Orman Katliamı

Orman Katliamı

Hemen, hemen her gün gazetelerde ve televizyonlarda ormanlardan kesilen ve halen kesilmekte olan ağaçlar ile ilgili haberleri dinliyoruz ve görüyoruz. Çocukluğumda Menemen’de kış ve bahar aylarında sürekli yağmur yağardı. Kesintisiz yağan yağmur insanlara göz açtırmazdı. Evimiz kerpiçten inşa edilmiş bir binaydı. İki oda ve bir de mutfaktan oluşurdu. Yağmurun yağdığı günlerde bu üçlünün önündeki sundurmanın kiremitlerinden yağışın şiddetine göre parmak kalınlığında kesintisiz yağmur suyu akardı. Avuçlarımı tutardım o sicim gibi akan suyun altına ve akan su ile doyasıya oynardım. O yıllarda Yamanlar dağının ormanı ovaya kadar inerdi. Orman bağları mevkisindeki arazilerde neredeyse bir metreden su çıkardı. Üstelik çıkan su memba suyu kadar lezzetliydi. Bin dokuz yüz ellide Demokrat parti iktidar olduğunda ilk icraatı orman suçlarını da içine alan çok geniş kapsamlı bir af çıkarmak olmuştu. Menemenli Tarım Bakanı Profesör Şevket Raşit Hatipoğlu’nun bakan olduğu gün yayınlattığı yaş kesenin başını keserim genelgesi kaldırılmış ve adeta orman katliamının önü açılmıştı. Yamanlar dağında orman yok edildikçe ovadaki yer altı suları gittikçe derinlere kaçmıştı. On dönümlük sebze bahçemizi suladığımız üç metre derinlikteki kuyumuzun suyu bu yüzden yetersiz kalmaya başlamıştı. Bu yüzden babam bağ evimizin yanına bir artezyen kuyusu açtırmıştı. Sekiz buçuk metre derinlikteki su on altı dönüme ulaşmış olan bahçemiz için yeterliydi. Bin dokuz yüz seksenli yıllarda başlayan kuraklıktan sonra sular daha derine kaçtığı için o da yetersiz kalmıştı. Devlet Su İşleri tarafından meyve ağaçlarına su verilmediğinden dört yüz adet erik ağacımızı bir inç su veren küçük bir motorla, bahçenin sonuna kadar ulaşan bir hortumla ancak ağaçları sulaya bilmiştim. Orman katliamı devam ettiği için artık o artezyen de kurudu.

Yağmurun yağıp yağmayacağını Bozköy ormanlarının bulunduğu yere doğru bakarak anlamaya çalışırdık. Bozköy ormanları üzerinde yoğun bulutlar oluşmuşsa yağmurun yağacağını bilirdik. Ta ki Bozköy ormanı demir çelik fabrikaları tarafından yakılıncaya kadar. Güya o yangına demir çelik fabrikalarından demir yüklemiş olan tırlardan birinden ormana sıçrayan bir kıvılcım neden olmuş. İşte o orman yakıldıktan sonra oluşan kuraklık yüzünden Menemen ovasında tarla sulama kavgaları yüzünden çıkan kavgalarda insanlarımız ölmüşlerdir. N e yazık ki bu yanan orman, orman düşmanlarına yetmemiş. Şimdi de Ilıpınar ile Bozköy arasındaki ormandan ağaçlar kesiliyor ve yağmurun çocuğu olan o güzel ormanlardan biri daha yok ediliyor. Yağmur ormanın anasıdır. Orman varsa yağmur yağar sözünü aklımızdan hiçbir zaman çıkarmamalıyız.

Menemen’deki kuraklığa neden olan ormanların yok edilmesinden bir örnek de İstanbul’dan vereyim. Bin dokuz yüz elli yedi yılında Menemenli bir arkadaşımla ormanı ve suyu ile ünlü olan Sarıyer’e gittik. Ormanın içinden giden toprak yol boyunca tulumbalar vardı. Tulumbanın koluna dokunulur dokunulmaz akarından gürül, gürül su akardı. Üstelik akan su buz gibiydi ve çok da lezzetliydi. O güzelim ormanın büyük bir bölümü getirim uğruna kesilip yok edilince tulumbaların tamamı kurudu. Su zengini olan Sarıyer su fakiri oldu. Gürül, gürül akan sokak çeşmeleri akmaz oldu. Kuraklığın nedeni için bu denli acı örnekler varken İstanbul’da orman katliamı var gücüyle sürüyor. Son birkaç yıl içinde kesilen dört milyon ağacın yerine güya çok daha fazlası dikilecekti. Dikeceğiz dedikleri ağaç fidanlar dikilse ne olur? Kaldı ki dikileceğini de sanmıyorum. Dört milyondan fazla fidan nerede ve ne zaman yetiştirilecek? Bir orman fidanının ağaç olması için en az yirmi beş otuz yıl gerekiyor. İstanbul’a bu yoğun göç devam ettiği sürece o fidanlar dikilmiş olsa bile arsa elde etmek için daha büyümeden söküleceklerdir. Yazıma ünlü şairimiz Faruk Nafiz Çamlıbel’in Canavar adlı eserinden küçük bir alıntı ile son vereyim. Yağmur duası için bakınız ne diyor? Bir tarafta bebekler ağlıyor meme diye. Bir tarafta kuzular ağlıyor me diye. Eğer yağmur Allah’ın gözyaşları olsaydı. Bir anda ortalığı sele vermek kolaydı. Anlaşılacağı gibi yağmur duayla yağmaz. Orman varsa yağar.

Özcan Nevres      www.ozcannevres.com

(Bugün 1, toplamda 149 kez ziyaret edildi.)