Fazilet Mücadelesi

Fazilet Mücadelesi

Birleşik Amerika’nın suikasta kurban giden eski devlet başkanı Kenedi’nin yazdığı Fazilet Mücadelesi adında küçücük bir kitabı vardır. Bu kitapta Amerika için çok önemli olan bir olay anlatılmaktadır. Amerika senatosunda devlet başkanı için bir güvensizlik önergesi verilmişti. Önergeyi verenlerin amacı devlet başkanını görevinden düşürmekti. Düşürülmesini isteyenlerle istemeyenlerin oyları eşitti. Devlet başkanının geleceği senatonun en genç üyesinin vereceği oya bağlıydı. Genç senatör nefeslerin kesildiği tüm senatörlerin merakla beklediği anda oyunu ret olarak kullanması devlet başkanını düşmekten kurtarmıştı. Genç senatör ret oyu vermesinin nedenini şöyle açıklamıştı. Eğer devlet başkanı düşürülecek olursa bu bir alışkanlığa neden olur.  Bu da ülkemiz için hayırlı olmazdı. Bu düşünceyle ret oyu verdim demişti. Oysa o genç senatöre ret oyu vermesi için nice vaatlerde bulunulmuştu. O vicdanının sesini dinleyerek oyunu kullanmıştı. Dünkü yüce divan oylamasında aklıma bu öykü gelmişti. Bu oylamada faziletin kaybedeceği kesindi ama yine de içimde umut vardı. Aklıselim hakim olur ve yüce divan oylamasında kabul oyu verenler kazanırsa, meclis tarihinde temiz bir sayfa açılır ve bir daha hiçbir milletvekilinin adı yolsuzluklara karışmaz diye umut ediyordum. Ne yazık ki umutlarımıza yine kar yağdı.

      Her insanın eleştiri yapmaya hakkı vardır. Bu oylamada oklar yoğun olarak ret oyu verenlere değil de Anadolu partisinin kurucusu Emine Ülker Tarhan’a yönlendirildi. Anadolu partisinin sözcüleri her ne kadar Emine Ülker Tarhan’ın tansiyon sorunu nedeniyle o önemli oylamaya katılmadığını açıklasalar da inandırıcı bulunmadı. Usta bir siyasetçi bu önemli oylamaya katılmamakla en ağır eleştirilere muhatap olacağını bilirdi ve bu hatayı yapmazdı. Yaşı elliyi aşan herkeste tansiyon hastalığı olabilir. Tansiyonu dengeleyen birçok ilaç vardır. Şüphesiz Emine Hanım bu önemli oylamaya katılmaya kesin kararlı olsaydı, ilacını alır ve oylamaya katılırdı. Katılmaması ilerlediği yolda engellerle karşılaşmasına, sağlamış olduğu güvenin yıkılmasına neden olacaktır. Nitekim İnternet’te bu konuda ağır eleştiriler almaktadır.

Yenigün gazetesinin sahibi Sayın Nurettin Girgin her gün köşe yazısı yazmamı istemektedir. Ben de isterdim ama başımda yaşlılık denilen bir felaket var. Bu gün İnternet’te halimi anlatan ve beni çok güldüren bir fıkra vardı. Temel ile Dursun yolda karşılaşırlar. Hal hatır sorulduğunda Temel ayaklarım ağrıyor, dizlerim ağrıyor, anlaşılacağı gibi perişan durumdayım diyor ve soruyor sen nasılsın diye. Dursun çok iyiyim. Anamdan yeni doğmuş gibiyim. Başımda saçım yok. Ağzımda dişim yok. Altıma yapıyorum haberim yok diyor. Halime çok şükür. Her ne kadar Temel ile aynı dertleri paylaşıyorsam da Dursun’un son dediği durumda değilim. Buna rağmen eskisi gibi bilgisayarın başına oturup uzun süre yazamıyorum. Günümüzde salgın durumda olan üşütme hastalığı yüzünden günün büyük bir bölümünü yatakta geçiriyorum. Doktorumun eğer kendini korumazsan hastalığın bronşite döner, bizi uğraştırırsın uyarısına uymak zorundayım. Yaş yetmiş iş bitmiş derler. Bende yaş seksen olmasına rağmen kimseden destek almadan ayakta kalmayı başarıyorum. İyi kötü yazmayı sürdürebiliyorum. Bu da mutlu olmama yetiyor.

Özcan nevres  

(Bugün 1, toplamda 49 kez ziyaret edildi.)