OLMAZ OLSUN BÖYLE POLİTİKA

OLMAZ OLSUN BÖYLE POLİTİKA
Hasan Celal Güzel bakanlık yapmış olan bir politikacı ve köşe yazarı. Bir televizyon kanalında yapılan bir söyleşide aklınca CHP nin geçmişini karalıyor. Adeta yırtınarak CHP Sultanahmet camisini ahır yaptı diye bağırıyor. Allah aşkına bir kişi çıkıp da savaş yıllarında, bırakınız Sultanahmet camisini, her hangi bir köyde, kasabada veya ilde falanca camiyi ahır olarak kullandılar diyebilir mi? Bu arada dinimizde yalan söylemenin günah olduğunu da anımsatmak isterim. Çocukluğumun en güzel olması gereken yılları savaş nedeniyle çok sıkıntılı geçmişti. O yıllar yalnızca fakirlik değil, aynı zamanda yokluk yıllarıydı. Yaşadığım Menemen’de kontini elektrik üreten çağın gerisinde kalmış bir elektrik santralı vardı. Ürettiği elektrik sokak lambaları ile iş yerlerine bile yetmiyordu. Bu nedenle evlerin neredeyse tamamında elektrik yoktu. Bu yüzden evler gaz lambalarıyla aydınlatılıyordu. Çoğunlukla gaz bulunamadığından evler yağ kandilleri ile aydınlatılmaya çalışılıyordu. Derslerimize bu nedenle yağ kandilinin ışığında çalışıyorduk. Çok fakir olan komşumuzun oğlu evlerinde yağ kandili dahi yakamadıklarından ders çalışmaya bize gelirdi. Bu yetmiyormuş gibi bir de ışık sızma yasağı vardı. Alman bombardıman uçakları sınırlarımıza çok yakın yerleri bombalarken yanlışlıkla bizim yerleşim alanlarını bombalamasınlar diye evlerden dışarıya ışık sızması yasaklanmıştı. Dışarıya küçük bir ışık sızdığında bile gece bekçileri ışık sızan evin kapısını kırarcasına çalarak ışığın gizlenmesi uyarısı yaparlardı. Her ne kadar İsmet İnönü yönetimi Almanlara hudutlarımıza kırk kilometreden daha fazla yaklaşırsanız bunu savaş ilanı sayarız diye kesin uyarı yapmış olsa da savaşa girme korkusu yöneticilerin iliklerine kadar işlemişti. Savaş yıllarının zor koşullarında ders çalışma zorlukları yüzünden olsa gerek o yılları halen dün gibi anımsamaktayım. Komşumuzun gür sesli radyosundan dökülen şu sözler halen kulaklarımı tırmalamaktadır. Dikkat, dikkat…. Alaman bombardıman uçakları şu yerleri bombalamışlardır. Herkesin yüreğinde bu bombalar bizim de tepemize yağacak mı korkusu vardı?
O yıllarda Menemen’in nüfusu yedi bin civarındaydı. İlçede dört cami üç de kilise vardı. Camilerden üçü ibadete açık tutulmuş, bir teki (Ulu cami) askeri depo olarak kullanılıyordu. Üç kilisenin üçü de askeri depo olarak kullanılıyordu. Akla ibadethaneler neden depo olarak kullanıldı sorusu gelebilir. Nasıl kullanılmasın ki? Olası bir Alman istilasına karşı dört kura genç silah altına alınmıştı. Erat çadırlarda barındıra bilinir ama mühimmatın iyi korunması gerektiğinden her kapalı alandan yararlanma yoluna gidilmiştir. İşte bu durum Demokrat Partili politikacılar tarafından sürekli istismar edilmiştir. Zaten Demokrat Partinin mayası da din istismarcılığıydı.
Demokrat Parti kurulduğu bin dokuz yüz kırk beş yılında ekonomik bir politikaları olmaması nedeniyle din istismarcılığına dört elle sarılmışlardı. İlkokuldan mezun olduktan sonra okumayı unutmuş veya okumaya küsmüş olanlar, okumaktansa kulaktan dolma haberlere değer vermişlerdi. Bu nedenle her söyleneni gerçek olarak kabul etmişlerdi. Bu kuyruklu yalanlardan biri de CHP döneminde halkın ibadet etmesini yasaklamışlardı sözleriydi. Oysa o yıllarda isteyen evinde, isteyen camilerde özgürce ibadetlerini yapıyorlardı. Evimizde her yıl mevlit okunuyordu. Yeter ki etraftaki insanları rahatsız edici davranışlarda bulunulmasın. Bir tek mevlidin şova dönüştürülmesine izin verilmezdi.
Demokrat Partinin ilk icraatı Türkçe okunan ezanı tekrar Arapçaya çevirmek olmuştu. Ekonomideki başarısızlıkları su üstüne çıktıkça din istismarını yeterli bulmadılar. Bu kez de komünizm geliyor diye uydurma bir silaha sarıldılar. Güya CHP ülkeyi komünist yapacakmış. İktidarları süresince komünizm tehlikesini bir silah olarak kullandılar.
Ekonomi çıkmaza girdiğinde yöneticiler yeni silahlar icat ediyorlar. Şimdi de Türklükle kafa karıştırıyorlar. Neymiş efendim? Türk yokmuş, Türkiyeli varmış. Anadolu binlerce yıldan beri Türk yurdu olmuştur. İnsanlık var oldukça da Türk olarak kalacaktır. Hiçbir güç bizim yüreğimizden Türklüğümüzü söküp alamaz. Hiçbir güç bize Türklüğümüzü unutturamaz. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
Özcan Nevres ozcan.nevres@gmail.com

(Bugün 1, toplamda 55 kez ziyaret edildi.)