AKP de Değişim Rüzgarları

AKP de Değişim Rüzgârları

AKP de değişim rüzgârları esmeye başladı. Buna AKP de çatlama mı var diyebiliriz? Bakınız başbakan Davutoğlu partisinin Tekirdağ kongresinde neler söylüyor. Türkiye Cumhuriyeti konjonktürel bir devlet değildir. Yüzyıllar öncesine dayanan köklü bir devlettir. Kökünde Selçuklu, orta Asya ve cihan devleti Osmanlı vardır. Sanki o resmi dairelerden TC yi çıkaran partinin üyesi değilmiş gibi davranıyor. Bu sözleriyle AKP yöneticilerine ters düşmüş olmuyor mu? Bu şekilde davranarak Cumhurbaşkanının vesayetinden kurtulma sinyalleri veriyor olabilir mi? ANAP ta Turgut Özal sonrasında yaşananları biliyoruz. Parti çok hızlı küçülmüş ve sonunda siyaset sahnesinden silinmişti. Bakalım AKP için tarih tekerrür edecek mi?

Yüce divan oylamasında AKP çok önemli fire verdi. Muhalefet biraz daha iyi çalışsaydı sonuç daha başka olurdu. Şimdi de AKP liler evet oyu verenleri hain ilan etmemekle kalmıyor. Evet oyunu verenlerin kimler olduğunu tespit etmeye çalışıyorlar. Evet oyu verenler tespit edildiğinde fırtına o zaman kopacak. Aramızdaki hainler kim diye kendilerinden başkalarına şüphe ile bakanlar, evetçiler belli olduğunda oklarını o kişilere çevirecekler. Evetçiler için AKP den bir daha seçilmek ise hayal bile edilemez. AKP de barınmalarından bile söz edilemez.

İstiklal caddesinde Cumhuriyet gazetesine yapılan baskıları protesto amacıyla Cumhuriyet gazetesi dağıtan elli kişilik bir grup olaysız olarak dağıldı. Her zaman tarih tekerrürden ibarettir diye yazarım. Bu olay bana elli beş yıl öncesini anımsattı. Bin dokuz yüz atmış yılında CHP gençlik kolu yöneticisiydim. Oldukça fanatik bir partiliydim. O yıl Ege bölgesinde yayın yapan Demokrat İzmir gazetesi için çok sık toplatma kararı çıkarılıyordu. Menemen’de gazeteler bayide satıldığı gibi gazeteleri seyyar satan Ragıp ağabeyimiz vardı. Ona ve bayiye Demokrat İzmir gazetesine toplatma kararı çıktığında hepsini bana gönderin ve parasını alın demiştim. Öyle de oldu. Bana getirilen gazetelerin parasını ödüyor ve sonra da Güvendiğim müşterilerimle ve tanıdıklarımla köylere gönderiyordum. Bunu bilen koyu demokrat partililer öfkelerinden delirseler de bana diş geçiremiyorlardı. Yirmi altı mayıs bin dokuz yüz atmışta telsiz imal ettiğime ve casusluk yaptığıma dair bir ihbarda bulundular. PTT müdürü iyi görüştüğüm bir ağabeyim idi. Yanıma geldiğinde çok heyecanlıydı. Hakkında bir ihbar var. Bana inandırıcı gelmedi ama yine de elinde yayın yapmaya elverişli bir cihaz varsa onu hemen yok et dedi. Elimde radyo ayarlarında kullanmakta olduğum bir asilatör cihazı vardı. O cihaza pikap girişi yaparak yaklaşık yüz metre mesafeye kadar komşularımın plaklarımdan müzik dinlemelerini sağlıyordum. Bu cihazla değil casusluk yapmak, mikrofon takıp konuşmak bile mümkün değildi. Hemen pikap girişini iptal ettim ve beni ne zaman tutuklamaya gelecekler diye beklemeye başladım. Ertesi gün sabah erken saatte kapım çalındığında işte dedim tutuklamaya geldiler. Kapıyı araladığımda karşımda dükkân komşumun torunu vardı. CHP İlçe Başkanı bir radyo istiyor dedi. Hayrola darbe mi oldu diye sorduğumda evet dedi. Bu benim için çifte kurtuluştu.

O yıllarda haberleşmek için telsiz kullanmak yasaktı ve cezası en az yedi yıl idi. Günümüzde meslektaşım olanlar bile bilmezler. Geçmişte reaksiyonlu radyolar vardı. O radyolara mikrofon takıp yayın yapılabiliyordu. Yasak olduğu için radyo sahipleri radyolarını hurdaya çıkararak yok etmişlerdi. Meslek hayatımda bu radyolardan tamir için getirilen olmamıştı. Günümüzde telsiz kullanımı ile ilgili hiçbir yasak kalmadı. Kırk kilometre menzilli telsiz kullanmak için izin almaya bile gerek kalmadı.

Özcan Nevres    ozcan.nevres@gmail.com

(Bugün 1, toplamda 29 kez ziyaret edildi.)