Geçmişten Ders Alamayanlar

Geçmişten Ders Alamayanlar
Bu gerçeği dile getirmeyi çoktandır düşünüyordum ama gerçekleştiremedim. Zira araya geçirdiğim ağır kalp ameliyatı buna neden oldu. Değerli okurlarım, Avrupa’da başlayan Rönesans ve Reform sürecinde yere göğe sığdıramadığımız Osmanlılar ne yapıyorlardı? Avrupalılar teknolojide dev adımlarla ilerlerken bir taraftan da emperyalist emelleri için silah üretiyorlardı. O dönemin Osmanlı yöneticileriyse kendi saltanatları için köşkler, saraylar inşa ettirirlerken halkı kandırmak için de cami yaptırıyorlardı. Hem de Hem de Avrupalıların önünde iki büklüm bükülerek koparabildikleri borç paralarla. Tarih tekerrürden ibarettir. Türkiye ağır bir borç yükü altındayken ve korkunç denilebilecek bir dış ticaret açığı varken şarkılara konu olmuş Çamlıca tepesinde dünyanın en büyük camisinin inşası için gün sayıyorlar. CHP den AKP ye transfer kültür Bakanımız bakalım bu konuda ne diyecek?
İşsizliğin yüzde dokuzu aştığı bir ülkede iş kaynakları yaratmak gerekir. Eğer bir yerde cami gerekiyorsa inşa edilmelidir ama nam olsun diye inşa edilmemelidir. Nam olsun diye dünyanın en büyük camisi inşa edilecekse, inşa edilecek olan alan sit alanı olan Çamlıca tepesinde olmamalıdır.
Önümüzdeki günlerde siyasette çok büyük dalgalanmalar olacak. Kurtulmuş’un AKP ye transferi AKP içinde huzursuzluk yarattığı kesin. Belli ki Kurtulmuş AKP nin oy kaybına deva olamayacak. AKP den kaçan oyları yüzde birin altındaki partilerin katılımı da dolduramayacak. Gerçi AKP seçim arifesinde kesenin ağzını açarak oy toplamayı deneyecek ama umduklarını bulamayanlar bu kez aldanmayacaklar. Bir iktidarın iktidarda kalabilmesi için köklü tedbirler alması gerekir. En başta borç ekonomisini terk etmesi gerekir. Bakınız Tarım Bakanı Mehdi Eker ne diyor? Tarım gelirlerini iki bin yirmi üç yılına kadar kırk milyar dolara çıkaracağız. Ne büyük bir başarı!!! değil mi? Başta Somali olmak üzere bir çok ülkede insanlar açlıktan ölüyorlar. Bu ülkelerden tarım ürünleri karşılığında alabileceğimiz hiçbir şey yok mu? Varsa iki bin yirmi üç yılına kadar beklemenin ne gereği var? Aç ülkelerden söz açılınca aklıma hep Tarhana Osman gelir. (Profesör Osman Nuri Koçtürk) Yıllar önce aç ülkeleri nasıl doyururuz konulu bir toplantıya katılmıştı. O toplantıda aç insanları doyurmak işçin tarhanayı önermişti. Öneri kabul edilmiş ve kendisinden gerekenin yapılması istenilmişti. Osman Nuri Koçtürk Türkiye’ye döner dönmez yetkililere konuyu anlatmış ama kabul görmemişti. Bunu fırsat bilen Yunanistan ürettiği tarhanalara Türk tarhanası damgasını vurarak tarhanadan çok iyi para kazanmıştı. İyi araştırılırsa aç ülkelerde tarım ürünlerimiz yok satar. Yok satmamak için de tarım ürünlerimizin miktarını ve türlerini çoğaltmamız gerekir.
Özcan Nevres

(Bugün 1, toplamda 37 kez ziyaret edildi.)