Sayın Bakanım Siz Çok Haklısınız

Sayın Bakan Siz Çok Haklısınız
Diyorsunuz ki sekiz yüz lira çok iyi para. Ne kadar da haklısınız sayın bakan. Hiç sekiz yüz lira çok para olmaz mı? Ben o bize reva gördüğünüz sekiz yüz lira ile neler yapıyorum neler. Her gün mangal keyfi yapıp bol, bol pirzolalar ve en nadide tatlılardan yiyorum. Bir de bu güzel rüyaları görürken uyanmak olmasa. Ziyafetin en güzel zamanında uyanıvermenin nasıl bir duygu olduğuna anlatabilecek kelimeler bulamıyorum. Bazen bir densizlik yaparak biz asillerin vekili olarak bize kaça mal olduğunuzu hesap ediyorum. İşte bu hesabın sonucu. Vekiller meclisinizde size hizmet eden asillerin sayısı inanılır gibi değil ama gerçek. Tam beş bin altı yüz yirmi iki asil çalışan var. Bu asillere ödenen ücretlerle her vekil başına seksen iki bin beş yüz yirmi lira düşüyor. Buna on dört bin lira da maaşlarınızı eklediğimizde, bazı masraflarınızla birlikte aylık maliyetiniz yüz bin liranın üstünde. Peki, bu maliyete layık olmak için ne yapıyorsunuz? Tüm hizmetiniz parmak kaldırıp parmak indirmekten ibaret mi? Yapacak işimiz yok diyorsanız işte size yapabileceğiniz, yapmanız gereken bir iş. Muğla’nın Marmaris ilçesine bağlı Osmaniye köyünde hiç cemaati olmayan tam dört adet cami var. Oysa köyün muhtarı okulumuz yok bize okul yapın diye feryat ediyor. Müftülük vatandaş istiyorsa bir cami daha yaparız diyor. Böyle bir şey yapılacak olursa bunun adı israf olmaz mı? Bu israfı önlemek için bir yasa çıkarmak o kadar zor mu? Okul yerine cami isteyen kara cahilleri kızdırmaktan mı korkuyorsunuz?
Bu cami inşa konusu Foça’da da var. Foça’da çok az cemaati olan iki cami var. Geçmişte kız kardeşimle Foça’daki evimizde otururken ezan okunmaya başladığında müezzin efendi boşuna bağırıp durma. Çağırdıklarından biri öldü. Diğerinin ise eczanesi bu gün nöbetçi olduğundan gelemez dedim. Kendisini rahmetle andığım kardeşim abi ne demek bu? O çağırdığı kimler diye sordu. Biri Topgül Mustafa, diğeri de bizim kiracımız Emel Eczanesinin sahibi Metin bey dedim. Koskoca camiye ibadet için iki kişi mi gidiyor dediğinde bir değil iki caminin demiştim. Bu iki caminin doğru dürüst cemaati olmadığı halde müftülük kollarını sıvamış çok büyük bir cami inşa ettirme çalışması yapıyor. Neyse ki Foça’da iki hayırsever vardı da okul sorunu yaşanmıyor. Vardı diyorum. Zira Hayırsever Reha Midilli hakkın rahmetine nail olmuş durumda. Diyanet İşleri Başkanlığı artık cami yapmayın. O camilere imam tayin edecek durum kalmadı diye feryat etmesine rağmen halen cami yapma yarışı var ise bunun nedenini düşünmek gerekir. Kıssadan hisse: İlçeye yeni atanmış olan kaymakam aldığı maaşla geçinemediğimiz için istifasını yazıp valiye verir. Vali istifa etmesinin nedenini sorduğunda aldığım maaşla geçinemiyorum der. Vali dilekçeyi yırtar ve hadi oğlum git inşaat yap der. Bir süre sonra Vali ilçeleri denetlerken istifacı kaymakamın ilçesine de uğrar. Kaymakama işinden memnun musun diye sorduğunda kaymakam sayenizde çok iyi sayın valim der. Fazla söze gerek yok. Anlayan anlamıştır.
Bir gün motor sıkletimle Demirci’ye gidiyordum. Kerpiç binalı her köşesinde sefalet fışkıran bir köyden geçerken bu harap köyde iki tane cami olduğunu görünce şaşırdım. Demirci’ye vardığımda bir arkadaşımın halı tüccarlığı ve imalatı yapan ağabeyinin iş yerine uğradım. Bu arada biraz da siyaset konuşmuştuk. Tıpta okuyan kardeşine ateş püskürüyordu. Ben ona ayda bin panganot para gönderiyorum. İsmet Paşaya oy versin diye mi dedi. Kanımca kardeşin kadar iyi düşünemiyorsun. Siz işi din bezirgânlığıyla sürdürüyorsunuz ve bunda da çok başarılısınız. Gelirken bir köyün içinden geçtim. Köyde ipe sapa gelir tek bir bina yoktu ama iki tane cami var. Üstelik bu köyün yüz elli haneyi geçeceğini sanmıyorum dedim. Orası köy değil nahiye dediğinde peki, o köylüler tek cami ile yetinip diğer camiye harcadıkları parayla kendi dokudukları halıları kendilerinin satacakları bir iş yeri açmış olsalardı daha iyi olmaz mıydı dediğimde, o zaman biz nasıl geçinecektik dedi. Bunun üzerine tartışmayı uzatmaya gerek görmeden iş yerinden ayrıldım.
Abraham Linkolin’in Amerika’yı kiliseler yaptırarak değil, okullar yaptırarak bu günkü zenginliğe ulaştırdığını unutmamak gerekir.
Özcan Nevres ozcan.nevres@gmail.com

(Bugün 1, toplamda 44 kez ziyaret edildi.)