Silivri’nin Belalısı Bğluca Deresi

Silivri’nin Belalısı Boğluca Deresi

Geçmişte akarsular çevresindeki güzelliklere güzellik katarlardı. Dahası çevrelerine hayat verirlerdi. Oysa günümüzde öyle mi? İşte gözümüzün önündeki Boğluca ve Tuzla dereleri. Bu derelerden su değil, irin akıyor. Çevrelerine hayat vereceklerine iğrenç kokular ve hastalıklar yayıyorlar. Boğluca deresinde iki yıldan beri bir türlü bitirilememiş ıslah yani iyileştirme çalışmaları var. Hem öyle bir iyileştirilecekti ki, içerisinde gondollar gezecekti. Boğluca deresinin ıslah çalışmalarının bitirildiğini farz edelim. Set görevi görecek olan duvarları tamamlandı. Tabanı betonlandı. Böylece iyileştirme çalışmaları tamamlandı diyelim. O iğrenç kokular ve sağlıksız durumlar yok olacak mı? Bir kere o derelere pis kokulu ve sağlığa zararlı atık sular akıtıldığı sürece bu derelerin temizliğinden söz edilemez. Bu derelerin sorumluluğu İstanbul Büyük Şehir Belediyesine ait olduğuna göre sorunların çözümü de büyükşehir belediyesine aittir. Bu dereler ile ilgili sorunlar halkın sorunlarıdır. Büyükşehir belediyesi Silivri’de belediye seçimini CHP kazandı diye sorunları göz ardı edemez. Eğer ediyorsa bu yalnızca CHP liler değil AKP ye oy verenler de cezalandırılmış olur.

Bu gün çarşıya giderken Silivri Kent Konseyi gönüllülerinin bir stant kurup İstanbul Büyükşehir Belediyesine sunulmak üzere imza kampanyası yaptıklarını gördüm. Boğluca deresinin kirliliğinden tedirgin olan biri olarak gönüllülerin açmış oldukları sayfayı imzaladım. Söylediklerine göre on bin imzaya ulaştıklarında imza tutanaklarını büyükşehir belediyesine sunacaklar. İnşallah büyükşehir belediyesi bu imzaların sahiplerine saygı duyar ve gerekeni yapar.

Yıllar önceydi. Dere üzerindeki tarihi köprünün kemerlerinde çok önemli taşlarda kaymalar olduğunu gördüm. Taşların kaydığı yerlerin fotoğraflarını çekip köşe yazılarımın yayınlanmak ta olduğu gazetede yayınlanmasını sağladım. Daha sonra bu konuyu bir daha dile getirdim. Sonunda Karayolları yapılması gerekeni yaptı ve köprüyü her hangi bir felakete neden olmadan yaya ve araç trafiğine kapattı. Peki, bundan sonra ne yapılmalıydı? Bu köprü Silivri’nin büyük bir bölümünün Silivri’nin kalbi sayılacak olan cadde ile bağlantısını sağlıyordu. Dolayısıyla hemen onarılmasına başlanılmalıydı. Ama olmadı. Neredeyse iki yıl geçmesine rağmen köprüye çivi dahi çakılmadı. Bu köprünün çok yüksek tarihi değeri vardır. Bu yüzden tamamen yıkılmadan onarılması ve yenilenmesi gerekir. Bu haliyle bekletmek ileride hiç istenmeyen bir duruma neden olacaktır. Köprü tamamen yıkılacak olursa onarılıp yenilenmesi çok daha zor olacaktır. Üstelik bu köprünün trafiğe kapatılmış olması yüzünden kitle taşıma minibüslerini zora soktuğu gibi yol bilmeyen yabancıları da zora sokmaktadır.

Silivri belediyesi büyükşehir belediyesi izin versin o köprünün yanı başına trafiği rahatlatacak ikinci bir köprü yapayım diyor. Ki yapılması gerekmektedir. İşin içine siyaset girince ne yazık ki bu yapılamıyor. Büyük şehir belediyesi hayır ben yapacağım diyor ve ikinci köprünün yapılmasına izin vermiyor. Ey büyükşehir belediyesi, ne duruyorsun? Hadi yapsana. Yapmanızı engellemek için sizi tutan mı var? Hadi size bir tüyo vereyim sayın büyükşehir belediyesinin yöneticileri. Şanlı ordumuzun seferi durumda akarsuları aşmak için ellerinde bulundurdukları portatif köprüler var. Ordumuzdan talep edildiğinde oraya yeni köprü inşa edilinceye kadar birkaç gün içinde portatif bir köprü mutlaka kurarlar.

Modern dedikleri ülkemize yakışmayan bir durum. On dakika önce yağmur çiselediğinden olsa gerek elektrik kesildi. Bu durumda yazıma son vermek zorundayım. Köprülerin trafiğe kapatılmadığı ve yağmur çiselemesiyle kesilmeyen elektriğe kavuşmamız dileğiyle

Özcan Nevres.    Ozcan.nevres@gmail.com

 

 

(Bugün 1, toplamda 67 kez ziyaret edildi.)