Libya’da Sona Doğru

Yabancı ülkelerin savaş jetleri Libya topraklarını bombalarken izliyorum. Uçsuz bucaksız topraklar, göz alabildiğine uzanıyor ama tek bir ağaç dahi yok. Oysa Libya dünyanın en zengin petrol yataklarına sahip ve petrol zengini bir ülke ama ülke kalkınması için çalışmalar hak getire. Oysa o petrol paraları ile neler yapılmazdı neler? Ne yazık ki o geniş arazileri bereketli topraklara dönüştürmek için hiçbir çabaları yok. Eğer İsrail’i örnek almış olsalardı kim durdurabilirdi onları. Doğa her türlü nimeti vermiş ama yararlanmaya gerek görmüyorlar. Su hayattır. Denize sahili olan bir ülke bu günkü teknolojide hiçbir sıkıntı çekmez. Suudiarabistan da çöl ama hiç su sıkıntısı çekmiyorlar. İleri teknolojiden yararlanarak gerektiği kadar su üretiyorlar. Denizden aldıkları suları güneş enerjisiyle buharlaştırıp içilecek ve evlerde kullanılacak nitelikler kazandırıyorlar. Kaddafiler petrol hiç tükenmeyecekmiş gibi petrol gelirlerini har vurup harman savurmaktan başka bir iş yaptıkları yok. Oğul Kaddafi Londra’daki sevgilisine özel uçak gönderip Libya’ya getirtiyor. Eğlence yerlerinde akıl almaz bahşişler dağıtıyorlar. Bir gün bu saltanatın sona erebileceğini akıllarına bile getirmiyorlar. Kaddafi saltanatı uğruna olabildiğince fakir olmasına neden olduğu halkın ayaklanması üzerine ne Tunus’tan, ne Mısır’dan ve ne de Irak’tan ders almamış ki halkına en acımasız şiddeti uyguluyor. Dünyayı Elkaide örgütü ile iş birliği yapmakla tehdit ediyor ama görünen o ki bu blöften öteye gitmeyecek. Gitmediği için de dünden itibaren Fransız, İngiliz ve Amerikan savaş uçakları Libya semalarında hâkimiyet kurmuş durumdalar. Amerika akıllı füzeleriyle hedefleri tam isabetle vurmayı sürdürüyor. Kaddafi çift ateş altında kalarak kaçınılmaz sona doğru adım, adım ilerliyor. Hiçbir savaş halkın desteği olmadan kazanılamaz. Oysa halkının çok daha büyük bölümü Kaddafi’ye karşı ve her an Irak’ta olduğu gibi işgalciler ile kader ortaklığı yapabilirler.

Yıllar önce Irak işgaline gün sayarken sohbet etmekte olduğum arkadaşlar, Amerika Irak’a saldırırsa çok büyük bir hezimete uğrayacak diyorlardı. Ben Amerika hiçbir şekilde Irak’a karşı savaş kaybetmez. Zira Irak gerilla savaşlarına ve vur kaçlara elverişli olan dağlık arazilerdeki kontrolünü kaybetmiştir. Çöl koşulları çok ağırdır. Çölde savaşı üstün teknoloji kazanır dedim ama inandıramadım. Birkaç gün sonra yine kahvehanede otururken televizyon Amerika’nın Irak’a saldırdığı ve ceymırlarla Irak haberleşmesini çöktürdüğü duyurulmaya başladı. Arkadaşlara Amerika Irak’ın kolunu kanadını kırdı. Şu andan itibaren Irak ordusunun çölde deli dana gibi dolaşmaktan başka yapacağı hiçbir şey yok dedim. Nereden biliyorsun? Daha hiçbir şey bitmiş değil dediklerinde ben muharebeciyim. Telsiz teknisyeni olarak yetiştirildik. Bir gün yüzbaşı öğretmenimize biz hiçbir askeri eğitim almadık. Ne silah kullanmasını, ne de süngü takmasını bilmiyoruz. Bu durumda savaşta ne yapacağız diye sordum? Yüzbaşı deli misin sen? Biz Türkiye genelinde atmış kişi seçeceğiz ve haberleşmenin can damarı olarak yetiştireceğiz. Sonra da sizi cepheye süreceğiz. Olur mu öyle şey? Siz cephenin çok gerisinde ordunun koruması altında olacaksınız. Zira haberleşmesi aksayan bir ordu savaşı kaybetmeye mahkûmdur demişti. Yıllar önce altı gün savaşlarında elli milyon nüfuslu Araplar bir buçuk milyon nüfuslu İsrail’e saldırdıklarında Amerika Akdeniz’deki gemilerden Arap haberleşmesini sabote ederek Arapları savaşamaz durumda bırakmıştı. O gün söylediklerime pek akılları yatmamıştı ama iki gün içinde Irak ordusunun fos olduğunu, çok gizli silahlarının blöften ibaret olduğunu onlar da öğrenmişlerdi.

Kaddafi’nin yaparım, ederim sözleri de blöften başka bir şey değildir. Sanırım kaderi de Saddam gibi olacaktır. Oysa akıllı davranıp halka siz demokrasi mi istiyorsunuz? Alın size demokrasi der, kısa zamanda parlamenter rejime geçip İsmet İnönü gibi aday olurdu. Kazanırsa görevine devam ederdi. Kazanamazsa muhalefet görevini üstlenirdi. Hırs gözünü bürüdüğü ve geri adım atmayı zül saydığı için kaçınılmaz sonunu kendisine hazırlamıştır. Bu saatten sonra ülkesini terk edip başka bir ülkeye sığınmak isteyeceğini sanmıyorum. Zaten onu hiçbir ülke kabul etmez. Zira döktüğü kanların bedelini ödemesi gerekir. Tarih tekerrürden ibarettir. Tarih bilgisi, tarihten ders almasını bilenler içindir. Kaddafi ise bu fırsatı daha ilk günde elinden kaçırmış bulunuyor

Özcan Nevres

(Bugün 1, toplamda 35 kez ziyaret edildi.)