KOCA VELİ EFE

KOCA VELİ EFE   ( Güzel Veli Efe )

 

Yaklaşık bir metre doksan santim boyunda, en az yüz yirmi kiloluk dev cüsseli bir adamdı Koca Veli Efe. Tek başına yıllarca dağlarda dolaşmış, Yunan işgali süresince de yerli rumlarla, Yunan askerlerinin korkulu rüyası olmuştu. Ne zaman ve nereden vuracağını kimse kestiremiyordu. O Yamanlar dağında aranılırken, Dumanlı Dağların eteklerinden ortaya çıkar, kıstırdığı militan yerli rumlara ve Yunanlı askerlere ölüm yağdırırdı.

Ara sıra Menemen’ in kenar mahallelerinde kendisine yataklık edenlerin evlerine misafir olur, keseler dolusu altını fakirlere dağıtılmak üzere ev sahiplerine bırakırdı. Bazen Fodulaki Mustafa Efe ile iş birliği yapar, biri Yamanlar dağı eteklerinden, diğeri Dumanlı Dağların eteklerinden vur kaç yaparlardı rumlara. Aynı anda iki yerden vurulmak, rumlarda büyük şaşkınlığa neden olurdu.

Savaş sonrası, düzensiz bir yaşamın kurbanı olmuştu. Rumlardan aldığı ganimetlerin tamamını dağıttığından, mal mülk sahibi olamamıştı. Sık sık kavgalara karışması, ceza evinin  ikinci adresi olmasına neden olmuştu. Ceza evinde olmadığı zamanlarda çobanlık yapardı.

Yaşı seksene ulaştığında rahatsızlanmıştı.Hiç evlenmediğinden bakacak kimsesi de yoktu. Komşumuz Giritli Efe Mehmet geldi babama. Ufak tefek bir adam olduğu için efe derlerdi ona. Babama Koca Veli Efenin hastalandığını, izin verirse onu samanlığımıza yerleştirmek istediğini söyledi. Babam tabi niye olmasın dedi ve hemen ona samanlıkta bir yatak hazırladılar. Baş ucuna da bir testi su bir de bardak koydular. Katı şeyler yiyemediği için üç öğün çorba getirirdim ona .Arada sırada Efe Mehmet te  yiyecek bir şeyler getirirdi.

Babam kendi kendine yahu ne yaptım ben. Bu adam burada ölü verirse oğlum bir daha atları yemlemeye giremez. Ben dışarıdayken atlar da aç kalacaklar diye düşünürmüş. Zira ben henüz sekiz dokuz yaşlarındaydım.

Babam o gün ovaya gitmemişti.  Samanlığa uğrayıp Koca Veli Efenin hatırını sormak istemişti. Efe yattığı yerden doğrularak

Ahmet sen misin diye sordu. Babam

Benim efe. Bir isteğin var mı diye sormaya geldim. Efe

İyi ki geldin be Ahmet. Ver şu cizmelerimi de biraz kahveye çıkayım. Babam şaşırmıştı

Nasıl olur efe. Sen hastasın. Üstelik çizmelerin körüklü çizme. Kolay mı onları giymek. Yat istirahat et. Canın ne yemek istiyorsa söyle ben getireyim. Babam çizmeleri vermeden samanlıktan çıkıp gitti.

Az sonra Efe Mehmet girdi samanlığa hatırını sormaya. Bir isteğin var mı diye sorduğunda, ondan da çizmelerini istedi. Efe Mehmet tereddütsüz verdi çizmelerini.

Evimizin az ötesindeki eski mescitte oyun arkadaşlarımla oynuyorum. Bazen çelik çomak, bazen de çamura kazık oynardık. Bir ara Evlioğlu’ nun evinin köşesindeki taşta Veli Efenin oturduğunu gördüm. Oyunu bırakıp yanına gittim. Veli amca neden geldin buraya diye sordum.

Pşos ise esi  ( kimsin sen ) diye sordu bana.

Senin damında yattığın Nevres Ahmet kâhyanın oğluyum dedim.

Tanımıyor ben seni. Git başımdan, mi naspaso to çefalisu ( kırmayayım kafanı )  ve elindeki sopayı bana doğru salladı. Namını iyi bildiğim için çok korkmuştum kendisinden. Koşarak arkadaşlarımın yanına kaçtım. Hele gözlerindeki donukluk çok korkutucuydu.

Eve gittiğimde babam anneme Veli Efenin kahvede nasıl öldüğünü anlatıyordu. Çok temiz bir kalbi varmış, samanlıkta ölecek diye aklım gidiyordu. Sanki içine doğdu ve gidip kahve hanede ölmeyi tercih etti.

 

 

Özcan  NEVRES

 

 

(Bugün 1, toplamda 159 kez ziyaret edildi.)