On İki Mil Yine Gündemde

Yunanistan’da yine kriz mi var? Yoksa Megalo idealarının gereği olan karasularını on iki mile çıkarma arzusunu gerçekleştirecekleri uygun bir zaman mı olduğuna inanıyorlar? Şu günlerde Yunanistan hava sahasını on iki mile çıkarmayı kararlaştırmış durumda. Bu karar Türkiye’nin umursamazlığıyla işleme konulursa ve Türkiye’den tepki gelmezse gelsin karasularında da on iki mil. Böylece Ege denizini bir Yunan iç denizine çevirme arzusunu Gerçekleştirmiş olacaklar. Bu durumda gel de Bülent Ecevit’i sevgiyle, saygıyla ve rahmetle anma. Kıbrıs savaşına ilk adım atıldığında harita üzerinde Ege denizini tam ortasından bölen bir çizgi çizilmişti. Eğer bu çizgi Yunanlılar tarafından aşılırsa Türkiye bunu savaş nedeni sayacağını sert bir dil ile Yunanistan’a bildirmişti. Yunanistan yıllarca Türkiye’nin bu kararına uymuş ve o çizgiyi aşmamaya dikkat etmişti. Ta’ki Netekim paşanın yaptığı seksen darbesine kadar.

Geçmişte üç mil olan karasuları Demokrat Parti döneminde altı mile çıkarılmıştı. Bu karar Yunanistan’ın Ege’deki adaları yüzünden Yunanistan’ın lehineydi. Karasularının altı mile çıkarılması Yunanistan’ın başarısıydı. Yunanistan bu başarısını yinelemek için ve karasularını on iki mile çıkarmak için nabız yoklamaya başlamıştır. İnşallah Yunanistan’a bu fırsat verilmez. Verilirse Ege denizi bir Yunan gölü olur.

Antalya’nın Kaş ilçesine gidenlerin iki buçuk mil uzaklıktaki Meis adasını gördüklerinde mutlaka içleri sızlar. Yunanistan nerede? Meis adası nerede? Türkiye’ye iki buçuk mil, Yunanistan’a ise bin mil uzaklıkta. İçme ve kullanma suyundan yoksun olan bu adaya Yunanistan’dan tankerlerle su taşınmaktadır. Adada yaşayanlar Yunanistan’dan aldıkları maaşla ve biraz da balıkçılıkla geçimlerini sağlamaktadırlar. Buna rağmen Yunanistan bu ada üzerinde uluslar arası anlaşmaya aykırı olmasına rağmen bir de hava alanı inşa etmiştir. Bu hava alanını inşa etmelerindeki amaçları Türkiye’yi güneyinden kuşatmak içindir.

Kaş’tan Kalkana giden sahil yoluna yaklaşık iki yüz metre mesafede iki adacık var. Geçmişte Yunanlılar gelip bu adacıklara Yunan bayrağı çekmişler. Bu adalar bizim diye. Neyse ki bizimkiler gidip bayrağı indirmişler ama ne yazık ki bizim bayrağımızı dalgalandıramamışlar. Zira o iki adacık da Foça körfezindeki adacıklar gibi hangi ülkeye ait olduğu belirlenmemiş adacıklardanmış. Akla ilk gelen ne işi var bu Yunanlıların bu adacıklarda sorusudur. Olsa, olsa Megaloideanın adım, adım uygulaması olabilir. Yani ne kaparsak kar diyorlar.

Henüz on üçüncü yaşına yeni basmış torunum ücretsiz telefon konuşmalarının başladığı saat olan on dokuzda beni aradı. Çok heyecanlıydı. Dede, sana bir şey sorabilir miyim dedi? Tabi ki dedim. Dede paralı askerler vatan savunmasında başarılı olabilirler mi? Belli ki askerliğin paralı olmasına çok bozulmuştu. Bana ters düşer. Ben günü gününe yirmi dört ay askerlik yaptım. Askerlikte geçen iki yılımı kayıp yıllar olarak değil, gurur yıllarım olarak tanımlarım. Bu ilerlemiş yaşımda geri hizmete çağırsalar, seve, seve giderim. Askerlik vatan borcudur, bu borcu ödemek zorunludur, kaçınılmaz dedim. Dahası, paralı askerlerden oluşan Amerika Birleşik Devletlerinin ordusu, olabildiğince ileri teknolojiye sahip olmasına rağmen girdiği her savaşı kaybetmektedir. Bu da paralı askerliği savunanlara ders olsun dedim.

Paralı askerliğin konuşulduğu bu günlerde Almanya’nın ordusunu paralı askerlerle oluşturma kararı aldığı açıklandı. Bunda şaşılacak bir şey yok. Askere alabileceği genç nüfusu olmayan bir ülke paralı asker çalıştırmaktan başka ne yapabilir ki? Kaldı ki Almanya’nın komşularıyla hiçbir sorunu yok. Türkiye gibi ateş çemberinin içinde değil.

Özcan Nevres

(Bugün 1, toplamda 41 kez ziyaret edildi.)