İki Çapulcu Çıktık Yola

İki Çapulcu Çıktık Yola
Torunum Can dede yeni bir eylem var. Garajdan başlayıp AK partinin önünden geçip Atatürk meydanına kadar yürüyeceğiz dediğinde bu yürüyüşe katılmasını istememiştim. O doğma büyüme Silivrili olmadığı için bu tür yürüyüşlere yalnız göndermek istemiyoruz. O gün sabahtan saat on altıya kadar bahçe işleriyle ve sokak kapısına yeni bir düzenleme yapmakla uğraştığımdan çok yorulmuştum. Bu nedenle torunuma eşlik edemeyecektim. Katılmak için çok ısrar edince o yürüyüşe katılmamdan başka umarım kalmamıştı. Arabamı garaja yakın bir yerde park ettikten sonra yürüyüş için toplananların arasına katıldık. Yürüyüş sırasında bin dokuz yüz seksen üç yılında yapılan genel seçimde Halkçı Parti ilçe başkanı olarak son gün gövde gösterisine katılışımız canlandı gözümde. Son gün gövde gösterisinde ANAP lılar altı yüz, MDP liler üç yüz araç ile gövde gösterisi yapıyorlardı. Bizim ise gövde gösterimiz on iki araçtan ibaretti. Yönetimdeki arkadaşlar mahvolduk diyorlardı. En iyisi biz bu gövde gösterisinden vazgeçelim demişlerdi. Hayır, sonuna kadar devam edeceğiz dedim. Üstü açık spor arabamda gözlerim balonlarda ve pencerelerde. Konvoyumuzu coşkuyla alkışlayanlardaydı. Gövde gösterisi bitip parti merkezimize döndüğümüzde yine aynı sitemle karşılaşmıştım. Siz utançla başınızı önünüze eğdiğinizde benim gözlerim gururla bizim küçük konvoyumuzu coşkuyla alkışlayanlardaydı. Türkiye genelini bilmem ama Menemen’de zafer bizim olacak dediğimde inanmak istemediler. Seçim sonucunda tek oy alamaz dedikleri Halkçı Parti ANAP ile MDP nin toplam oyları kadar oy almıştı. ANAP 6500, MDP 3500, Halkçı Parti ise 10000 oy almıştı. Bu anının etkisinden olacak ki balkonlarda ve pencerelerde yürüyüşçüleri coşkuyla alkışlayanlar yüzünden gözlerim yaşarmıştı. Boğazımda sanki bir düğüm oluşmuştu. Torunumun dede katılanlar bin kadar var mı diye sorduğunda, yanıt vermekte zorlanmıştım. Biraz sonra boğazımdaki düğüm çözüldüğünde, beni katılımcıların sayısı değil, pencerelerden, balkonlardan ve yolda yürüyenler, araçlarıyla geçerlerken konvoyu coşkuyla alkışlayanlar ilgilendirir dedim. Gördüğüm kadarıyla yaya yürüyenlerin pek çoğu büyük coşkuyla yürüyüşte olanları alkışlarken, arabalarıyla geçenler kornalarıyla yürüyenleri desteklerken, hani kömürcüler ve poşetçiler dedikleri var ya, onların suratlarından düşen ise bin parçaydı. Bu da şunu göstermektedir. AKP yüzde ellileri bir daha rüyasında bile göremez.
Biz iki çapulcudan ibaret değildik. Facebook‘u neredeyse yeğenlerim doldurmuşlardı Sanki çapulculukta birbirleriyle yarış ediyorlardı. Mert Ağartır adeta Afyon direnişinin sözcülüğünü yapıyordu. Nevres’ler, Karagöl’ler ve Şengül’ler sözleşmişler gibi Facebook’taki yerlerini almışlardı. Bu nedenle yeğenlerimle gurur duyuyorum. Atatürkçülük ve devrimcilik hepimizin ruhunun derinlerine kadar işlemiş.
Sayın Başbakan yurda döndüğünde ayağının tozuyla Taksim direnişi konusunda en küçük bir taviz vermeyeceğini açıkladı. Sayın Başbakan bu gösterileri yapanlar başarılarımızı hazmedemedikleri için yapıyorlar dedi. Hangi başarı Sayın Başbakan? Ülkeyi gırtlağına kadar borca sokmanız mı? CHP den miras kalmış olan fabrikaları özelleştirme adına yok pahasına satmış olmanız mı? Başarı o dev fabrikaları satmak değil, çoğaltmaktı. Başarı tüm komşu ülkelerle arayı bozmak değildir. Başarı Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün YURTTA SULH, CİHANDA SULH sözlerini gerçekleştirmektir. Başarı terör ile uzlaşma arayışı değil, terörün başını ezmektir. Başarı işsizler ordunu büyütmek değil yok etmektir. Ne yazık ki işsizler ordusu küçülmüyor. Aksine büyümeyi sürdürüyor. Başarı memurları, işçileri, emeklileri açlığa, yoksulluğa mahkûm etmek değildir. Onları insanca yaşayabilecekleri bir ortama taşımaktır.
Özcan Nevres ozcan.nevres@gmail.com

(Bugün 1, toplamda 48 kez ziyaret edildi.)