DELİ AZİZ

DELİ  AZİZ

 

Ufak tefek ve oldukça zayıf bir adamdı. Dükkânımın önünüde durmuş dikkatle bakıyordu bana. Giysilerinin perişanlığından muhtaç biri olduğu anlaşılıyordu. Ne istediğini sorduğumda sadece omuzlarını silkti. Dönüp karşı duvara gitti. Sırtını duvara dayayarak çömeldi. Çırağıma al şu bir lirayı da git şu adama ver dedim. Çırağım

Yok usta o kimseden para almaz. Ona Deli Aziz derler dedi. Kimsenin verdiğini kabullenmeyen bu zavallı adam ilgimi çekmişti..O nu dikkatle izlemeye başladım. Ceplerini karıştırıyordu. Anlaşılan sigara arıyordu ama, belli ki sigarası kalmamıştı. Yanına gidip sigara uzattım. Paketi tümüyle elimden kaptı. Tepkim ne olacak diye birazda korkuyla yüzüme baktı. Kendisine gülümseyerek baktığımı görünce rahatladı. Hemen bir sigara yaktı. Karşısına çömeldim. Karnın aç mı Aziz diye sordum. Başıyla evet işareti yaptı. Çırağıma döndüm, hadi oğlum Aziz’e köfte ekmek yaptır dedim. Çırağım

Yok usta o öyle şeyler yemez dedi. Aziz’le göz göze geldik. Gözlerindeki anlam istemediğini anlatmaya yeterliydi. Çay içer misin diye sordum. Yine evet anlamında başını salladı. Çırağıma para verdim. Önce Aziz’e çay söyle duble olsun. Sonra da yüz gram bisküvi ile beş paket te üçüncü sigarası al dedim.

Çayla bisküviler aynı anda geldi. Aziz duble çayın içerisine şekerleri atarken yarısını dışarıya attı. Yere düşen şekerleri topladı. Dışarıya atmamaya gayret ederek çayına koydu. Baktım, parkenson hastalığının neden olduğu titreme yüzünden çayını karıştırmayı beceremiyordu. Yanına gittim. Çayını karıştırıverdim. O ise alışkın olmadığı davranışım karşısında gülümsemeye çalışarak, tatlı tatlı yüzüme bakıyordu.

Çayına bisküvileri batırarak yemeye çalışıyordu. Kahrolasıca titreme yüzünden yemeyi çok zor beceriyordu. Bisküvilerin yarısını dökerek kahvaltısını tamamladı. Cebine yerleştirdiği beş paket sigaranın beşini de çıkarıp önüne koyup bağdaş kurarak oturdu. Bir elinin dört parmağı arasına sıkıştırdığı üç sigarayı yaktı Her birinden birkaç nefes aldıktan sonra attı, yeni bir üçlü yaktı. Paketler bitinceye kadar da tekrarladı. Pakettekiler bitince yerdekileri toplayıp yakmaya başladı. Usanmış olacak ki, ayağa kalktı. İzmaritlerin tümünü ayaklarıyla çiğnedi. İzmaritleri iyice ezdikten sonra da yürüyüp gitti.

Aziz karnı iyice acıktığında doya, doya sigara içmeyi arzuladığında dükkânımın önüne dikilirdi. Bazen haftada bir, bazen de ayda bir iki defa gelirdi. Para vermek istediğimde kesinlikle kabul etmezdi. Komşularım biz ona ne versek kabul etmiyor, na hal oluyor da senin verdiklerini kabul ediyor, aklımız ermiyor derlerdi.

Sakat olmamalarına rağmen arsızca dilenenleri gördükçe hep Aziz gelir aklıma. Ona yeterince yardımcı olamadığım için buruk bir acı canlanır içimde. Keşke ona daha çok yardım edebilseydim diye düşünürüm. Olmadı. Zira o yaptıklarımın fazlasını hiçbir zaman kabul etmedi. Hep en azla yetindi.

Özcan Nevres

(Bugün 2, toplamda 1.075 kez ziyaret edildi.)