Bedeli Bu Olmamalı

Bu Olmamalı
Dikili’nin başarılı belediye başkanı Osman Özgüven Dikili’yi yaklaşık yirmi yıl başarı ile yönetmişti. Başkanlığı sırasında nice iftiralarla karşılaşmış ve bu iftiralardan başarıyla sıyrıla bilmişti. En son ihaleye fesat karıştırmakla suçlanıldı ve bu suçtan dolayı sekiz yıl dört ay ceza aldığı için Bedeli İçişleri Bakanlığınca görevden almıştı. Görevden alındıktan sonra İnsan Hakları Mahkemesine başvuruda bulunmak için yurt dışına çıkmış olması yüzünden onu sevmeyenler, başarılarını hazmedemeyenler kaçtığını iddia etmeye başladılar. Peki, Osman Özgüven’in suçu ne idi? Evlere on üç ton bedava su vermekten ve halkına ucuz ekmek yedirmekten beraat etmişti. Bir gazetecinin peki, ceza aldığınız ihaleler neler sorusuna bakınız nasıl yanıt vermiş.
Bunların ihale olduğunu söylemeyi bile utanıyorum. Bir tanesi şu: Belediyeye araç alacaktım. Parasızlıktan alamadım. Belediyeye ait jeotermal şirketine alalım bunu dedik. Aldık. Bir yıl sonra bu araçları ikinci el ihalesine çıkardık. Neticede mahkeme jeotermal şirketinin SSK ya borcu olduğu için bu araçların ihaleye çıkarılmasının usulsüzlük olduğuna hükmetti. Bir tek suç bu. Buradaki yolsuzluk suçlaması ne anlamadım. Araçları zaten belediye şirketinden belediyeye alıyoruz. Burada her hangi bir yolsuzluk yapmak mümkün değil. Esas olay şu. Yargıca sudan yargılarken neden ulaşımdan yargılamıyorsunuz? O da bedava, öğrencileri bedava taşıyorum dedim. Hiç tınmadılar bile. Nedenini iyi biliyorum. Suyun bedava verilmesi hem başka belediyeleri, hem de su tröstlerini rahatsız ediyor.
Aslında Osman Özgüven’in yargılanmasını gerektiren birçok kabahati daha var. Örneğin kurduğu kooperatifle bin iki yüz aileyi eve kavuşturmuştu. Örnek alınacak bir sahil düzenlemesi yaptırmıştı. Belediyeye büyük bir belediye binası kazandırmıştı. Örnek gösterilecek park düzenlemeleri yaptırmıştı. Tüm bu yaptıklarının bedelini şimdi de sekiz yıl dört ay ceza evinde yatarak ödeyecek. Yirmi yıllık hizmetinin bedeli bu mu olmalıydı? Eğer Osman Özgüven CHP li değil de AKP li olsaydı böyle bir şey başına gelir miydi? Ne yazık ki tüm muhalif belediyelerin bu gibi durumlar her an başlarına gelebilir. Yakın zamanda İzmir ve Eskişehir belediyelerine yapılanlar henüz belleklerimizden silinmiş değil.
***
Baypas ameliyatı olduğumdan bu yana sahilde hiç gezmemiştim. Mektebim okulu müdürü Sayın Mehmet Turgutoğlu’nun memleketi Muğla’nın Yatağan ilçesinden bir akrabası gelmiş. Kendisi okuldan ayrılamadığı için benden akrabasını gezdirmemi rica etti. Önce çok merak ettiği için Silivri’nin dünyaca ünlü Silivri Ceza Evine gittik. Çadır gönüllüleri ile bir süre sohbet edip ikram ettikleri bitki çayını içtikten sonra geri döndük.Dönüş sonrası önce konuğumuz Turgay Mutlu’nun akrabası olan Mimarsinan mahallesindeki Mektebim okulunun müdürünü ziyaret ettik. Müdürün ısrarıyla yemekhaneye inip öğlen yemeğini yedik. Yemekler nefisti. Böylece torunum Can Nevres’in yediği öğlen yemeklerinin lezzetini de öğrenmiş oldum. Daha sonra konuğumuzu Silivri’yi kuş bakışı izleyebileceği yere götürdüm. Oradan da görmeyi çok arzuladığı sahile gittik. Ameliyatımın üzerinden geçen yedi ay içerisinde doktorumun önerisine uyarak evimden fazla çıkmamıştım. Ancak arabam ile gidebildiğim yerlere gitmiştim. Bu nedenle bu yedi ay içerisinde sahilde hiç gezmemiştim. Bu yüzden de sahile kazandırılmış olan güzellikleri görememiştim. Meğer bu yedi ay içerisinde sahilde ne güzel işler yapılmış. İnanın yapılmış olanlara hayran oldum. İnşallah sahilin Tuzla deresinden Klasis’e kadar olan bölümüne de aynı güzellikler kazandırılır. Özellikle sahilin elli metrelik koruma alanını beton yığınına dönüştürmüş olan binalar da yıkılıp temizlendiğinde yapılanlar Silivri’nin güzelliğine güzellikler katacaktır.
Özcan Nevres ozcan.nevres@gmail.com
www.ozcannevres.com

(Bugün 1, toplamda 62 kez ziyaret edildi.)