Eskişehir Dedikleri

Eskişehir Dedikleri
Eskişehir belleğimde elli altı, elli yedi yıl önceki haliyle yer etmişti. Askerlik görevimin ilk sekiz ayı Ankara’da Mamak muhabere okulunda telsiz teknisyenliği eğitiminde geçmişti. Ankara’ya trenle giderken ilk defa gördüğüm Eskişehir adeta tipik bir kasaba görümünde idi. Belki de doğup büyüdüğüm Menemen’den hiç farkı yoktu. Adeta bir köy görünümündeydi. Daha sonra televizyonda yayınlanan bir programda Eskişehir’in güzelliklerini doya, doya izlemiştim. Orta Anadolu’nun köy görünümündeki bu il nasıl olmuştu da Sayın Yılmaz Büyükerşen döneminde dünyanın en modern, en düzenli şehirlerinden biri oluvermişti. Yılmaz Büyükerşen ve ekibinin bu başarısını herkesin kutlaması gerekir ama ne hikmetse iktidar bu gelişmelerden hiç memnun değiller. Onun önünü kesmek için ellerinden geleni yapmaya başladılar. Bu durum yalnızca Eskişehir için mi geçerli? Aynı durum birçok CHP’Lİ ve diğer partili belediyelerin de başına geliyor. Zira iktidar kendilerinden olmayanlara yaşam hakkı tanımak istemiyor. Bir zamanlar bir Demokrat Parti milletvekili adayı seçmenlere Erzurum’a liman yaptıracağını söylemişti. Erzurum’da deniz olmadığını söyleyenlere Erzurum’a deniz de getireceğim demişti. Uzun süre espri konusu olan bu söylem Eskişehir’de gerçek olmuştu. Yılmaz Büyükerşen ve ekibinin başarılı çalışmalarının sonunda Porsuk çayı üzerinde kurulan dev bir havuzun kenarında oluşturulan kumsalla Eskişehirliler deniz keyfini yaşar olmuşlardı. İktidar o havuzu kaldırtmak için ortaya türlü bahaneler koymuşsa da başarılı olamamıştı. İktidar Eskişehir’deki Yılmaz Büyükerşen iktidarına son vermek için belediye çalışanlarının bir kısmının gözaltına alınmalarını gerçekleştirdi. İktidar diyorum. Nedeni ise bu gözaltına almalar için bakanlığın onayı gerekmektedir. İnanıyorum ki, bu baskılar ne Eskişehirlileri, ne de İzmirlileri yıldırmayacaktır. İktidar bu iki ilde de her zamanki gibi havasını alacaktır.
***
Bakınız çok büyük bir devlet bakanımız ne diyor? Üstelik zatı âlileri Türkiye Cumhuriyetinde ulaştırma bakanı. Yoldan çıkarım diye Boğaziçi üniversitesine gitmedim diyor. Sayın bakana şunu anımsatmak gerekir bir çuval ceviz veya bir kasa elma içinde birkaç tane çürük çıktı diye tümü çürük sayılmaz. Yeter ki sağlamlar çürüklerden kıyaslanmayacak kadar çok olsunlar. Boğaziçi üniversitesinde okumakta olan kızımı görmeye gittiğimde bazı ağaçların gölgesinde çimenler üzerine uzanıp sohbet etmekte olan birkaç çift görmüştüm. Fazlaca samimi görünüyorlardı. Kızıma bu ne biçim okul böyle? Kızım onlar iki elin parmağını geçmeyecek sayıdadırlar ama ne yazık ki tüm öğrencilerin karalanmalarına yetip artıyor bile dedi. Aslında okulumuzda çok sıkı bir disiplin var ama ne hikmetse bunlara söz geçiremiyorlar demişti. Kızım haklıydı. Ziyarete gittiğimde ilk aradığım yer kızımın kalmakta olduğu yurt olmuştu. Yurt görevlileri adeta ecel soruları sormuşlar ve söylediklerimi inandırırcı bulduklarında kızımı çağırıp görüşmeme izin vermişlerdi. Bu da okuldaki disiplini göstermeye yeter de artar bile. Koskoca bir bakana bu şekilde konuşmak yakışmaz ama elin ağzı torba değil ki büzüp konuşmamasını sağlayalım. Sayın bakanın Boğaziçi üniversitesinin çok önemli bir irfan yuvası olduğunu öğrenmesi gerekir.
Özcan Nevres ozcan.nevres@gmail.com www.ozcannevres.com

(Bugün 1, toplamda 33 kez ziyaret edildi.)