İler Tutar Tarafımız Yok

İler Tutar Tarafımız Yok
Türkiye elektrikteki enerji açığını kapatmak için termik santraller ile hidroelektrik santralarına ağırlık vermiş durumda. Sanılmasın ki bu termik santralleri ve hidroelektrik santralleri için gereken barajları hükümet yaptıracak. Yap işlet metoduyla getirisini biz yiyemedik siz yiyin diyecekleri çoğu yabancılarla ortak olan iş adamlarına ihale edilecek. İhaleyi alanlar yıllarca aldıkları işin kaymağını yiyecekler. Dünya elektrik üretimini rüzgar ve güneş enerjilerinden sağlamaya çalışırken ülkemizde telafisi çok zor olan zararlara neden olan termik ve hidroelektrik santrallerinin kurulmasına sınırsız destek veriyor. Termik santralleri doğa katilidir. Bacalardan çıkan yoğun küllü dumanlar çevredeki tüm bitkilerin üzerine sülük gibi yapışıyor. Bitkilerin yaprakları akciğerleri olduğu için otlar cılızlaşıyor. Meyve ağaçları meyve vermez oluyor. Bazı yerlerde antik değeri çok yüksek olan tarihi kalıntılar kalın bir kül tabakası ile örtülüp tüm güzelliğini yitiriyor. Termik santrallerin kurulduğu yerlerdeki ormanlarda gelişme duruyor. Yer altı suları derinlere kaçıyor. Çevreye hayat veren pınarlar kuruyup yok oluyor. Eoly birliğinin en büyük devleti Kyme kalıntıları üzerinde kurulmuş olan demir fabrikaları ile gemi söküm tesisleri yüzünden Bozköy, Helvacı, Türkeli, Buruncuk ovalarıyla birlikte Türkiye’nin en büyük ve en verimli ovalarından biri olan Menemen ovası yavaş, yavaş ölüyor. Yöneticiler bu yavaş ölümü beğenmemiş olacaklar ki aynı bölgede ithal kömüre dayalı üç adet termik santral kurulmasına izin verildi. Bu santrallerin kurulmasına karşı çıkan çevrecilerin tüm uğraşıları ise hep boşa çıkıyor.
Çevrecilerden aldığım bir maili okuduğumda öyle şaşırdım ki, nasıl anlatacağımı bilemiyorum. Türkiye’nin en değerli turizm alanlarından biri ve geleceği çok parlak olan Olimpus dağını da etkileyecek olan bir baraj inşa edilecek ve kurulacak olan hidroelektrik santralinde elektrik üretilecek. Değerli okuyucularım Olimpus hali hazırdı turizmimizin gözbebeği durumunda. Bu çevreyi gözümüz gibi korumamız gerekirken yetkililer o bölgeyi sular altında bırakacak olan bir barajın inşaatına izin veriyor. Eğer Türkiye’nin enerji açığı varsa niye Irak ve Suriye’ye maliyetinin çok altında elektrik satıyor? Bu satışlar iptal edilecek olsa ve elektrik tasarrufuna daha fazla değer verilse mevcut elektrik üretimi uzun yıllar elektrik gereksinimimizi karşılar. Gelelim Oimpus dağının bulunduğu çevreye. Akdağ’ın zirvesinden başlayıp Patara sahilinde denize dökülen Eşen çayına. Özellikle şunu belirteyim. Eşen çayı suyu düzenli akan dünyadaki ender akarsulardan biridir. Hatta en önemlisidir. Üstelik başlangıçtan ovaya ulaşıncaya kadar suyunun çok yüksek bir debisi vardır. Baraja bile gerek kalmadan birkaç tane hidroelektrik santrali kurulabilir. Baraj inşa etmek gerekmeyeceğinden de maliyeti çok düşük olur. Kurulması da çok kısa zamanda gerçekleştirilir. Ülkemizde elektrik üretmeye elverişli ve halen yararlanılamayan o kadar çok kaynaklar var ki değerlendirildiklerinde dış ülkelere elektrik bile satabiliriz.
Ülkemizde bağış yapmak çok önemli ve çok güzel bir olgudur. Birçok ibadethaneler ve okullar bu bağışlar sayesinde yapılmıştır. Kızılay, Yeşilay, Çocuk Esirgeme Kurumu, Türk Hava Kurumu ve daha bir çok hayır kurumu tüm işlevlerini halkımızın bağışları sayesinde yürütebilmektedirler. Özellikle Türk Hava Kurumu Kızılay ve Çocuk Esirgeme Kurumu ile paylaştığı gelirlerinde en büyük pay halkımızın bağışladığı kurban derilerinden sağlamaktadır. Düne kadar kurban derilerini toplama yetkisi bir tek Türk Hava Kurumunundu. Bu imtiyaz kaldırıldığı için bundan böyle kurban derileri kapanın elinde kalacaktır. Bu yüzden geliri iyice azalacak olan Türk Hava Kurumunun Kızılay’a yaptığı yardım da çok azalacaktır.
Yapılan her türlü yardım yerinde kullanılmalıdır. Bir hayırsever kadınımız biriktiği yirmi bin lirası ile öldükten sonra işleme konulması ve satışından elde edilecek para ile okul yapılması şartıyla İzmir Milli Eğitim Müdürlüğüne bağışlıyor. Milli Eğitim Müdürlüğü evleri satıp parasıyla üç adet makam aracı alıyor. Üstelik daha da makam arabası alınacakmış. Allah gözlerini doyursun. Eğer bağışlananlarda şart konulmuşsa konulan şarta kesinlikle uyulması gerekir. Eğer uyulmazsa kurumlar hiçbir hayırseverden tek kuruş yardım ve bağış alamayacak duruma düşerler.
Özcan Nevres ozcan.nevresqgmail.com

(Bugün 1, toplamda 31 kez ziyaret edildi.)