Düşman Çemberinde

Düşman Çemberinde

Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün yurtta sulh, cihanda sulh sözleri artık bu hükümete göre geçerliliğini yitirdi. Günümüzde artık durmadan düşman kazanılıyor. Değerli okurlarım, haritayı önünüze alıp güzelce bir inceleyin. Şu ülke bizim can dostumuz diyebilir misiniz? Tam Suriye ile tüm pürüzleri giderip iki ülkenin liderleri kardeşlik mesajları verirlerken, özel uçaklarıyla birbirlerine kahvaltıya gidip gelirlerken ne olduysa oldu. O günün başbakanımız birden kardeşim dediği Esed isyancıların kıskacına düştüğünde, başbakanımız Esed’i can düşmanı ilan etti. Esed en geç altı ayda düşecektir dedi ama Esed çetin ceviz çıktı. Bırakınız düşmesini giderek daha da güçlendi. Zira artık Esed’i destekleyen ve nükleer güç olan Rusya, Çin ve İran gibi ülkeler var. Bu ülkelerin yöneticileri biz Esed’i yedirmeyiz. Onu sonuna kadar destekleyeceğiz diyorlar. Bu madalyonun bir de arka yüzü var. Ülkemizin başbakanı Esed’i devireceğim diye yüklendikçe bırakınız yakın komşularımızı, uzak ülkelerin dahi dostluklarını yitiriyoruz.

Bir ülkenin sudan bahanelerle komşu ülkeye saldırması saldıran ülkeye hiçbir şey kazandırmaz. Aksine çok şeyler kaybettirir. Avuç içi kadar İsrail her zaman Arap ülkelerinin tozunu silkeliyor. Peki neden? Çünkü İsrail’in elinde nükleer silahlar var. O nükleer silahlar sayesinde tüm komşularına borusunu öttürüyor. Esed de çevresinde hiç dostu olmadığı halde onca saldırıya karşı tüm gücüyle direniyor. Canı yanan eşek atı geçer derler. Esed’in elinde mutlaka nükleer silah var. Elbette ki bu korkunç silahı kendi ülkesinde çetelere karşı kullanamaz ama yabancı bir ülke saldırdığında bu silahı kullanmaktan çekinmeyecektir. Günümüzde savaş en istenmeyen olgudur. Özellikle üçüncü dünya savaşına neden olabilecek bir savaşı başlatmak aklın ve mantığın alabileceği bir iş değildir.

***

Ülkemizin mahvedilmesi için nükleer bir savaşa gerek yok. Zaten biz ülkemizi mahvetmek için tam gaz ormanları yok etmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Bakınız Menemen ve Bergama ovaları ülkemizin en verimli ovalarındandır. Aliağa ovası da hafife alınacak bir ova değildir. Bu ovaları olumsuz etkilemekte olan demir-çelik fabrikaları yetmezmiş gibi ithal kömüre dayalı en az sekiz elektrik santralı kurulma çalışmaları yapılmaktadır. Bu santrallere yer açmak için Ilıpınar ormanında büyük bir ağaç katliamı sürdürülmektedir. Eğer bu santraller kurulacak olursa o verimli ovalarda ağaçlar kuruyacak ve ot bile bitmeyecektir. O yörede yaşayan insanlar da akciğer hastalıkları ile yaşamak zorunda kalacaklardır. Bu santraller ayrıca yıldızı parlamakta olan ve son yıllarda turizmde büyük bir atak yapmış olan Foça’yı da çok olumsuz etkileyecektir.

ÖzcaN Nevres     ozcan.nevres@gmail.com

(Bugün 1, toplamda 24 kez ziyaret edildi.)