Don Ve Aç Hayvanlar

Günlerdir don yüzünden çöp bidonlarından geçinen köpekler ve kediler oldukça aç. Küçücük sokağımızda onlarca kedi var. Sabah bahçe kapısını açtığımda sokak kapısının arkasında benim yiyecek vermemi bekleyen kediler hemen miyavlamaya başlıyorlar. Her sabah onları doyurmamın yeterli olması mümkün olamaz. Zira kedilerin bağırsakları çok kısadır. Bu nedenle çok sık acıkırlar. Bu gidişle onları günde en az ki kere doyurmak zorunda kalacağım. Neyse ki benim ev yapımı ekmeğimi severek yiyorlar. Bu nedenle ekmek makinemden her gün iki posta ekmek çıkarıyorum. Ekmek yapımında kesinlikle su kullanmam. Su yerine süt kullanırım. Belki de bu yüzden ekmeğimi severek yiyorlar. Evimin bahçesi biraz daha büyük olmuş olsaydı o sevimli hayvanlara barınak bile yapardım. Kediler artık bahçeme girmemeyi öğrendiler. Zira girdiklerinde bahçemdeki ekili olan rokalara, maydanozlara ve dereotlarına çok zarar vermektedirler. O nedenle onları bahçemin dışında tutmaya çalışıyorum. Bunu öğrenmeleri için çok uğraştım ama değdi.
Merak ettiğim çok daha önemli bir durum daha var. Onlarca insanımız nafakalarını çöp bidonlarından çıkarıyorlardı. Şüphesiz bu insanlar günlük yaşıyorlardı. Çöpten topladıklarını satarak para biriktirmeleri olası mı? Peki, her tarafın buz tuttuğu bu günlerde o insanlar ne yapıyorlar. Ne yiyip içiyorlar? Nasıl ısınıyorlar? İstanbul ve İzmir Büyükşehir Belediyeleri kimsesiz evsizleri barındırma evlerinde barındırıyorlar. Peki, ilçe belediyelerinde de barınma evleri var mı? Eğer yoksa vay o kimsesizlerin, evsizlerin haline.
Sayın Başbakanımız açıkladı. Açıklamasında dindar gençlik yetiştireceğiz diyor. Bildiğim kadarıyla hiçbir kimse, hiçbir kimsenin dinini sorgulayamaz. Eğer sorguluyorsa bu laikliğin kaldırılacağının ilk sinyali olabilir. İnsanlar din seçme özgürlüğüne sahiptir. Kimse, kimseyi şu dine gireceksin diye zorlayamaz. İnsanların ibadet edip etmeyeceğine karışamazlar.
Bin dokuz yüz kırk beşte Demokrat Partinin kurulmasıyla din istismarı başlamıştır. CHP nin insanların mevlit okumalarını bile yasakladığını iddia etmişler ve bunu sürekli gündemde tutmuşlardı. Oysa bizim evimizde de, komşularımızın evlerinde de her zaman mevlit okutulurdu. Tüm propagandalarında iktidara geldiklerinde Türkçe okunulan ezanı Arapçaya çevireceklerini söylediler. İktidara geldiklerinde ilk işleri ezanı Arapçaya çevirmek olmuştu. Bununla yetinmediler. Aydınlanmanın ve çağdaşlaşmanın en önemli okulu Halk Evlerini de kapattılar. Zira Halk Evlerinde güdülemeyecek aydın insanlar yetiştiriliyordu. Halk Evlerinde meslek edindirme kurslarıyla birlikte musiki dersleri de veriliyordu. O dönemin insanlarının birçoğu ustalıkla keman, cümbüş, ut ve bağlama çalabiliyorlardı.
Nişanımda çalgıcılardan bir hüzzam fasıl çalmalarını istedim ama beceremediler. Ut çalandan udunu vermesini rica ettim. Udu alıp akrabamız olan Kemal teyzemize verdim. Büyük bir ustalıkla hüzzam bir eser çaldı. Udu çalan çalgıcı, udu benim çaldığımı sandığından bana abe agam sen benden çok daha güzel ut çalıyorsun demişti. Kemal teyzemiz mükemmel bir şekilde ut çalmayı Menemen’in Halk Eğitim Merkezinde öğrenmişti.
Yirmi yedi mayıs darbesinden sonra Demokrat Partinin el koyduğu tüm emlakler CHP ye geri verildiğinde genel merkezden tepeden inme bir emir almıştık. Halk Eğitim Merkezinin binasını Sağlık Bakanlığına, CHP ilçe binasını da Milli Eğitim bakanlığına bağışlamamız istenmişti. Ben tepeden inme bu karara karşı çıkmıştım. Başkan Asım Dönmez genel merkezin kararına uymak zorundayız. Uymazsak bizi görevden alırlar. Yerimize atananlar karşı çıkmadan bağış kararını uygularlar demişti. O nedenle kararı onaylamak zorunda kalmıştım. Oysa ben Halk Evi binasının yine Halk Evi olarak kullanılmasını istiyordum. Daha sonra Halk Eğitim Merkezine destek olmak amacıyla kurulan Halk Eğitimi Ve Sosyal Geliştirme Derneğine kurucu üye olmuştum. İlk kongrede yapılan oylamada en çok oyu ben almıştım. Bu nedenle başkanlığı bana önermişlerdi. Seçilenlerden biri doktor bir ağabeyimizdi. Bu yüzden başkanlığa onun getirilmesini istedim. Doktor Güney İldiri başkan ben de başkan yardımcısı olmuştum. Ben yönetimden ayrılıncaya kadar çok güzel çalışmalar yapmıştık. Muğla’ya yerleştiğim için yönetimden ayrılmak zorunda kalmıştım. Ayrılmamı fırsat bilen Halk Eğitim Merkezi müdürü yöneticileri derneğin fesih edilmesini ikna ederek, kapatılmasını sağladı. Böylece çekirdeğini oluşturduğum özgür kütüphaneye kazandırdığım tüm kitaplar Halk Eğitim Merkezine geçmişti. Demokrat Partinin kapattırdığı Halk Evinin tüm kitapları ortaokulun kütüphanesinde çürümeye terk edilmişti. Aynı durumun derneğimizin başına gelmemesi için kütüphanesini Halk Eğitim Merkezinden ayrı olarak geliştirmiştim.
Özcan Nevres

(Bugün 1, toplamda 47 kez ziyaret edildi.)