Benimki karamsarlık mı

Ya karamsarlık benim ruhuma işlemiş, ya da iyimserlik hükümetin iliklerine kadar işlemiş. Ülkenin her tarafında cadı kazanları kaynıyor. Hükümet tüm bu olanların karşısında iyimserliğini koruyabiliyor. Bu yapılan eylemler üç ekim sürecini baltalamak için düzenlenen provokasyonlar diyorlar. İpin ucunun gittikçe elden kaçmakta olduğunu görmezlikten geliyorlar. Bu gidiş hayra alamet bir gidiş değil. Ülke kara cahil insanların aldatılmalarıyla bir iç savaşa doğru gidiyor. O olaylara katılanların çoğu niçin böyle bir işe kalkıştıklarından haberleri bile yok. Birileri sırtlarını sıvazlayıp hadi aslanlarım ileri diyerek meydanlara salıyor. Bu olayların ülkeyi daha kötü etkilememesi için çok acil önlemler alınması gerekir. Yumuşak davranmanın etkisiz kaldığı yerde sertlik kaçınılmaz olur. Bunu da daha çok can yanmadan acil olarak uygulamaları gerekir.

İstanbul valiliği Fatih’te gerçekleşen irticai olay için tutuklama yapmamakla hata ettik diye bir açıklama yaptı. Bayramdan sonra bayramları mübarek olsun. Şimdi de o olayın ele başıları tutuklanmak üzere fellik fellik aranıyor. Bir söz vardır. Geçti Bor’un pazarı sür eşeğini Niğde’ye diye. Onların orada her ne pahasına olursa olsun kafalarının ezilmesi gerekmez miydi? Tarih tekerrürden ibarettir. Kubilay olayında dört tarikatçı yobazın yaptıkları eylem küçümsenmeseydi, acemi bir asteğmen olan Kubilay yerine deneyimli bir komutan ve birlik gönderilseydi o olaylar yaşanır mıydı? Kubilay şehit edilebilir miydi? Gerçi o Fatih’teki irtica olayında olaya müdahale etmekle görevli polisler iyi eğitim görmüş deneyimli memurlar. Aldıkları emir doğrultusunda hareket etmek görevleri olduğu için tutuklama yapamadılar. Keşke bıraksalardı da polis müdahaleyi bildiği gibi yapsaydı.

Sitemler alıyorum. Çok uzun yazıyorsun. Okumakta zorluk çekiyoruz diye. Gündem olabildiğince yoğun olduğundan uzun yazmak zorunda kalıyorum. Bundan böyle elimden geldiğince kısa yazmaya çalışacağım. Son bir konuya değinip yazımı noktalayacağım. Hükümet tarımı destekleme bedelini dekar başına üç milyona çıkarmış. Belki bu rakam çok büyük arazi sahipleri için iyi bir rakam olabilir ama küçük çiftçinin dişinin kovuğunu bile doldurmaz. Çiftçiye parasal destekten ziyade, tarım girdilerinde önemli indirimler sağlanılması gerekir. Tarım ölüyor feryatlarını üç milyon liralık destek dindiremez. On dönüm arazisi olan bir çiftçi için bu rakam iki kilo et parası. Açıkçası çiftçi bir yıl içerisinde sofrasında iki kilo et görebilecek. Afiyet ile yesinler.

Özcan Nevres

(Bugün 1, toplamda 23 kez ziyaret edildi.)