VEDA ETMEDEN GİTTİN

Veda Etmeden Gittin
Bir veda bile etmeden çekip gittin
Bir yangının içinde kaldım umarsız
Gitme kal demeye gücüm yetmedi
Bu ayrılık beni ölümden beter etti
Yeni bir sevgili buldun mu kendine
Koyabildin mi onu benim yerime
Umutların tükenirse günün birinde
Gel yine dönelim eski günlerimize
Özcan NEVRES
23 Mart 2002

ÜZÜLME

ÜZÜLME
Ey!! kitapsız şair
Üzülme sakın kitabım yok diye
Yazdıkların buz üstüne yazılandan beter
Silinip gideceğini sanıyorsan eğer
Gün olur ummadığın halde
Ünlenirsin şiirlerin dolanır dillerde
Çok, çok ünlenirsin
Yere göğe sığdırmazlar seni
Gerisi çorap söküğü gibi gelir
Yazacağın üç beş mısrada bile
Alkışlanırsın delice
Şiirlerini gönderdiğin dergiler
Okumadan atarlardı çöpe
Artık ünlü oldun diye
Buldukları şiirlerini basmak için
İnan hepsi girerler sıraya
Özcan NEVRES 28/08/2001

UYKUSUZ GECELER 2

Uykusuz Geceler
Sensizliğe alışamadığım bu yatak
Neden bana böylesine düşman
Isınamıyorum bir türlü
Üşüyorum ölesiye
Hissediyor musun
Nasıl da takırdıyor dişlerim
Seni düşleyeceğim yine
Umutsuz ve umarsız
Hayaline sarılacağım sımsıkı
Yüreğimde
Sımsıcak seller oluşacak
Sana akacakmış gibi
Hayallerim taşa çarpmışçasına
Bir sırça gibi param parça olduğunda
Kutupların ayazında kalmışçasına
Üşüyeceğim iliklerim donacak
Kalkıp çıkacağım
Kentin ıssız sokaklarına
Sokak köpekleri ters ters bakacaklar bana
Hırlayıp havlayacaklar
Kim bu dercesine
Sarhoşun biri
Kırk yıllık dostummuş gibi
Sokulacak yanıma
Abi, bir sigara versene diyecek
Sigara paketini uzatacağım ona
Çakmağının ışığında
Uzun uzun süzecek beni
Belki de diyecek
Bu da bizden biri
Gel be abi oturalım şuraya
Sana anlatacağım ne dertlerim var
Bir vefasızı sevdim bir zamanlar
Beni terk ettiğinden beri
Hep içerim unutana kadar
Neylersin be abi
Unutabilmenin var mı başka çaresi
Terk edilmişliğim yetmezmiş gibi
Oturup teselli vereceğim ona
Sigaralar yakılacak peş peşe
Paket boşalıp bittiğinde
Gün ağarmış olacak
İyi uykular dileyeceğiz birbirimize
Yitik umutlarımız peşimizde
Evlerimize yöneleceğiz
Onda, akşam olsa da
Yine meyhaneye gitme
Bende ise sana kavuşma özlemi
Bir meyhanenin
Sigara ve anason kokulu havasında
Unutmak mümkün olsaydı seni
İnan bana sevgilim
Balık olurdum kadehlerde
Ben ağlamakta buldum
Sensizliğe katlanmanın yolunu
Sensiz geceler öylesine uzun
Bu gecenin sabahı var mı
Bilemiyorum
Belki de bu gece
Göz yaşlarımda boğulurum
Ve seni
Sensiz yaşamaktan kurtulurum
Özcan NEVRES
Hürriyet Ege 26 / eylül / 2000

UYKUSUZ GECELER 1

UYKUSUZ GECELER
Umutsuz aşıkların çektiği çiledir uykusuzluk
Diken olur yattığı yatak yorgunluktan ölse de
Hayaller kurar ulaşamadığı arzuları üstüne
Çobanaldatan kuşudur hayaller, durmadan aldatır.
Yitik umutlarına göz yaşı döker tüm gece
Uykuya dalacakken sabahın ışıkları gelir sinsice
Özcan Nevres

UYAN BE MEMET

UYAN BE MEHMET

Hava bulutlanmıştı iyiden iyiye
Yağmur umut umuttu gönüllerde
Tarlalar sulanacak
Toprak burcu burcu kokacaktı
Sarı öküzlerle, atlar
Dehlenecekti tarlalara
Karasabanlarla işlenecekti
Kım kır taşlı, topaçlı tarlalar
Ayşe’yle Mehmet’in düğünü de olacaktı
Bu yılki hasatta
Oysa yağmur yağmadı
Bükük bükük oldu boyunlar
Ayşe’nin gelinliği askıda kaldı
Mehmet’in güveylik elbisesini
Güveler yedi dolapta
Umutlar çok ozaklarda
Gelecek yıllarda da
Yağmurun himmetine kaldı
***
Sen köylü Mehmet
Sen köyünün yağız delikanlısı
Ne duruyorsun?
Al kazmanı eline
Vur şu kürlüğün dibine
Beş kulaç, on kulaç in derine
Toprağın altında da su var
Yağmur senin neyine
Ayşe’ni yeter beklettiğin
Gir şu dünya evine

Özcan NEVRES

UNUTULMAYAN SEVGİLİYE

UNUTULMAYAN SEVGİLİYE
Unutmak ve unutulmak en kara yazgı
Kapanmak bilmeyen yaralarla yaşar
Seni unutamayan o eski sevgili
Unutulmak nasıl bir acı tattın mı sen
Yıkılışı, yok oluşu hiç yaşadın mı
İntiharı düşledin mi en güzel olgu gibi
Ve bir yok oluşu özledin mi
Susuzluktan kurumuş bir ağaç gibi
Sensizlik çıldırttı beni Mecnun’dan beter etti
Ne gündüzüm ne gecem belli
Yattığım yatak diken oldu
Yastığım göz yaşlarıma mezar oldu
Çıkıp doruklara avaz avaz bağırsam
Melda!!!! Seni ölesiye seviyorum diye
Biliyorum
Zil takıp oynarsın oh olsun sana diye
Sen terkedilmişliğin acısını tatmadın ki
Sen terkedilmişliğin ateşinde benim gibi
Cayır cayır yanmadın ki
Sen her gece ölüm özlemiyle
Kucaklaşarak yatmadın ki
Ağaçlara, yollara, kayalara adını yazdığım gibi
Sen sevdiğinin adını yazmadın ki
Sen gerçek sevginin ne olduğunu bilmedin ki
Bilseydin eğer terk eder miydin beni
Bir yaz yağmuru değil di sana olan aşkım
Kök attın kalbimde söküp atamam bunu bil
Bir gün duyarsan öldüğümü sakın acıma bana
Ona verdiğim acılardan kurtuldu de sevin
Ve bir gün mezarlığa gelir bir gül koyarsan kabrime
Unuturum verdiğin tüm acıları
Ve senin yüzünden çektiğim çileleri
Kabrim gülistan olur
Yaban gülleri boy atar kabrimde
Yabani otlar ve kır çiçekleriyle birlikte
Özcan Nevres

UNUT BENİ

UNUT BENİ
Aşkların en güzelini vermiştim sana.
Umutlarımı, gençliğimi, her şeyimi.
Bilmedin kıymetimi.
İlah mı sanmıştın kendini tapılacak.
Yoksa tek miydin bu kocaman dünyada.
Hep naz ettin, cefa çektirdin bana.
Bir başkasıyla gördün diye,
Şimdi de sitem ediyorsun.
Yıkılan bir dünyanın yerine,
Bir başka dünyanın kurulacağından,
Haberin yokmuş gibi.
Sana gelen yolların tümünü, sildim gönlümden.
Yıldızlar kadar uzaksın artık.
Yeni bir dünya kurdum kendime.
İhanetin ve yalanın olmadığı,
Sevgilerin, aşkların en güzelinin yaşandığı.
Özcan NEVRES

UMUTSUZLUĞUN ÖLÜME KENETLENDİĞİ AN

UMUTSUZLUĞUN ÖLÜME KENETLENDİĞİ AN
Seni aradım kırlarda,
Kuş seslerinde bulurum diye.
Seni aradım sahillerde,
Dalgalarla gelirsin diye.
Uykumu terk ettim,
Gelirsen göremem diye.
Meyhanelerde sabahladım,
Kadehlerde aradım seni
Hiçbir yerde, hiçbir yerde bulamadım.
Göz pınarlarım kurudu.
Tüm umutlarım yok oldu.
Yokluğun dayanılmaz oldu.
Ölümü düşledim, süsledim onu,
Kır çiçeklerinin en güzelleriyle.
Kayaların en sarp olduğu yerde,
Tam atlayacakken ölüme.
Bir martı daldı denize.
Ağzındaki balık çırpınıyordu var gücüyle.
Ölüme direnişi neydi böyle.
Bir yılanın ağzındaki kurbağanın,
Çığlıkları yankılandı kulaklarımda.
Ölüm çok çirkin göründü gözüme.
Hiçbir canlının,
Koşarak gittiği yoktu ölüme.
Ölümü sildim gönlümden.
Seninle birlikte.
Sensiz yaşamanın keyfini çıkarıyorum,
Gönlümce.
Hiçbir kadına deymemişti elim,
Sana ihanet olur diye.
Korkuyordum,
Tertemiz duygularım kirlenir diye.
Hercailiğin tutkunuyum şimdilerde.
Nice güzeller yaşıyor gönlümde.
Sen kendi havanda, ben kendi havamda.
Böyle de yaşanırmış bu kalleş dünyada.
Özcan NEVRES

UÇUP GİDEN GENÇLİK

UÇUP GİDEN GENÇLİK
Ne oldu gençliğim neden küstük birbirimize
Dün beraberdik bu gün yoksun niye
Ağaran saçlarım düşünce önüme
Ayaklarımla birlikte ihanet ettiniz
Aşkın defteri yıllar oldu kapanalı
Sağlık karnesinde yazacak sayfa kalmadı
Mezarcı Mahmut henüz gözlemese de yolumu
O dönülmez yola girişe fazla zaman kalmadı
İşte geldik işte gidiyoruz
Mutluluk rüzgarında savrulmadan
Yokluktan yoksulluktan kurtulmadan
Yaşamanın tadını anlamadan
Sırtımızdaki yükler henüz kalkmadan
Geride ince bir iz bile bırakmadan
Ot gibi yaşadık
Ne sevdalarımız kitaplara yazıldı
Ne adımız sokak çeşmelerine kazıldı
Ne de hayra gücümüz vardı
Yokluk yakamızı hiç bırakmadı
Kendisi himmete muhtaç bir dede
Kendinde yok ki kime himmet ede
Öylesine yaşadık ve gidiyoruz işte
Özcan NEVRES 2000 – 08 – 14
SİLİVRİ

TUZSUZ KAN

TUZSUZ KAN

Ayağından kan sızıyordu
Çapasını attı elinden
Çöktü arığın içine
Bir avuç taze kazılmış toprağı
Kan akan yere bastırdı
Biraz tuzum olsa diye düşündü
Tuzu yok
Etrafına baktı umutsuz
Tuuu dedi çaresizliğine
Tükürüğünde de kan vardı
Yediği bir topan ekmek
Bir baş kuru soğandı
Önce tükürüğüne baktı uzun uzun
Sonra ayağından akan kana
Tuzu yoktu yarasına basacak
Oysa, kanı vardı akacak

Özcan NEVRES

TORUNUM CAN

Torunum Can`a

Sen şimdi uykudasın sevgili Can
Başımıza örülmek istenen çoraptan habersiz
Atalarımızdan emanet aldığımız bu vatanı
Korkarım sizlere bırakamayacağız
Daha çok küçüksün Can’ım benim
Yediğin önünde yemediğin ardında
Her şeyi öğrenmek istiyorsun ama
Vatan sevgisinin kutsallığını
Öğrenmene henüz gelmedi sıra
Dedem Nevres Cafer ağa
Anlatırdı tekrar tekrar savaş anılarını
Tam on iki yıl savaşmış yılmadan
Biz sizin için akıttık kanlarımızı derdi
Ah o kahpe Yunan yok mu
Girit’i elimizden alıp bizi vatansız koyan
Neyse ki
Kemal paşa başlattı kurtuluş savaşımızı
Koyduk yine ortaya can dedikleri malımızı
Konak’a çekince şanlı bayrağımızı
Unuttuk çektiğimiz onca acılarımızı
Devir değişti sevgili Can
Hepimiz tele voleci pop starcı olduk
Güya globalleştik
Tüm dünya sanki ortak malımız oldu
Aymazlıktan bir gün kurtulamazsak eğer
Ne devlet kalır ayakta
Ne de elimizde kalır
Uğruna kan döktüğümüz bu topraklar
Esaret nedir sen bilemezsin sevgili Can
Daha küçüksün öğrenmene çok zaman var
Ben de esareti yaşamadım ama
Onursuzca hayvanca yaşamak olduğunu
Yaşayanlardan çok dinledim
Asker bir ulusun onurlu savaşçılarıydık biz
Ne oldu bize böyle
Tutturmuşuz Avrupalı olacağız diye
Bizi istemeyen Avrupalıların önünde
El pençe durmuşuz ne olur bizi de alın diye
Almayacaklar işte bu onursuzluk niye
Ey!! Kuvayı-Milliye ruhu neredesin
Şahlanmak için daha ne beklersin
Yine tek bir yürek olalım şahlanalım
Çocuklarımıza torunlarımıza
Özgürce yaşanacak bir vatan bırakalım
İşte böyle sevgili Can
Atalarımızdan aldığımız bu kutsal mirası
Sizlere bırakmak olsa da amacımız
Aymazlıklar içinde olanlardan
Çok ama çok korkarız

Özcan Nevres

TERK EDİLMİŞLERİN ÖYKÜSÜ

TERKEDİLMİŞLERİN ÖYKÜSÜ
Çölde bir adam vardı
Yapayalnız
Koşuyordu, koşuyordu,
Bir tutam umut peşinde.
Uzakta bir kervan vardı,
Tüm yükü umut dolu.
Koşuyordu, koşuyordu.
Yalnızlıktan,
Umutsuzluktan
Kurtulmak için,
Uzaktaki umut kervanına
Ulaşmaktı arzusu.
O koştukça kervan uzaklaştı.
Gücü tükendi.
Yorgunluktan ayakları tökezlendi.
Son bir umutla ufka baktı.
Ufuk bomboş
Çölün bağrını deşercesine
Kumları avuçladı.
Kumlar ince ince aktı,
Avuçları yine boş kaldı.
Ve terkedilmişlerin çölünde
Umutsuzluğun öldürdüğü
Bir adam vardı.
Yapayalnızdı zavallı.
Özcan NEVRES

TERK EDERSEN

Terk Edersen
Bir gün terk edip gidersen eğer
Döndüğünde sanma ki bulacaksın beni
Nerede olduğumu soracaksın tanıdıklarına
Adrese gerek yok diyecekler o mezarlıkta
Boş gelme kabrimi ziyarete gelirsen eğer
Kırmızı karanfiller ser üstüme o bana yeter
Özcan Nevres

ŞİİRLER YAZACAKTIM

Şiirler Yazacaktım Senin İçin
Belki de sürecekti binlerce gece.
Sanma ki güzelliğini anlatacağım,
Bu son şiirimde.
Büyüleyen gözlerini bile anmayacağım.
Ne tez unuttun el ele verip gezdiğimizi
Ve mutluluktan uçtuğumuz o güzel günlerimizi.
Başını göğsüme dayayıp ağlardın doyasıya.
Ya bizi ayırırlarsa derdin,
Kahrolurcasına.
Hiç ayrılmayalım, ölmek varsa kaderde,
Beraber ölelim,
Ayrılığın acısını,
Geride kalan tatmasın derdin,
İçtenlikle.
Ne oldu, neden ayrıldık böyle.
Evlendiğini söylediler bana inanmadım.
Yine de göz yaşlarımı tutamadım.
Geceler boyu diken oldu yattığım yatak.
Sen vefasız olamazdın, terk edemezdin beni.
Belki de yalandır duyduğum haber.
Heyhat… dün gözlerimle gördüm gerçeği.
Eşinin koluna girmişsin sım sıkı.
Ve dudaklarında mutluluk gülücükleri.
Bakışların üzerimde kilitlendi bir an,
Sanki, bak ne kadar mutluyum diyordun.
Belki de yıkılacağımı umuyordun.
Yıkılmadım, yıkılmayacağım da.
Seni geçmişin karanlığında boğacağım.
Unutacağım seni, senin vefasızlığınca.
Özcan Nevres

ŞARKILARDAKİ HÜZÜN 2

Şarkılardaki Hüzün
İçli bir şarkının nağmeleri geliyor uzaktan
Seni alıp getiriyor bana dalga dalga
Terk edip gittiğinden beri
Hiç bitmedi bu kara sevda
Bak yine sahilde
Buluştuğumuz yerdeyim
Yakamozlarda aradım seni
Usumca şekillensin diye
Ne yakamozlar kalmış denizde
Ne de sen vardın revnakların içinde
Yokluğun dağ dağ büyüdü gönlümde
Ayrılırken tez unutursun demiştin
Aşk ta biter hasrette günün birinde
Unutamadım seni sevgilim unutamadım
Sensiz yaşamaya hiç alışamadım
Gözlerimde yaş boğazımda bir düğüm
Boğuluyorum sevgilim boğuluyorum
Ölümü düşledim bu gece
Karanlık denizin karanlık dalgalarının içinde
Çırpındım durdum delicesine
Özcan Nevres
7 Haziran 2002

ŞARKILARDAKİ HÜZÜN

ŞARKILARDAKİ HÜZÜN
Yine kasetlerden dökülen hüzzam şarkılar
Dert dolu, kederli yüreğime hüzün katar
Silinmez içimdeki yitikliğimden kalma anılar
Ve umuda giden yollardaki son çırpınışlar
Sensizliğin kor ateşidir içimde hep yanan
Sana gelen yolu silmişler tüm levhalardan
Bir labirentin içinde kalmışım, çıkışı olmayan
Özcan Nevres

SÖZ VERMİŞTİK

SONBAHAR YAĞMURLARI
Yağmur yağıyor ince, ince
Çıkıp yürüyeceğim gönlümce.
Doyasıya ıslanacağım,
Sensizliğimin ateşini söndürsün diye.
Islak kaldırımlarda yürüyorum,
Ayaklarımdan çıkan,
Şap, şap sesleriyle.
Su birikintileri,
Gümüş renginde parlarken,
Kamaşan gözlerim seni aradı,
Bomboş kaldırımların üstünde.
Tek tük insanlar vardı çevremde,
Benim gibi ıslanmayı göze alan.
Kara bulutlar,
Kabus gibi çöküyor,
Dolu, sağanak ne varsa,
Boca ediyor üstüme.
O tek tük insanlar kaçışıyorlar,
Daha fazla ıslanmasınlar diye.
Bir ben kaldım kaldırımda,
Birde etrafımda uçuşan,
Hazan yaprakları.
Haykırmak istiyorum,
Eyyy bulut,
Sağanak, dolu yetmez bana.
Aşk ateşi bu,
Nasıl anlatayım sana?
Yetmez bu ateşi söndürmeye
Ne yağmurun, ne dolun.
Şimşekler kör etse gözlerimi,
Yıldırımlarınla yansa her yanım.
Hiç kalır yanında,
Şu yüreğimdeki aşk ateşinin.
Özcan NEVRES

SONBAHAR YAĞMURLARI

SONBAHAR YAĞMURLARI
Yağmur yağıyor ince, ince
Çıkıp yürüyeceğim gönlümce.
Doyasıya ıslanacağım,
Sensizliğimin ateşini söndürsün diye.
Islak kaldırımlarda yürüyorum,
Ayaklarımdan çıkan,
Şap, şap sesleriyle.
Su birikintileri,
Gümüş renginde parlarken,
Kamaşan gözlerim seni aradı,
Bomboş kaldırımların üstünde.
Tek tük insanlar vardı çevremde,
Benim gibi ıslanmayı göze alan.
Kara bulutlar,
Kabus gibi çöküyor,
Dolu, sağanak ne varsa,
Boca ediyor üstüme.
O tek tük insanlar kaçışıyorlar,
Daha fazla ıslanmasınlar diye.
Bir ben kaldım kaldırımda,
Birde etrafımda uçuşan,
Hazan yaprakları.
Haykırmak istiyorum,
Eyyy bulut,
Sağanak, dolu yetmez bana.
Aşk ateşi bu,
Nasıl anlatayım sana?
Yetmez bu ateşi söndürmeye
Ne yağmurun, ne dolun.
Şimşekler kör etse gözlerimi,
Yıldırımlarınla yansa her yanım.
Hiç kalır yanında,
Şu yüreğimdeki aşk ateşinin.
Özcan NEVRES

SON YOLCULUK

Son Yolculuk

Kaçınılmaz sona doğru bu çıktığım son yolculuk
Koskoca dağın gölgesini yutmuş sağ yanımdaki deniz
Dağın gölgesi boğulmuş denizin karanlığında
Ben boğulmuşum çektirdiğin çilelerin girdabında
Kumsalda yürüyorum kaçınılmaz sona doğru hevesle
Dalgalar ayak izlerimi siliyor
Geçmişte ne kaldıysa peşime takılmasınlar diye
Kayalar var ileride sarp mı sarp
Bilir misin o kayalarda nice aşıkların yitip gittiğini
Ve o kayaların beni davet ettiğini
Gel diyorlar bana hadi durma gel
Yitik umutların mı seni yaşama küstüren
Ne duruyorsun çık üstüme at kendini boşluğa
Umutsuz bir aşk son bulsun bir vefasız uğruna
Özcan Nevres

SIZLAR YÜREĞİM

Sızlar yüreğim

Sızlar yüreğim seni her gördüğümde
Ayrılmamızın üstünden nice yıllar geçse de
Tükenmeyecek bu acı sevgilim tükenmeyecek
Dün Palmiye gazinosuna gittim.
Kuytu, gören olmaz diye oturduğumuz
Masamızda kurdurdum çilingir sofrasını
Sen diye içtim kadehlerdeki rakıları peş peşe
Sevdiğin Balkan kebabından yedim tabaklar dolusu
Ne doyduğumu bildim
Ne de sarhoşluğun tadını çıkarabildim
Ne tükenmez şeymiş senin hayalin
İçtiğim her kadehin dibinde sen vardın
Midemi bir yarsalar ya sevgilim
İçtiğim kadeh sayısı kadar sen çıkarsın
Garsonlar geç oldu artık yeter içme dediler
Dedim, neden içmeyecekmişim
Kadehin içinde o var
Anlamadı garsonlar güldüler halime
Gülmeyin dedim kadehin dibini gösterdim
Bak nasıl da daha, daha iç diyor bana
Sonunda anladılar seni içtiğimi
Koy dediler kadehi cebine
Sevgilin burada kalmasın
Aman dikkat et kadeh cebinde kırılmasın
Hesabı ödedim çıktım düştüm evimin yoluna
O duvar senin bu duvar benim dercesine
Yürüdüm, yürüdüm ıssız sokaklarda
Neden bu sokaklar böylesine boş kalmış
Ne birbirlerinin beline sarılmış sevgililer
Ne de evinin yolunu şaşırmış sarhoşlar
Benim kadar yalnız kalmış sokaklar
Yalnızlık kor gibi çöktü içime
Cebimdeki rakı kadehini sımsıkı avuçladım
Kadehin dibinde sen vardın ya kaçmayasın diye
Tökezledi ayağım düşünce yere
Kadeh avucumda parçalandı
Avucum kaldı kan içinde
Terk edilmişliği yaşadım yine
Kor ateşler gibi yanan yüreğimde
Özcan Nevres
26 Ekim 2001 Cuma