Doğa Katliamı Devam Ederken

Doğa Katliamı devam ederken
Kuraklık yüzünden barajlarda su seviyeleri hızla düşerken AKP hükümeti doğa katliamına fütursuzca devam ediyor. Uzmanlar Yeşilköy hava alanında yapılacak eklemelerle yeterli olacağını söylemelerine rağmen Karadeniz yakınında yapılacak olan uluslar arası hava limanı için çalışmalar devam ediyor. Bu çalışmalarda elli gölün suları kanallarla Karadeniz’e boşaltılması için iş makineleri harıl, harıl çalışıyorlar. Değerli okuyucularım İstanbul’un içme suyu kaynaklarında atmış günlük su rezervi kaldığı halde yer altı sularını beslemekte olan göller kurutularak doğanın doğal kaynaklarına darbe üstüne darbe vuruluyor.
Üçüncü boğaz köprüsü bağlantıları için üç milyon ağaç kesilerek İstanbul doğasına en ağır darbe indirilmişti. Göllerin kurutulmasıyla İstanbul doğasına darbe üstüne darbe vuruluyor. İstanbul’u yönetenler kesilen ağaçların yerine kestiğimizden daha çok ağaç diktik diyorlar. Ağaç dedikleri küçücük fidanlardan ibarettir. Dikilen ağaç fidanları su kenarına dikilmiş söğüt fidanları değil ki üç dört yılda kocaman ağaç olsunlar. Ağaç olabilmeleri için en az yirmi otuz yıl gerekmektedir. Ormanlar doğanın akciğerleridir. Kirlenen havayı ormanlar yani ağaçlar temizler. Karbon dioksiti alır geriye oksijen verirler. Tüm canlıların yaşamlarını sürdüre bilmeleri için temiz havaya gereksinimleri vardır. Bunun için de ağaçların kesilip yok edilmesi değil, çoğaltılması gerekir. Bütün dünyayı endişeye düşürecek çok önemli bir gelişme vardı. Dünyanın akciğerleri sayılan Amazon ormanları yok ediliyordu. Gelişmiş ülkeler Amazon ormanlarının yok edilmemesi için girişimlerde bulundular. Aldıkları sonuca göre Amazon ormanları şimdilik kurtarıldı. Şimdilik diyorum. Zira ileride ne olacağını kestirmemiz olası değil. Bunun için ülkemizin ormanları hızla çoğaltılması gerekir.
Doğa kendisine zarar verenlerden intikamını almaya başladı. Ormanların yok edilmesi, sanayicilerin havayı kirletmeleri v e çevre kirliliği yüzünden uzun süren kuraklıktan sonra bazı yerlere şimdiye kadar çok ender görülmüş yağışlar olmaktadır. Kimi yerler yağmura hasret iken kimi yerlerde sel felaketleri yaşanıyor. Gazeteciliğe başladığım bin dokuz yüz elli sekizden beri sürekli tarım ve yeşil bir doğa için suyun ne kadar önemli olduğunu yazmayı sürdürdüm. Parmak kalınlığında akan bir suyun çevresinde nasıl bir yeşil alan oluştuğunu hepimiz bilmese de çoğumuz bilir. Kuraklıktan yakınanlar, ileride en büyük tehlikenin su savaşları olacağını söyleyenler yağan yağmurların erozyona neden olarak hızla denizlere doğru akışlarını yalnızca seyretmektedirler. O denizlere akan suların önü setlerle kesilecek olsa hem yer altı sularını beslemesi sağlanır. Hem de etrafında yem yeşil bir doğanın oluşmasını sağlar. Arazi sulanmasında da kullanıla bilir. Ne kadar çok bent yapılırsa o kadar çok yeşil alanlar oluşur. Dikilen ağaç fidanları kısa zamanda büyüyerek ormana dönüşürler. Unutmamak gerekir. Yağmur ormanın anasıdır. Orman varsa yağmur yağar. Üstelik bentlerin arkasında oluşan göletler ormanlarda yangın çıkmaması için çok büyük yarar sağlarlar.
Yazıma Ankara radyosundan istek üzerine defalarca yayınlanmış olan bir şiirimle son veriyorum. Uyan Be Mehmet/ Hava bulutlanmıştı iyiden iyiye/ Yağmur umut umuttu gönüllerde/ tarlalar sulanacak/ sarı öküzler ve atlar dehlenecekti tarlalara/ kara sabanlarla işlenecekti/ Kımkır taşlı topaçlı tarlalar. Toprak burcu burcu kokacaktı. Oysa yağmur yağmadı/ Bükük bükük oldu boyunlar. Ayşe ile Memedin düğünü olacaktı/ bu yılki hasatta. Ayşe’nin gelinliği askıda kaldı/ Memedin elbisesini güveler yedi dolapta/ Umutlar çok uzaklarda/ Yağmurun himmetine kaldı/ Sen köylü Memet sen köyün yavuz delikanlısı/ Ne duruyorsun/Al kazmanı eline/ Vur şu kürlüğün dibine/ Beş kulaç on kulaç in derine/ Toprağın altında da su var/ Yağmur senin neyine/ Ayşe’ni yeter beklettiğin/ Gir şu dünya evine.
Özcan Nevres

(Bugün 1, toplamda 38 kez ziyaret edildi.)