Çok Sevindik Çok

Çok Sevindik Çok
Milletvekillerimiz neredeyse oy birliğiyle kendilerine çok güzel kıyaklar yaptılar. Saymakla bitmeyeceği için yalnızca maaşlarına değineceğim. Emekli milletvekillerinin maaşı yedi bin liracık olduğu için ek olarak dört bin beş yüz lira ek ödeneği de hak ettiler. Eğer milletin vekilleri kendilerine böyle bir geliri reva görüyorlarsa, asillerin durumu nasıl olacak? Mutlaka asiller bundan böyle paralarını nereye koyacaklarını mutlaka şaşıracaklar. Mantıken böyle olması gerekiyor ama kazın ayağı öyle değil. Vekiller kendilerine her türlü avantayı sağlarlarken asillerin durumunu akıllarından geçirmiş olabilirler mi? Düşünebilmiş olsalardı asgari ücretin yedi yüz lira olduğu bir ülkede bu kadar avantaja kendilerini layık görürler miydi?
Emekliler ve ücretliler artık alışmışlar yoksulluk içinde yaşamaya. En ağırlarına giden durum ise konu maaşlarına zam ve avantajlar olunca neredeyse tüm partilerin milletvekilleri tek yumruk olabiliyor olmaları. Bakınız orta sağ bir partinin yöneticisi olan bir arkadaşımız ne diyor? Ben bu partiye yıllardan beri hizmet veren bir partiliyim. Partimin milletvekillerinin bu alınan kararlara kabul oyu vermelerini içime sindiremiyorum. Bu akşam partiye gidip hem yönetimden, hem de partimden istifa edeceğim diyor. Neyse ki benim öyle bir sorunum yok. Zira Sayın Deniz Baykal partisini uğrattığı seçim hezimetinden sonra genel başkanlıktan istifa etmişti. Bir süre sonra yapılan kongrede kongre salonuna Rici Martin havasında Salona girdiğinde hemen bilgisayarımın başına geçip bin dokuz yüz elli sekizden beri üyesi olduğum partiden yani CHP den istifa ettim. Bir Zamanlar Ben de Politikacıydım başlıklı yazımda konuya açıklık getirmiştim. Bir daha hiçbir partiye üye olmayacağımı da açık, açık belirtmiştim. O günden bu yana kerhen de olsa CHP ye oy vermeye devam ettim. Bu son olay bardağı taşıran son damla oldu. Yaklaşık bir yıl sonra yapılacak olan genel seçimde oyumuzu hangi partiye vereceğimize sağlıklı olarak karar vermeye çalışacağız.
Mimarsinan mahallesinin Kumluk mevkiinde su arızalarının ardı arkası kesilmiyor. Mahalle sakinlerini bu durum oldukça bıktırdı. Aynı yerlerde peş peşe boruların patlamasının nedeni mutlaka belirlenmeli ve gerekli önlemler alınmalıdır. Borların patlamasına mutlaka sudaki yüksek basınç neden olmaktadır. Bu durumda basınç düşürücü aygıt kullanılması gerekmez mi? Eğer ana borularda basınç düşürücü aygıt kullanılamıyorsa basıncı dengeleyecek ara depolar inşa edilemez mi? İkide bir boru patlatan bu yüksek basınç için yapılması gereken ne ise, mutlaka yapılmalıdır.
Boruların patlaması yalnızca su kesilmelerine ve su kayıplarına neden olmamaktadır. Patlayan borular onarılırken boruların içine çamurlu ve kirli sular dolmaktadır. Her su kesintisinden sonra musluklardan çamurlu su akması bu kirliliğin en açık örneğidir. Koca, koca profesörler damacana sularına itibar etmeyin. Şehir suyunu için ve kullanın. Ben şehir suyunu içiyorum diyorlar. Musluklardan çamurlu su akarken insanlar iç rahatlığıyla şehir suyunu içebileceklerini sanmıyorum. Eğer içenler varsa mutlaka yoksulluk yüzünden içmektedirler. İnşallah şehir suyunu içmek ve kullanmak zorunda kalanlar şehir suyu yüzünden hastalanmazlar. Arıtma cihazlarının bile bu kirliliği yok edebileceğine de inanmıyorum. İnşallah belediyeler eskisi gibi sokak çeşmelerinden sağlıklı memba veya artezyen kuyularının suyunu akıtırlar da dar gelirliler de sağlıklı su içme ve kullanma şansını yakalarlar.
Özcan Nevres ozcan.nevres@gmail.com

(Bugün 1, toplamda 39 kez ziyaret edildi.)