buçuk liranın da altına düşmek zorunda kalacaklar. Zira reklamlara aldanıp o firmalardan bal alanlar, aldıkları ballardan hiç memnun değiller. Bir uyarıda bulunayım. Aldıkları ballar bu soğuklarda iki ay içinde donmayacak olursa o bal ya katkılıdır. Ya da kaynatılarak kavanozlara doldurulmuştur. Katkılı ballar sağlı için zararlıdır. Donmayan ballar sağlığa zararlı değildir ama sağlığa yararlı değildir. Zira kaynatılarak sağlık için gerekli olan ve donmaya neden olan maddeler yok edilmiştir. Kaynatılmış ballar sağlık için değil tatlandırmak için kullanılabilir.
Kış sebze fiyatlarını çok fena vurdu. Geçtiğimiz Salı günü Küçükküy’de Salı günleri kurulmakta olan semt pazarını gezdim. İnanılır gibi değil ama gerçek. Orta boy marul üç lira, büyük boyları ise üç buçuk liraya satılmaktaydı. Bu fiyatlar alanın elini yakmasa da cebini çok fena yakar. Semt pazarında ucuz sayılacak mevsimi geçmiş olsa da ayvalar ile henüz mevsiminde olan portakallar vardı. Bir demet roka bile bir buçuk liraydı. Bu fiyatlarla cepler yanmaz da ne olur? Geçmişte her yıl on beş yirmi dönüm, hatta daha fazlası marul dikerdim. Diktiğim marullar hep elimde kalırdı ve zarar ederdim. Zarar etmese de girdiğim kapıdan çıkardım. Bu günkü fiyatlarla üreticiden tanesini bir liraya dahi alsalar üretici çok büyük kazanç sağlar. Zira bir dönümde beş bin kıvırcık marul yetiştirilir. Otuz dönüm marul diktiğimde bu fiyata marul satabilseydim yüz elli bin lira alırdım. Bunun yirmi bini masraf olsa kalan para beni zengin ederdi. Ne yazık ki diktiğim marullar konu komşuya ve inekçilere yarardı. Zaten her yıl konu komşu için yaklaşık yüz metre kare yere maydanoz, dereotu, roka ve tere dikerdim. Komşularıma gidin istediğiniz kadar biçin derdim ama pek giden olmazdı. Zira pazarlarda demetlenmiş olarak yok pahasına satılmaktaydı. Biçmekle uğraşmaktansa satın almayı yeğlerdi. Oysa benim yetiştirdiklerimi yeğlemeleri gerekirdi. Zira bahçelerimin hiç birinde kanal kirli suyu kullanmazdım. Artezyenlerimden çektiğim su ile sulardım. Yetiştirdiklerimde kirlilikten söz edilemezdi.
Vakıf çayırındaki tarlamızı bahçe olarak kullanıyordum. Artezyen kuyusunu yanına dört buçuk metre kareye maydanoz dikmiştim. Bir kovada bulunan suni gübre taş gibi olmuştu. Maydanozları sularken kovayı akan suyun altına koymakla içindeki suni gübre eriyiverdi. Maydanozların yanmamaları için günde dört defa su vermek zorunda kaldım. Bir hafta içinde maydanozlar neredeyse diz boyu olmuştu. Tümünü biçip iki üzüm keleterine tepelemeye doldurdum. Nevres apartmanı üç ana caddenin kesiştiği yerde olduğu için gelen geçen çoktur. Her geçene koca bir demet veriyordum. Borcum ne diye soranlar da oluyordu. Bu ara biri geldi bana da verir misin dedi? Hemen koca bir demet verdim. Ne bu yahu, bunları demet bile yapmamışsın demez mi?. Siz demetli mi istiyorsunuz diye sorunca evet dedi. Siz yarın bu saatlerde gelin ben size demet edilmiş kurdele ile süslenmiş koca bir demet veririm dedim. Tamam dedi ve gitti. Ertesi gün aynı saatte geldi. Benim maydanozu getirdin mi diye sorduğunda, sorduğuna pişman ettim. Ne hikmetse bazı insanlar iyi niyeti bile istismar etmek istiyorlar. Bu olaydan ders almış olsaydım bari ama almadım. Halen gereksinimimden çok fazla maydanoz ve roka yetiştirip isteyenlere ücretsiz olarak veriyorum.
Özcan Nevres

(Bugün 1, toplamda 206 kez ziyaret edildi.)