Sağlıksız Gıdalar

Sağlıksız Gıdalar
Piyasada bol miktarda sağlıksız gıda bulunması yetmezmiş gibi bir de sağlıksız olduğu kesin olan ve sağlıklı sağlık ürünleri olarak tanıtılan ne olduğu belirsiz sözde ilaçlar var. Gerçi bunlar sağlık bakanlığından imal izni alamadıklarından Tarım Bakanlığından sağlık destek ürünleri adıyla imalat ve satış izni almaktadırlar. İnsanlarımızın bu sahtekârlıklara kanmaması gerekir ama kanıyorlar ki televizyonlarda aralıksız reklamları sürüyor. Örneğin Sanax adlı sözde sağlık destek ürünü defalarca sağlık bakanlığı tarafından toplatılmış olmasına rağmen halen birçok televizyonda reklamları sürüyor. Değerli okuyucularım sağlığa destek adıyla satılan, satılmak istenen ürün taze olarak tüketilen sebze ve meyveler kadar sağlıklı olamaz. Yıllar önce bir doktorumuza sarımsak yerine hapını kullansak daha iyi olmaz mı diye bir soru sormuşlardı. Doktorumuz sarımsağın bu denli bol olduğu ülkemizde sarımsağın hapı kullanılır mı diye yanıt vermişti. Yaşam en iyi şekilde vitaminlerle, sözüm ona gıda destek ürünleriyle sağlıklı bir şekilde sürdürülemez. Zira sindirim sistemimizin posalı yiyeceklere gereksinimi vardır. Zayıflamak için çok sıkı rejim yapanların başına neler geldiğini sık, sık televizyonlarda izliyor ve gazetelerde okuyoruz. Mümkün olduğunca sebzelerle ve yeşilliklerle beslenecek olursak sağlığımıza en iyi katkıyı sağlamış oluruz. Her gün bir buçuk iki, litre su içmeyi de ihmal etmemeliyiz.
Sağlıksız ürünlerin en başında ne yazık ki süt ürünleri gelmektedir. Sağlıklı bir yoğurt buzdolabında en fazla beş gün dayanır. Oysa piyasada satılmakta olan yoğurtlar yaklaşık bir ay bozulmadan dayanıyor. Peki, bu uzun sürede bozulmamayı sağlayan nedir. İçine katılan sağlıksız katkı maddeleri değil mi? Piyasanın en pahalı tereyağını alıyorum. Ne yazık ki mis gibi tereyağı kokuyor sözüne uygun tereyağı bulmak olası değil. Süt ürünlerinin neredeyse tamamında hemen, hemen aynı koku bulunmaktadır. Tereyağında, sütte ve yoğurtta. Peki, bunun nedeni nedir? Süt toplayan firmaların sütü çok geç toplamalarından kaynaklanan bir sorun bu. Üretici süt toplama tankerinin geç gelmesi yüzünden sütün kesilmemesi için içine kostik (çamaşır sodası) atarlardı. Sağlığa çok büyük zararı var diye ne olduğunu bilmediğim başka bir madde kullanmaya başladılar. Üretici bu maddenin dozunu kaçırdığında süt ürünlerindeki o sevimsiz koku oluşuyor.
Ben tarım ve hayvancılıkla uğraşan bir ailenin çocuğuyum. Babam bin dokuz yüz elli dört yılına kadar Menemen’in ikinci büyük koyun sürüsünün sahibiydi. Koyun sürümüz yaz aylarında İnce Şükrü’nün merasında, kış aylarında da Görece köyünün sınırları içinde kalan üç bin beş yüz dönümlük bir merada kışlardı. Akşam ve sabah sağılan sütler at sırtında Emirâlem tren istasyonuna taşınır, orada banliyö trenine yüklenir ve İzmir’deki alıcıya ulaştırılırdı. Babam mandıranın gönderdiği güğümleri tekrar çamaşır sodasıyla yıkattırırdı. Sütler kesilmesin diye yıkanan güğümler durulanmadan ters çevrilir ve iyice süzülmesi için uzun süre bekletilirdi. Güğümlerde eser halde kalan soda sayesinde sütlerin kesilmemesi sağlanıldığı gibi mikropların barınmasına da engel olunurdu. O yıllarda toplanılan sütler bekletilmeden kaynatılıp peynir veya yoğurt yapılırdı. Yine o yıllarda sütler bırakınız onlarca gün dayanmasını, akşama kadar bile zor dayanırdı. Zira içinde sütün kesilmesini önleyecek hiçbir katkı malzemesi yoktu. Süt ürünlerinin en sağlıklısı yoğurttur. En lezzetlisi ise kaymak ve tereyağıdır. Eskiden şimdiki gibi tereyağından başka her şeye benzeyen tereyağları yoktu. Bizim tereyağı çıkarmak için bir gubamız vardı. Guba yayıkla aynı işi görür ama gubadan yağ daha kolay alınırdı. Guba yayık gibi şişman değildir. En güzel tarifi ince uzun bir tahta fıçıdır. Gubadan az daha uzun bir sırığın ucunda üç veya dört delikli bir tekerlek vardır. Gubaya konulan yoğurt bu sırığın aşağı ve yukarı hareket ettirilmesi ile yoğurt suyla iyice karıştırılıp eritilir. Yoğurt bir süre dövüldükten sonra ayranın üzerinde tereyağı oluşmaya başlar. Üzerine soğuk su ilave edildiğinde tereyağı ayrandan iyice ayrışır. Tereyağı alındıktan sonra gubanın içindeki ayran bir bez keseye dökülerek bir ağaca veya uygun bir yere asılarak çökelek sudan iyice arındırılır. Piyasada lor diye satılan ürün aslında lor değil çökelektir. Lor peynir suyundan elde edilir. Lor inek sütü ile yapılan peynirin suyundan çıkmaz. Lor için koyun peynirinin suyu gereklidir. Peynir süzülüp alındıktan sonra kalan su tekrar kaynatılarak lor elde edilir. Yoğurdun çalkalanmasıyla elde edilen tereyağı mis gibi kokar ve tadına doyum olmaz. Akla şöyle bir soru gelebilir. Bunları niye yazdın diye. Bu sabah bir alışveriş merkezinden bir paket tereyağı aldım. Eğer kâğıdını yırtıp atmasaydım hemen geri getirecektim. Büyük alışveriş merkezlerinin kalite kontrol görevlileri vardır. Bunlar aldıkları ürünleri hiç mi kontrol etmezler? Eğer kontrol etmiş olsalardı ben de o kazığı yemezdim. Bundan böyle alacağım tereyağını bir kenarından açıp tadına ve kokusuna bakmadan kesinlikle satın almayacağım. Zira en tanınmış ve ürününü en yüksek fiyata satan firmaların ürünlerinde de o çirkin koku olabiliyor.
Özcan nevres ozcan.nevres@gmail.com

(Bugün 1, toplamda 184 kez ziyaret edildi.)