Bu Çorbanın Ne Tadı Var Ne Tuzu

Bu Çorbanın Ne Tadı Var Ne de Tuzu

Seçim günü yaklaştıkça her şey çorbaya dönüştü. Önümüzdeki günlerde neler göreceğimizi anlamak olası değil. Bir bakıyorsunuz gündeme bedelli askerlik oturmuş. Bir başka gün kırk bin günahsız insanın katili Abdullah Öcalan gündeme oturmuş oluyor. Kısa bir süre de olsa Sayın Emine Ülker Tarhan’ın CHP den istifa edip Anadolu partisini kurması gündemi meşgul etmişti. Önce askerlik konusunu ele alalım. Dedem Nevres Cafer Ağa tam on iki yıl cepheden cepheye sürülmüş, on iki yıl ölüm ile kucak kucağa yaşamıştı. Kendisini her ziyarete gittiğimizde uzun, uzun askerlik anılarını anlatırdı. Hele bir anısı vardı ki o anısı yaşamının en önemli anısıydı. Sarıkamış bozgunundan sonra terhis edilmişler ve eve dön komutu almışlardı. Dönüş yolunda bize kimse yiyecek vermiyordu. Ot yiyerek yaşama tutunmaya çalışıyorduk. Ayağımdaki postalların üstü vardı ama tabanı yoktu. Çıplak ayakla buzların üzerinde yürüyordum.  Arkadaşlarımla başıboş bir at yakaladık. Atı hemen kestik. Bir ateş yaktık. Hiç birimizde pişmesini bekleyecek sabır yoktu. Yarı pişmiş olarak eti yerken biri geldi. O yediğiniz etin benim komutanımın atının eti olduğunu biliyorum. Eğer bana da bir parça et vermezseniz komutanıma söylerim dedi. Ona da bir parça et verdik. Ben arkadaşlarımdan çok daha acardım. Atın derisinin an kalın yerinden kocaman bir parça kestim. İkiye bölüp ayaklarıma sardım. Bu sayede ayaklarımın ısınmasını sağladım diye anlatırdı. Oysa onun katılmadığı hiçbir savaş cephesi yoktu. Buna rağmen onun en değer verdiği anısı bu geriye dönüş anısıydı. Yaşı ilerlediği için ordudan kesin olarak terhis edilmişti. Bunca çektiği çileye rağmen adeta savaşmaya doymamış bir hali vardı. Kıbrıs savaşında doksan yaşındaydı. Israrla beni askerlik şubesine götürün. Beni Kıbrıs’a savaşmam için götürsünler diyordu. Dede senin gözlerin görmüyor, nasıl savaşacaksın diye sorduğumda yarım yamalak Türkçesi ile olsun more derdi. Gözüm görmese de karamboldan iki Yunanlıyı öldüremem mi derdi? Ya seni öldürürlerse dediğimde ise, olsun more, canım vatanıma feda olsun derdi. Onun ailesi o askerliğini yaparken, cepheden cepheye koşarken, Girit’ten kaçarak Menemen’e yerleşmek zorunda kalmışlardı.  O vatansız kalmanın acısını çok iyi bildiği için vatanına canını feda etmeye her zaman hazırdı. Kıbrıs zaferi ona yaşamının en mutlu günlerini yaşatmıştı. Babam da askerliğini Siirt’te yapmıştı. O da askerlik görevini yaparken çok sıkıntılar çekmişti. Su bulamazdık. At ayaklarının açtığı çukurlarda biriken suyu içmek zorunda kalırdık. Yöre halkı o suları içmememiz ve susuz kalmamız için içine her türlü pisliği atarlardı diye anlatırdı. Bana gelince ben de günü gününe tam yirmi dört ay askerlik yaptım. Bizim askerliğimizi yaptığımız günlerde bırakınız çavuşu onbaşıyı, bizden on beş gün önce birliğine katılmış olanlar bile usta er sayıldığından istediklerine kıyasıya dayak atarlardı. Gerçi ben bir hafta askerlik eğitimi gördüm. Ülke genelinde seçilmiş atmış kişi olduğumuzdan elektrik ve elektronik teknisyeni yetiştirilmek üzere dershanelere alınmıştık. Dört aylık eğitimin devamında astsubay eğitim taburuna alındık. Bir karış kalınlığındaki pamuk yatakları ilk olarak orada gördük. Dört ay sonra da dağıtıma tabi tutulduk. Sekiz aylık süreden sonra askerlik görevim İstanbul’da devam etti. Askerliğimin son sekiz aylık dönemini ise Birinci Ordu Muhabere Komutanlığında genel evrak müdürü olarak tamamladım. Acemilik döneminde çektiğimiz sıkıntılara rağmen askerlik yaşamımdan her zaman gurur duyuyorum. Beki de şu bedelli askerlik olayına o nedenle gıcık oluyorum. Kanımca paralı askerlik çok kötü bir ayırımcılık ve haksızlıktır. Her vatan evladı seve, seve askerlik görevini yapmalıdır.

Gündemde bedelli askerliğin pabucunu dama atacak çok önemli bir oluşum var. Görünen o ki yöneticilerimiz kırk bin kişinin katili Apo’yu salıvermenin formülünü oluşturmaya çalışıyorlar. Bu formül tutar mı? Bu vatanseverlerin tepkisine bağlıdır. Vatanseverlerin gösterecekleri tepki ağır basarsa ülke karışır. Çok huzursuz günler yaşarız. Hükümet geri adım atmazsa neler olacağını şimdiden kestirmek olası değil.

Hatice Ülker Tarhan’ın özellikle fanatik CHP lilerden tepki alması sürüyor. Fanatiklere göre Sayın Tarhan AKP nin ekmeğine yağ sürmüştür. Oysa anketler öyle söylemiyor. Bana göre ise Sayın Tarhan yapması gerekeni yapmıştır. Tek oy alamaz diyenler geçmişe bir göz atsınlar. Cumhurbaşkanımız AKP yi kurduğunda Erbakancılar da ayni şeyleri söylüyorlardı. Tek oy alamaz dedikleri AKP ilk girdiği seçimde iktidar oldu. Hani derler ya Karaman’ın koyunu, sonra çıkar oyunu. Bakalım zaman bize neyi gösterecek?

Özcan Nevres      ozcan.nevres@gmail.com

(Bugün 1, toplamda 31 kez ziyaret edildi.)