Küresel Dengesizlik

Küresel Dengesizlik
Eskiden mevsimler düzenli bir şekilde geçerdi. Mevsimler, mevsimlere uygun bir şekilde geçerdi. Oysa gün geliyor kış ortasında baharı, bahar aylarında ise kışı yaşıyoruz. Yalancı bahara aldanan ağaçlar çiçek açmışlar. Soğuk havalar acımasızdır. Aldanan ağaçların çiçeklerini ve filizlerini kavurmak ile kalmaz. İnsan sağlığına da büyük zararlar verir. Üç beş gün süren yalancı baharın ardından gelen kara kış hasta etmedik insan bırakmaz. Bu yüzden yalancı baharlara aldanmamak gerekir. Sabah evimizden bahar havasında çıktığımızda akşam eve dönerken soğuğa teslim oluruz. Bu nedenle giydiklerimiz kış soğuğundan koruyacak uygunlukta olmalıdır.
Sabah evimden çıktığımda hava oldukça yumuşaktı. Biraz< sonra kar serpiştirmeye başladı. Minibüsle evime dönerken yolcuların en çok konuştukları kar konusuydu. Kar yağıyor ama tutmuyor. Bu gidişle kar tutmayacak diyorlardı. Oysa gökyüzünün tamamı kar havasına bürünmüştü. Hava oldukça sakin olduğu halde kümülüs bulutlardan eser yoktu. Bu durum yoğun kar yağışının habercisiydi. Nitekim öyle oldu. Gecenin üç buçuğunda kalktığımda pencereden baktığımda her yer beyaz bir örtüye bürünmüştü. Yukarıdan baktığımdan kar kalınlığıyla ilgili tam bir tahmin yapamadım. Sanırım dört veya beş santim kalınlıktaydı. Oysa kar çok daha fazla yağmalıydı. Zira aylardır toprağı doyuracak yağmur yağmadı. Tarlaların verimli olması için iyi işlenmesi gerekir. İyi işlenmesi için de toprağın suya doyması gerekir. Toprağın suya doyması berekettir. Verimliliktir. Verimlilik de çiftçiler için iyi kazanç demektir. Bu nedenle ben kar yağmasından sevinç duyarım. Toprak mayalanmış gibi kabaracak ve toprağın verimine daha çok verimlilik kazandıracaktır. Günlendir mecliste yaşananları izliyorum. Yaşananlar Büyük Millet Meclisinde yaşanmaması gereken çirkinliklerdir. 4+4+4 zorunlu eğitim için koparılan fırtınada muhalefet haklı olduğu halde iktidara söz geçirme olasılığı yok. On iki yıllık eğitim çocuklar için en az on sekiz yaş demektir. İyi ustalar okullarda değil, usta yanında yetişir. Ustalık el yatkınlığıdır. Eli alet tutmaya alışmamış olan biri ne kadar teknik bilgi alırsa alsın, pratikten yetişenler kadar işe yatkın değillerdir. On sekiz yaşını doldurmuş bir genci meslek öğrenmesi için bir usta yanına vermek olası mı? Tertemiz kıyafetlere alışmış olan okullular o yağlı tulumların içine girip iş yapmayı öğrenebilirler mi? Yıllar önce radyo tamirciliği yaparken pikaplarda devir ayarı sağlayan parçayı piyasada bulmak olası değildi. Bu nedenle pikaplarda motor değiştirildiğinde devir ayarlamaya yarayan parçayı uzun hesaplar sonucu çıkardığım ölçülerle tornada yaptırırdım. Serbest çalışan tornacılar bu gibi işleri yapmak istemezlerdi. Bu nedenle torna gerektiren işleri sanat okulunda yaptırırdım. Atölye şefi en küçük torna aletinin çalıştırılmasını bana öğrettiğinden gerekli olan parçaları kendim torna ederdim. Bir şey dikkatimi çekmişti. Tornada hep aynı öğrenciler çalışıyor, diğerleri ise yapılanları sadece izliyorlardı. Atölye öğretmenine nedenini sorduğumda yanıtı çok ilginç olmuştu. İlginç olduğu kadar oldukça da düşündürücüydü. Devlet bu torna cihazlarının tamamını bana zimmetlemiş bulunmaktadır. Burada yapamayacağımız bir parça kırıldığında bedelini cebimden ödemek zorundayım. Bu durumda eli sakar olan öğrencilere cihazları nasıl teslim edebilirim? Torna tefsiye atölyesinin şefi haklıydı ama torna cihazını kullananları yalnızca seyreden öğrencilerin durumu ne olacaktı? Okuldan mezun olduğunda bir torna atölyesine usta olarak girme şansı olmadığından sil baştan çıraklığa başlamak zorunda kalırlar. Tüm bunları göz önüne alarak on iki yıllık zorunlu eğitimi tekrar, tekrar göz önüne alarak gerekeni yapmalıdırlar. Aksi halde eli işe yatkın ustaları yurt dışından getirmek zorunda kalınacaktır. Özcan Nevres

(Bugün 1, toplamda 57 kez ziyaret edildi.)