Vay Be Ne Günlere Kaldık

Vay Be Ne Günlere Kaldık
Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Topbaş Kadıköy Kartal metrosunun açılışında söyledikleri vay be dedirtecek kadar boş sözler. Sayın başkan diyor ki; bir marş var. (onuncu yıl marşı) Marşta on yılda yurdu demir ağlar ile ördük diyor. Gelsinler de görsünler ülke nasıl demir ağlar ile örülürmüş diyor. Pes doğrusu. Başkanın sözünü ettiği metro yirmi iki kilometre. Demiryolları ise binlerce kilometredir. Kesin rakamı ise 3578 kilometredir. Üstelik bu yollar ülkenin en fakir olduğu, duyunu-umumiye borçlarının da ödendiği yıllarda döşenmiştir. Yirmi iki kilometre demir yolu, üç bin beş yüz elli sekiz kilometrelik demir yoluyla nasıl kıyaslanır? Anlayabilen beri gelsin. Sayın Topbaş bunun böyle olduğunu bilmiyor mu? Elbet de biliyor. Amaç CHP dönemini karalamak olunca böyle hezeyanlar olabiliyor.
Yolum ne zaman İstanbul oto garajına düşse Sayın Ferit Sözen’i anmadan edemem. Kelimenin tam anlamıyla dev bir eser. Ferit Sözen’i anarken Rahmetli Haşim İşcan’ı anmamak olası mı? Gelmiş geçmiş belediye başkanları içinde en çilekeşi Haşim İşcan idi. Nedenine gelince, belediye meclisinde kendisine destek verecek tek bir CHP linin olmamasıdır. Onun belediye başkanlığına seçildiği yıldaki seçim çok ilginç bir şekilde sonuçlanmıştı. Adalet Partisinin adayı memuriyetten gününde istifa etmediği için seçildiği halde yasa gereği adaylığı düşürülmüştü. CHP ise belediye meclis adaylarının listesini geç verdiği için gösterilen adaylar yok sayılmıştı. Haşim İşcan işte böyle ilginç bir şekilde göreve başlamıştı. O dönemde particilik şimdiki gibiydi. Parti çıkarları ön planda tutulurdu. Başkanın İstanbul halkı için, İstanbul halkına hizmet için aldığı her karar belediye meclisince reddediliyordu. O da mahkemeye başvurup tasarladığı işin İstanbul halkına yararlı olacağına dair aldığı kararla tasarladığı hizmetleri gerçekleştirebiliyordu. Haşim İşcan’ın eseri olan alt geçitlerin tümü mahkemenin verdiği kararlar sayesinde inşa edilmişti. İstanbul halkı bir vefa örneği vererek alt geçitlerden birine Haşim İşcan Geçidi adını vermişti. İktidar tarafından geçidin adı değiştirilmek istendiyse de halk sökülen tabelayı yeniden yerine takmıştı.
Sayın Topbaş yönetmekte olduğu İstanbul’da şöyle uzun bir tur atsın. O beğenmediği CHP döneminde neler yapıldığını gözleriyle görsün. Üstelik o büyük eserlerin tamamı CHP muhalefette olmasına rağmen başarılmıştır. İktidarın desteğinde yapılan metro bu eserlerin yanında hiç kalır. Sayın Topbaş o metro yapımında ne kadar dış kaynaklı kredi kullandığını açıklaya bilir mi? İstanbul halkı son dönemde ne kadar borç yükü altına girdiğini biliyor mu?
Geçmişte yapılanları küçümseyen Sayın Topbaş bir de İzmir’de yapılanlara bir göz atsın. Kocaoğlu’nun bırakınız iktidardan destek almasını, iktidarın attığı çelmelere rağmen İzmir’e dev eserler kazandırıyor. Bir de ülkemizin göz bebeği Eskişehir’imiz var. Orada iktidardan destek almadan harikalar yaratan bir belediye yönetimi var. Yılmaz Özerşen yönetimi sayesinde Avrupa şehirlerini dahi kıskandıracak bir şehir yaratmışlar. Oysa Sayın Kadir Topbaş yönetimi Silivri’deki Boğluca deresini bile temizlemeye el atamamış. O kadar zor mu o dereyi o denli kirletenleri yakalamak? Elbet de ki zor değil ama kim yapacak? Lafla peynir gemisi yürümez. İcraat lazım, icraat. Özcan Nevres

PALMİYE GAZİNOSUNDA

Palmiye Gazinosunda
Ne zaman yolum düşse İzmir’e
Ayaklarım sürükler beni
Palmiye gazinosunun olduğu yere
Hep boş olur oturduğumuz masa
Sanki bizi beklercesine
Sırtımı dönüyorum tüm masalara
Yitikliğimi yalnızlığımı gizlercesine
Kadehler boşalır peş peşe
Kadehlerden seni içercesine
Sisler oluşur düşüncelerimde
Seni boğmak istercesine
Mutlu olduğumuz günler var ya
Daha dünmüş gibi dizilir gözlerime
Ne ister bu garson böyle
İkide bir dikilir tepeme
Bir isteğin var mı, ne yersin diye
Bilmez ki ıstırabım meze
Göz yaşlarım içkiden öte
Anılarım yoldaşım
Bir başka yere yok kaçışım
Bak yine o hüzzam şarkı çalıyor
Yüreğim dağlanıyor içim kararıyor
Ölümüme kefen biçiyorum
Ama sensiz gidemem ki bir yere
Umutla bekliyorum
Belki de gelirsin diye
Özcan NEVRES

24 Mart 2002

YİTİP GİDEN ÖMRÜM

YİTİP GİDEN ÖMRÜM

Yine hazan mevsimi
Ne dökülecek yaprağım kaldı
Ne de kuruyacak bir dalım
Sensiz yitip gitti bu ömrüm
Kadehimde boğmak istedim hep
Yalnızlığımı, yitikliğimi, çaresizliğimi
Başımı taşlara dayadım da sızdım
Dizlerindir diye
Çamurlara yattım
Sımsıcak snendir diye
Hep hep kadehlerde aradım seni
Gözyaşlarımı yaladım
Meze ettim kendime
Yazlar baharlar uçtu gitti
Geride ne bahar kaldı
Ne de yaşama sevinci

Özcan NEVRES

YİTİKLİĞİMDEN

YİTİKLİĞİMDEN

Ben,
Gönlünde sıra dağlar gibi
Özlemler büyüten
Mutsuzluklar çölünün
Yalnız adamı
Özlemler büyür gönlümde
Dağ dağ
Çaresizliklerin kapıları
Kırılır bir bir
Çöl yeşerir
Evren şarkı söyler
Mutluluktan yana
Özgürlükten yana
Sonra
Bir baykuş öter
Anımsatır yalnızlığımı
Çaresizliğimi
Ve kötü yaşamlar
Dizi dizi olur gözlerimde

Bir adam yaklaştı ağanın yanına
Ayakları yalın
Sırtında ceketi yok
Gömleği parça parça
Ne olur bir iş ver diye
Yalvardı ağaya
Dedi
Varsın olsun boğaz tokluğuna
Günlerdir açım
Ağa tersledi iş yok
Boynu büküldü garibin
Dönüp te gidesi yok
Ağanın oğlu yufka yürekli
Dedi aç adama
Bin şu arabaya
Sana da bir iş buluruz elbet
Ağa öfkeyle döndü oğluna
Sen bu kafa ile
Değil adam olmak
Bok bile olamazsın
Ağa öfkeli
Oğul üzgün
Adam
İş buldum diye mutlu

Bir kadın yatıyor yatakta
Hasta ve bitkin
Oğlu büzülmüş bir köşeye
Soğuktan titriyor
Önünde okul kitapları
Dizi dizi

YİNE YALNIZLIĞIM

YİNE YALNIZLIĞIM

Yine yalnızlığımla baş başayım
Senden uzak sensizliğimle
Yitik umutlarım artık yoldaşım değil
Umutsuzluklarla kapılandı
Tüm umutlarım
Ben sensiz yaşayamam
Bilirsin sana olan tutsaklığımı
Bir şarkımız vardı hatırlar mısın
Ayrılsak ta beraberiz
Bir zamanlar ruhumda
Meltemler estiren gözlerinin yeşili
Şimdi kutupların ayazınca soğuk
Ve içimde çıldırtan bir özlem
Baharı yeşil gözlerinde yaşamak
Her şeyimle sen olmak

Özcan NEVRES

YİNE SEN

YİNE SEN
Dışarıda yağmur yağıyor
Kara bulutlar kaplamış gökyüzünü
Ruhum gibi karartmış,
Kentin tüm sokaklarını.
Sonra hava açacak
Baharın coşturan sıcaklığı,
Umut umut saracak her yanı.
Kuşlar cıvıl cıvıl olacak.
İnsanlar çocuklar gibi mutlu.
Oysa….
Ben yine üşüyeceğim.
Kutupların ayazında
Çırılçıplak kalmışçasına.
Evrenimi yeşil gözlerinde kurmuştum.
Güneşim yeşil bakışlarındı.
Ve benim evrenimde bahar,
Senin yeşil bakışlarında başlar.
Özcan NEVRES

YİNE GELMEDİN

Yine Gelmedin
Dün on yedi nisandı
Çok büyük aşkımızı
O gün gömmüştük maziye
Yine de dostça ayrılalım demiştik
Ve her on yedi nisanda
Yaşadığımız büyük aşkın anısına
Hep aynı yerde buluşacaktık
Her on yedi nisan günü
Söz verdiğim gibi
Dün yine oradaydım
Ruhumdaki fırtınayı anlatacak
Bir demet çiçek vardı kucağımda
Gözlerim yollarda
Ve içimde derin bir sızı
Yine gelmeyeceksin korkusu
Kucağımdaki çiçekler ne tez soldu
Tıpkı ölümsüz olacak dediğimiz
Büyük aşkımız gibi
Kucağımdaki çiçekleri
Her zaman oturduğumuz
Kara taşın üstüne bıraktım
Surların üstüne çıktım
İzmir’i seyrettim uzun uzun
Aklımdan neler geçti bilemezsin
Ölüm her şeyin sonuydu
Hem de öylesine yakın
Atlasaydım biterdi bu ömür
Geri döndüm boynum bükük
Son kez baktım kara taşa
Çiçeklerim iyice solmuş
Sanki onlar da küsmüş hayata
Özcan Nevres

YİNE AKŞAM OLDU

YİNE AKŞAM OLDU

Yine akşam oldu
Hareketlendi kervanlar
Tüm yükü hüzün dolu.
Getirip boşaltacaklar gönlüme
Tüm yüklerini
Sensizliğin acısı
Kızıl bir kor gibi
Yine yakacak gönlümü
Ayaklarım sürükleyecek beni
Dertlilerin buluştuğu
O salaş meyhanelerden birine
Bu akşam
İsyan edeceğim ayaklarıma
Sahilde yürüyeceğim
Uzun, uzun.
Karanlığın en yoğun olduğu
Ve seni ilk öptüğüm o yere gideceğim
Revnaklar getirecekler seni bana
Ellerini tutacağım, sım sıcak
Kor dudaklarında yanacak dudaklarım
Dalgaların sesi
Sesini taşıyacak kulaklarıma
Sen’le bir bütün olacağım
Sabaha dek seveceğim seni
Gönlümce.
Sabahın ilk ışıklarında
Kayalara tırmanacağım
Son kez veda edeceğim sana
Sahilde bir gencin ölüsü bulundu
Diyecekler sana
Ben olduğumu
Düşünmeyeceksin bile
Özcan NEVRES

YILLAR ÖNCE

Yıllar Önce
Elim eline değmemiş olsa da
Fukaranın umut aşından beter
Umudumun vazgeçilmeziydin sen
Sen bir başkasına yar olduğunda
Nasıl yıkıldığımı anlatamam
Bir dostuma mutsuzluğunu anlatmışsın
Seven bir kez candan sever
Geçmişi sildim unuttum onu derse eğer
Yalandır söyledikleri aldatmacadır
Ben de sevdim bir zamanlar delicesine
Aşkıma karşılık göremedim
Unuturum onu diye evlendim ama
Unutamadım onu dostum unutamadım
Öyle derin kazınmış ki aşkı
İçimden söküp atamadım
Beni sormuşsun evlendi mi diye
Yok demiş dostumuz aradığını bulamadı
Buğulanmış gözlerin
Akan göz yaşlarını gizlememişsin
O idi ilk aşkım ilk sevdiğim demişsin
Nasıl da vurdu beni derinden o sözler
Utangaçlığım nelere mal olmuş meğer
Beni sevdiğini öğrendim ya
İşte bu bana yeter
Bundan böyle bana
Sana mutluluk dilemek düşer
Özcan Nevres

YILDIZLARDAN YOL YAPTIM

YILDIZLARDAN YOL YAPTIM
Zifir Karası bir gecede
Karanlığın en yoğun olduğu bir yerde
Seni düşünüyorum delicesine
Gök yüzündeki yıldızları topladım
Göz yaşlarıma ekledim tek tek
Sana uzanan yollara dizdim
Akan göz yaşlarımı ulaştırsın diye
Karanlıklar gizlerin kara örtüsü
Burada kim bilir ki seni düşlediğimi
Verdiğin acılarla baş başa kaldığımı
Sen varsın yalnızca usumda
Karanlığın örtemediği
Ve yoluna dizdiğim yıldızların ışıltıları
Gecenin ayazıyla ürperse de bedenim
Sensizlik kor ateş gibi yakar yüreğimi
Özcan Nevres

YIKTI BENİ O ŞARKI

Yıktı Beni O Şarkı
Yıktı Beni O Şarkı
Akasyalar açarken dileğimiz
Dileğimiz gelirse yerine
Mutlu oluruz hepimiz
Yaktı beni bu istek derinden
O şarkıyı ne zaman dinlesem
Hep o istek gelir aklıma
Umarsız aşıklar dizilir gözlerime
Kimi sevgilisini yitirmiş
Kimi kavuşamamış sevgilisine
Kimi karşılık görememiş aşkına
Yar yolu gözlerlerken tükenmişler
Düşmüşler veremin pençesine

Özcan Nevres

YENİ YIL KUTLAMASI

YENİ YIL KUTLAMASI
Milenyum koydular geçtiğimiz yılın adını
Zamlarla, acılarla geçti anlamadık tadını
İ:M:F reçetelerinin bol acılı uyarılarını
Danışmadan ulusa, emrin olur dediler.
Memur sokakta, işçi ayakta, emekliler azapta
Milletin vekilleri kıyak emeklilik için ayakta
Ulusun tamamına yakını karşıydı çıkarılan affa
İplemediler ulusu, karşı çıkmalar kaldı lafta
Bu son seçim değildi bilsinler iplemeyenler
Çoğunlukta affa oy verenlere, oy vermem diyenler
Affa oy verenlere ilk seçimde, oy yerine ellerine
Çelik çomak verecekler, hadi biraz kumda oyna diye
Her yeni yıl umutlarla gelirde,
Giderken acıları, yitilmişlikleri bırakır geride
Dileğim böyle olmasın yeni yıllarımız
Umut olsun güzelliklerle dolsun, ileriye dönük olsun
Ulusu çağdaşlıktan koparmak isteyenler kahrolsun
Yeni yıl çağdaş ve aydın insanlara kutlu olsun.
Sevgi ve esenlik dolu, şiir gibi güzel bir yıl olsun
Özcan NEVRES

YAZIK OLDU SÜLEYMANA

Yazık Oldu Süleyman’a

Bir defada dokuz keleter üzümü
Yoktu ondan başka taşıyan
Toska Haydardı babası
Yörük Fadime de anası
Su arkının yanına çökerlerdi
Ellerinde kocaman bir topan ekmek
Yanlarında tuz kabağı
Önce suya banarlardı bayatlamış ekmeği
Sonra da kabaktaki tuza
Katık ederlerdi tuzu ekmeklerine
Yemediler içmediler mal edindiler
Biz çok çektik
Çocuklarımız rahat etsin dediler
Varsıllığı yaşayamadan göçüp gittiler
Ölüm hak miras helal derler
İki kardeş malları tez bölüştüler
Süleyman payına düşeni
Çok tez çıkardı elinden
Otuz dokuz dönüm tarla
Otuz dokuz bine gitti
Üç kağıtçılar sardı etrafını
Sen ağasın
Ağalık sana çok yakıştı dediler
İç Süleyman
Pavyona gidelim Süleyman
Vur patlasın çal oynasın derken
Ele geçen para
Otuz dokuz günde bitti
Alkol bağımlılığı onu perişan etti
El açtı önüne gelen herkese
Ağam bir bardak şarap parası versene
Kimi hortumla su sıktı üstüne
Kış aylarının en soğuk günlerinde bile
Taş Hanın kapısız odalarından birini
Mekan etmişti kendine
Yatağı gazete kağıtlarındandı
Kadir gecesiydi kapalıydı meyhaneler
Şaraba alışmış bedeni
Kara kışın soğuğuna dayanamadı
Handa oynayan çocuklar buldu ölüsünü
Çok temiz kalbi varmış dediler
Ölümü bile kadir gecesinde oldu
Özcan Nevres 7 Kasım 2002
Özcan Nevres

YAZA VEDA EDERKEN

YAZA VEDA EDERKEN
Günler kısaldı, havalar soğudu
Etrafımda uçuşan hazan yaprakları
Habercisidir karlı ve soğuk günlerin
Yaz günlerinin sıcağı gibi
Aşkınla kavrulan yüreğim
Kış günlerinden de soğuk
Ve ola bildiğince dingin
Beni terk ettiğinden beri
Kutupların ayazı bile
Artık korkutmuyor beni
Sensizlik dondurmuş yüreğimi
Gel sevgilim gel
Gel de ısıt beni
Yine eskisi gibi
Ellerini tutmalıyım sım sıkı
Oluk oluk sevgiler
Aksın diye yüreğimize
Ah şu umudum olmasa
Bir gün olur dönersin diye
Bil ki son verirdim yaşamıma
Kendi ellerimle
Özcan NEVRES

YAŞAMAK NEDİR

Yaşamak Nedir
Yaşamak nedir çözemedim
Beklentiler nedir bilemedim
Aşk dedikleri nedir
Saman alev midir anlayamadım
Deliler gibi aşığım sana derdi Yelda
Sensiz yaşayamam
Ölürüm derdi Selma
Ya o yeşil gözlü fettan Belma
Bakarsa gözlerin benden başkasına
Oyarım gözlerini
Bastonun olurum sonra
Yar etmem seni ellere derdi
Hani nerde beni bunca sevenler
Terk edersen eğer
Ölürüm öldürürüm diyenler
Yaşam ne kadar hızlı geçti
Saçlar döküldü kalanlar ağardı
Yitip giden baharla birlikte
Yitip gitti tüm sever görünenler
Bundan böyle yolumu
Mezarcı Mahmut bekler
Özcan NEVRES

YALNIZ ADAMIN FERYADI

YALNIZ ADAMIN FERYADI
Yapayalnızdı sokakta yürüyen adam
Yük yoktu elinde ama
Ağır bir yük taşırmış gibi çökmüştü omuzları
Yüzündeki çizgilerden belli ki çoktu derdi
Yürüdü, yürüdü
Taşlara takıldı ayakları tökezledi
Ama aldırmadı
Sahile ulaştı kararsız adımlarla
Taşa dayadı sırtını oturdu serin kumlara
Acılarını dertlerini dizdi sağına soluna
Ne çileli adammışım ben diye söylendi
Koca bir yaşam kira, hastalık, yolculuk derken
Nasıl da tükenip gitti
Yazık oldu dedi benim kadınıma
Canımdan çok sevdiğim hayat arkadaşıma
Memur karısı oldum diye ne sevinmişti
Yokluk yüzünden yüzü hiç gülmemişti
Nicedir hali şimdi o kara toprağın içinde
Kira derdi yok, Pazar derdi yok
Üşümek yok, odun, kömür derdi yok
Sıcaktan bunalıp serini aramak yok
En olmayacak nedenlerle çıkan kavgalar da yok
Yapmayacaktın bana bunu hayat arkadaşım
Yapmayacaktın
Hep dertleri, yoklukları paylaşmıştık birlikte
Kodun gittin beni senin hasretinle
Ben dertlerimi yokluklar kimle paylaşacağım
Gömleğim ütülenmedi, pantolonum kırışık diye
Ay başında maaş borç ödemeye yetmedi diye
Kimle kavga edeceğim kadınım kimle
Hadi kadınım hadi söyle bana kimle
Yapmayacaktın bunu bana hayat arkadaşım
Yapmayacaktın
Beni ardında gözü yaşlı bırakmayacaktın
Hani söz vermiştik birbirimize
Bizi ölüm bile ayıramaz diye
Olmadı kadınım olmadı
Belli ki benim çilem daha dolmadı
Sensiz hayatın çekilmezliğini
Çocuklarımız bile anlamadı
Kızıma kahve yap ta içelim dedim
Keşke, keşke demez olaydım
Yüzüme karşı söylemediği kötü söz kalmadı
Kimdi kadınım, kimdi onları büyütüp okutan
Kimdi kadınım hastalıklarına ölümüne koşan
Vefa kalmamış kızımızda da oğlumuzda da
Keşke hemen gelmek mümkün olsaydı yanına
Sensiz yaşamak inan yük oldu omuzlarıma
Dayanacak ne gücüm ne takatım kalmadı
Yapmayacaktın bunu bana kadınım
Yapmayacaktın
Ardında beni gözü yaşlı bırakmayacaktın
Özcan Nevres 02 – 07 – 2001

YAĞMURU ÖZLEDİM

YAĞMURU ÖZLEDİM
Yağmuru özledim
Seni ve gözlerini özlediğim gibi
Yüreğimdeki ateş kadar büyük
Göz kamaştıran şimşekleri
Sağanak yağmurları
Camları zangırdatan gök gürültülerini
Ve beni pencerende beklediğin günleri
Ne güzel günlerdi o günler
Ben saatlerce yağmurun altında ıslanan
Bir deli aşık
Sen beni delirten bir pencere güzeli
Bir gün pencerede göremedim seni
Delirecektim
Kaç kez geçtim umutla
Yoktun, yoktun, yoktun
Komşun bana gerçeği söylediğinde
Yıkıldım kahroldum
Evlenmişsin, hayırlı olsun
Neden bana umut verdin diye
Sitem etmeyeceğim
Gizlice buluştuğumuz günleri
Hiç anımsamayacağım belki de
Ama yinede
Yağmuru özledim delicesine
Pencerende seni görürcesine
Özcan NEVRES

YAĞMURLU BİR GÜNDE

YAĞMURLU BİR GÜNDE.
Dışarıda yağmur yağıyor,
Göz yaşlarım gibi sicim, sicim.
Yağmur tipiye döndüğünde,
Kırbaçlayacak camları.
Yokluğun kabus gibi çökecek yüreğime.
Ne sıkıcı olur bu kış günleri.
Camlar buğulanır,
Görünmez olur,
Görmeye alıştığım her şey.
Buğuları silerken elimle,
Adını yazmak geçer içimde.
Tez silinir yazılanlar bilirim.
Tıpkı mutlu beraberliğimiz gibi.
Eski, o güzel günlerimizi aradım,
Umarsız bir hastanın aradığı deva gibi.
Unut diye haber salmışsın bana.
Dudaklarında diş izlerim silinmeden.
Nasıl söylersin bunu?
Yaz yağmuru muydu aşkımız?
Bilmiyorum.
Gözlerini düşlüyorum,
Sım sıcak sevgilerle dolu gözlerini
Neler vermezdim
O sevgi dolu gözlerinin uğruna.
Unut diyorsun, unutmak kolaymış gibi.
Buğulanan cama adını yazdım,
Kos kocaman.
Ve altına, unutamıyorum.
Buza yazılan yazı gibi,
Silinip yiti verdi.
Senin beni unuttuğun gibi.
Dışarı çıkacağım,
Dalacağım deli yağmurun altına.
Doyasıya ıslanacağım.
Hasta olup yatağa düştüğümde.
Seni sayıklayacağım,
Vefasızlığını unutmuşçasına
Özcan NEVRES

YAĞMURLU BİR GECE

YAĞMURLU BİR GECE
Yağmur yağıyor,
Suya hasret toprakla, yağmur
İki sevgili gibi kavuşmuşlar
Biri birlerine.
Şimşekler çakıyor gökyüzünde,
Korkuyorum.
Ya bu gök gürültüleri ne böyle?
Sanki yer yerinden oynuyor.
Seni düşünüyorum, özlemle.
Şimşeklerin yerle buluştuğu,
Işığın en yoğun olduğu yerde,
Seni görüyorum,
Elinde bir demet çiçekle.
Dışarı çıkıyorum,
Ne yağmur ne de şimşek,
Korkutmuyor beni.
Koşuyorum, seni gördüğüm yere,
Özlemle.
Yoksun orada,
Umutsuz ve yorgun,
Oturdum bir taşın üstüne.
Yağmurun altında saatlerce ıslandım,
Gördüğüm belki gerçektir diye.
Gelmedin.
Islandım iliklerime kadar.
Üşüyorum.
Gözlerini, sım sıcak bakışlarını aradım.
İçimi ısıtsın diye.
Gördüğüm seraptı,
Biliyorum.
Vefasızlığını da.
Ne şimşekten
Ne gök gürültüsünden,
Ne yağmurdan korkmuyorum
Sensizlik korkutuyor beni.
Hem de öldüresiye.
Özcan NEVRES

29.11.2000

ŞİİRLER YAZACAKTIM SENİN İÇİN

ŞİİRLER YAZACAKTIM SENİN İÇİN

Şiirler yazacaktım senin için.
Vefasızlığın bir kor gibi düştükçe içime.
Dede Korkut masalları gibi
Uzun mu uzun.
Belki de sürecekti binlerce gece.
Sanma ki güzelliğini anlatacağım,
Bu son şiirimde.
Büyüleyen gözlerini bile anmayacağım.
Ne tez unuttun el ele verip gezdiğimizi
Ve mutluluktan uçtuğumuz o güzel günlerimizi.
Başını göğsüme dayayıp ağlardın doyasıya.
Ya bizi ayırırlarsa derdin,
Kahrolurcasına.
Hiç ayrılmayalım, ölmek varsa kaderde,
Beraber ölelim,
Ayrılığın acısını,
Geride kalan tatmasın derdin,
İçtenlikle.
Ne oldu, neden ayrıldık böyle.
Evlendiğini söylediler bana inanmadım.
Yine de göz yaşlarımı tutamadım.
Geceler boyu diken oldu yattığım yatak.
Sen vefasız olamazdın, terk edemezdin beni.
Belki de yalandır duyduğum haber.
Heyhat… dün gözlerimle gördüm gerçeği.
Eşinin koluna girmişsin sım sıkı.
Ve dudaklarında mutluluk gülücükleri.
Bakışların üzerimde kilitlendi bir an,
Sanki, bak ne kadar mutluyum diyordun.
Belki de yıkılacağımı umuyordun.
Yıkılmadım, yıkılmayacağım da.
Seni geçmişin karanlığında boğacağım.
Unutacağım seni, senin vefasızlığınca.
Özcan NEVRES