Günaydın Türkiye

Günaydın Türkiye
Birçok profesörün gıdalardaki hile rezaletlerini yıllardan beri dile getirmelerine rağmen çok şükür yöneticilerimiz ancak uyana bildiler. Açıklanan sahte ballardan ve sağlıksız et ürünlerinden sonra şimdi de hileli süt ürünleri açıklandı. Şimdilik on yedi firmanın adı açıklandı. Denetimler daha da yoğunlaşacak olursa bu on yedi sayısı kim bilir hangi rakamlara çıkar.
Yıllardır sokak sütlerinin sağlıksız olduğundan söz ettiler. Bunu da tüketicilere inandırdılar. Sokaklarda süt satan hayvancı kalmadığı için kutu sütlere mahkûm edildik. Peki, kutu sütleri ne kadar sağlıklı? Yıllar önce SEK yani süt endüstrisi kurumunun yarım litrelik depozitli şişelerde sattığı pastörize sütler vardı. Bu sütler günlüktü. Yani uzun ömürlü olması için sağlığa zararlı hiçbir katkı maddesi içermiyordu. Bu günlük sütlerle yoğurdumuzu da yapardık muhallebimizi de. Bir gün büyük bir hiper marketten ünlü bir markanın yoğurdunu almıştım. Kapağını açtığımda sirke gibi bir yoğurtla karşılaştım. Üretici firmaya telefon açtım. Yoğurdun durumunu anlattım. Gazeteci olduğumu da söyledim. Adresinizi verin hemen gelip yoğurdu alıp inceleyelim dediler. Adresimi verdim. İki saat sonra firmanın adamları geldiler. Gelirken de bana yarım kilo tereyağı, bir buçuk litre ayran ve bir kilo da yoğurt getirdiler. Yoğurda baktılar. Bu bizden değil, soğuk zincirden kaynaklanan bir durum dediler. Özür dileyip gidecekleri sırada gıda mühendisi hanıma size bir şey sorabilir miyim dedim? Tabi sorabilirsiniz dediğinde sizin sütleriniz çok sağlıklı olduğu için mi yoğurt olmuyor dedim? Ne yazık ki onu ben de bilmiyorum. Zira biz kutu süt imal etmiyoruz dedi. Değerli okurlarım. Hadi gelin bu soruyu hep beraber soralım. Kutu sütlerden neden yoğurt olmuyor? Çok sağlıklı olduğu için mi? Yoksa tam aksine sağlıksız olduğu için mi?
Yıllar önce SEK in özelleştirileceği söylentileri çıktığında akrabam olan SEK’in genel müdürü gıda mühendisi Mustafa Özkoç’a SEK özelleştirilecekmiş dediğimde olamaz, bu halkın sağlığıyla oynamak olur. Daha kötüsü cinayet olur demişti. Uzağı ne kadar net olarak görmüş. Sonuçta sağlıksız sütler sayesinde insanların çeşitli hastalıklara yakalanıp ölmeleri ne yazık ki halen cinayet olarak işlem görmüyor. Üstelik bir de tüketicilerin cebini de boşaltıyorlar. Kutu sütlerin tepki alması üzerine şimdi de cam şişelerde sözde günlük süt satmaya başladılar. Bu sütlerin raf ömrü bir hafta. Peki, nasıl oluyor da günlük bir sütün raf ömrü bir hafta olabiliyor? Bunu katkısız olarak başarmak olası mı? Eskiden yoğurt yapmak için sütün ısısını küçük parmağımla kontrol ederdim. Kaymak gibi yoğurt yapardım. Oysa şimdi yoğurt makinem var. Buna rağmen ne kutu sütlerden ne de günlük dedikleri şişe sütlerinden yoğurt olmuyor.
Gelelim kutu sütü ve şişe sütü imal edenlerin üreticilerden süt toplama işine. Üretici bölgelerde çok seyahat edenler mutlaka görmüşlerdir. Üretici sütünü güğümlerde yol kenarına çıkarır. Süt kesilmesin diye kapağını açar ve beklemeye başlar. Sütü alacak tanker gecikirse cebinden çıkardığı küçük bir keseden aldığı bir parçayı sütün içine atar. Bu nedir bilir misiniz değerli okurlarım? O bildiğiniz çamaşır sodasıdır. Her ne kadar artık çamaşır sodası kullanılmıyor olsa da yine üreticiye süt firmaları tarafından verilmekte olan bir madde atılmaktadır. Bu madde belki çamaşır sodası kadar zararlı olmaya bilir ama yine de sağlığa zararlı olabileceğini gözden uzak tutmamak gerekir.
Süt ürünleri insan sağlığı için çok önemlidir. Süt üzerinde hiçbir şekilde kirli oyunlar oynanmamalıdır. Ama ne yazık ki oynanıyor. Son yapılan sağlıksız ürünler hakkındaki açıklama bunu açıkça gösteriyor.
Sütün taban fiyatı seksen kuruşa çıkarılmıştı. Yedi litre sütten bir kilo beyaz peynir çıkar.. On bir, on iki litre sütten de bir kilo kaşar peyniri çıkar. Doğal olarak krema makinesinden geçirilmemişse. Düşük fiyatlı peynirlerin nasıl bir şey olacağına kararı siz verin.
Özcan Nevres ozcan.nevres@gmail.com
www.ozcannevres.com

(Bugün 1, toplamda 47 kez ziyaret edildi.)