Ön Seçim Sonuçlarını Beklerken

Ön Seçim Sonuçlarını Beklerken

Afyon bağımsız milletvekili Haluk Nurbaki İzmir seçim listesinde bağımsız aday olarak kazanamayacağı bir sıraya konulmuştu. Buna rağmen ilk sıralardakileri kıskandıracak kadar yoğun bir çalışma içindeydi. Menemen’deki seçim propagandalarında beraber çalışmıştık. O gezilerde bana söylediği bir söz hiçbir zaman kulaklarımdan silinmedi. Eğer bir il başkanı girdiği ön seçimde birinci olamıyorsa o kişi tam bir aptaldır demişti. Bu gece Silivri ile ilgili ilk haber Sayın Mümin Tuğlu’nun liste birincisi olduğuydu. Mümin Tuğlu arkadaşımız da Silivri’de liste başı olarak Doktor Haluk Nurbaki’yi haklı çıkardı. Gönül ister ki üçüncü bölgede Silivrili adaylar en üst sıralarda yer alsınlar.

Seçim heyecanının dorukta olduğu bu günlerde çok önemli bir olay gözlerden kaçmış oldu. Muğla’nın tüm sahilleri cennetten köşelerdir. Göcek’in ise bu konudaki yeri en önde gelmektedir. Bu nedenle olsa gerek sahilleri ve özellikle koyları kiraya vermeye Göcek’ten başladılar. İki muhteşem koyu sembolik denilecek bir fiyatla kiraya verildiler. Bu bir başlangıçtır. Eğer halktan gerektiği şekilde tepki gelmezse bu yağma hızlanarak devam edecektir. Kardeşimle bir gün sohbet ediyorduk. Yenifoça ile Foça arasındaki koyların dünyanın en güzel koyları olduğunu söylemişti. Ne de olsa eşi Yenifoçalıydı. Sen hiç Datça’ya gittin mi diye sordum. Giymediğini söylediğinde, Datça’ya gideceğimde benimle sen de gel. Marmaris ile Datça arasındaki koyları gördüğünde bakalım ne diyeceksin. Kaldı ki Datça’dan Knidos’a kadar olan sahildeki koylar o güzelliklerin devamıdır dedim. O sıralarda elektronik malzeme pazarlaması yapıyordum. O nedenle sık sık Muğla ilçelerine gidiyordum. Kardeşime yarın Datça’ya gideceğim. Üç günlük bir yolculuğum olacak. Zamanın uygunsa benimle gelebilirsin dedim. Tamam, gelirim dedi. Ertesi gün yola çıktık. Önce Emel Sayın koyunu gösterdim. Hayran oldu. Balıkaşıran’ı geçtikten sonra yolun en yüksek noktasına vardık. Deniz seviyesinden dört yüz metre yüksekliktedir. Orada araba park etmeye uygun küçük bir alan vardı. Arabamı oraya çekip durdum ve bak bakalım şuraya, Foça’da bu denli güzellikler var mı diye sordum? Haklısın abi dedi. Orman çeşmesinde durup biraz dinlendikten sonra yola devam ettik. Ertesi gün Kargı koyuna gittik. Gördükleri karşısında adeta gözlerine inanamıyordu. Eğer benim vaktim olmuş olsaydı Knidos’a kadar giderdik. Öğlen yemeğini Palamutbükü’nde yerdik dedim. Müşterilerim bekleyecekleri için Fethiye’ye gitmek üzere yola çıktık.

Şüphesiz Foça sahilleri de çok güzel ama Muğla sahillerindeki güzellikleri herkesin görmesini isterim. Otuz yıl önce Ortaca’daki Sarıgerme’ye gitmiştim. Gördüğüm güzelliklerden büyülenmiş gibi olmuştum. Orayı turistik tesisler kurulduktan sonra hiç görmedim. İlk görmüş olduğum bakirliğini koruduğunu sanmıyorum. Gökova olsun, Sarıgerme olsun. İkisinde de çok ilginç bir doğa olayı var. İkisinin de sahillerinde binlerce pınar var. Kimi yaz aylarında akıyor. Kış aylarında kuruyor. Kimisi kış aylarında akıyor. Yaz aylarında ya kuruyor, ya da suyu çok azalıyor. Kış aylarında kuruyanların suyu yüksek dağlardan geldiği için suların donması sonucu akmaz oluyorlar. Pınarların suları o denli soğuk ki deniz suyunun da soğumasına neden oluyorlar.

Ülkemizin her yanı güzelliklerle doludur. Peki, bu güzellikleri koruya biliyor muyuz? Kesinlikle hayır. Bunun en acı örneği koyların imara açılmasıdır. Gelişmiş ülkelerde orman içinde kurulan tesisler bile  dağdaki ağaçlara zarar vermemek için dağü oyularak dağın içinde kuruluyor. Bizde ise her fırsatta ağaçlar kesiliyor. Nedense bizim insanımızda ağaç sevgisi yok. En basit örneği evinin manzarasını kapattığı için ağaç katliamı yapanlardır. Oysa o kestikleri, kuruttukları ağaçlar evlerine güzellik katsa da onlar bunun farkında değiller. Belediyeler kendi diktikleri ağaçları mutlaka korumalıdırlar. Belediyenin diktiği ağaçları kesenler mutlaka cezalandırılmalıdır.

Özcan Nevres     ozcan.nevres@gmail.com

(Bugün 1, toplamda 34 kez ziyaret edildi.)