Silivri’de Arayışlar

Yerel Gündem’in öncülüğünde yapılan Trakya’da tarım toplantısına Sayın Yavuz Kaynarca’nın bana geç ulaşan daveti nedeniyle ancak ikinci bölümde katılabildim. Toplantının amacı tarımdı ama, sorunların çokluğu nedeniyle çevre kirliliği, sanayi, kooperatifçilik, üretilenlere Pazar bulunması gibi konular da gündemin içinde yer aldı.

Öncelikle tarım neden kazandırmıyorun üzerinde durmak isterim. Üretimde çok önemli üç halka vardır. Birinci halka yoğun yerleşim birimlerinin çevresindeki halkadır. Bu halkanın içerisinde günübirlik tüketiciye ulaştırılması gereken ürünlerin yetiştirilmesi gerekir. Bu guruba domates, patlıcan, biber, kabak, salatalık gibi tüketimi yoğun olan sebzeler girer. İkinci orta uzaklıktaki halkada ise daha dayanıklı ürünler, üzüm, kavun, karpuz ve ağaç meyveleri gibi ürünler yetiştirilir. Üçüncü uzak halkada ise tahıl, bakliyat ve yağlı tohumlu bitkilerin ağırlıklı olması gerekir. Bu kurallara uyulmadan tarım yapılması kazancı olumsuz etkilemektedir.

İstanbul gibi on beş milyona yakın nüfusu olan bir mega kentin, tüketimdeki önemini kimse yadsıyamaz. Bu kentin kış aylarında tükettikleri, sera ürünlerinde ağırlık Akdeniz bölgesindedir. Doğal olarak Akdeniz’in yumuşak geçen kış iklimi seracılığı özendirmektedir. Akdeniz bölgesindeki seralardan toplanılan ürünler İstanbul’a kendiliğinden gelmemektedir. Akaryakıta yapılan zamlar, tüketiciye sunulan ürünlerin çok pahalı olmasında en büyük etkendir.

Silivri’de yaz ürünlerini, kış aylarında üretmek için en büyük engel nedir? Havaların Akdeniz’e göre daha soğuk olmasıdır. Bu yıl olağanın dışında bir kış yaşadık. Normalde bol güneşli kış günleri Akdeniz bölgesini aratmayacak düzeydedir. Bu bölgede yapılacak seracılıkta seralara ısıtma düzeni kurmak gerekir. Bu ısıtmanın yol açacağı maliyetin, nakliye ücretlerinden fazla olacağını sanmıyorum.

Trakya’da genel bir kanı var. Trakya’da meyvecilik olmaz. Nedenini ise kimse açıklayamıyor. Oysa iklime uygun meyve türleri seçilirse, olmaması için hiçbir neden yok. İklimi Trakya’dan çok daha soğuk olan yerlerde yetiştirilen ürünlerin yetişmemesine hiçbir zaman soğuk gerekçe olamaz. Dikkat edilmesi gereken, iklim şartları gereği erkenci ürünler yerine geç meyve verenlerin tercih edilmeleridir. Örneğin ceviz, Trabzon hurması ( kakaolu türü ) Mürdüm eriği, ayva, elma, dut, kayısı, şeftali gibi meyveler. Tekirdağ’da yetiştirilen kiraz Trakya’nın diğer illerinde neden yetiştirilemesin? Marmara’nın güney yakasında zeytin ağacı yetişiyor da kuzeyinde neden yetişmesin? Gökçeada’da, Şarköy’de Mürefte’de bağcılık oluyor da Silivri’de yada komşu ilçelerde neden olmasın?

Yıllar önce Kaş ilçesinin Kalkan bucağında geçici olarak kalmıştım. Kamyonlar dolusu üzümlerin taşınılması dikkatimi çekti. Ortaokulun hademesine bu üzümlerin nerede yetiştirildiğini sordum.

Margaz’da dedi. (yeni adı Üzümlü )

Uzak mı diye sordum?

Yok, üç dört kilometre mesafede dedi.

Gider miyiz dedim?

Gideriz dedi ve hemen arabama binip yola çıktık. Yol boyu bağ kolluyorum. Köye varıncaya kadar bağlarla karşılaşmadım. Köye vardığımızda kahvehaneye girip oturduk. Köylülerin hal hatır sorması bittikten sonra,

Köyünüzde üzüm çok yetiştiği için adını bile Üzümlü olarak değiştirmişler. Oysa ben yol boyunca bir tek üzüm bağı görmedim dedim. Köylülerden biri sordu?

Nerelisin?

Menemenliyim. Güldü ve ekledi.

Beyim bizim bu köyde senin memleketindeki gibi bağ yok. Şaşırdım,

Peki bu üzümler nerede yetişiyor?

Ha onlar mı? Biz bir ağacın altına bir asma çubuğu dikeriz. Birkaç yıl sonra bir bakarız, kocaman bir asma olmuş ve ağacın dalları arasında üzüm salkımları sarkıyor. Ağaca bir merdiven dayar, olgunlaşmış üzümleri toplarız.

Peki budak, zararlı mücadelesi?

Yok dedi, hiç biri yok. Yüksek oldukları için hastalığa yakalanmıyorlar. İlginç bir üretim tarzı değil mi? Üstelik en doğal üretim şekli.

Mega kent İstanbul’a yakınlığı nedeniyle, Trakya tarımcılığı iki ürün gibi kısır bir döngüden kurtarılmalıdır. Verimli toprağı adam diksen adam biter diye tanımlarlar. Trakya arazileri o tanımlamaya oldukça uygun. Yeter ki ne yetiştirmemiz gerektiğini öğrenelim. Tarım iyi kazanmıyor diye bu güzelim arazileri sanayileşme uğruna gözden çıkarmayalım.

Özcan NEVRES

(Bugün 1, toplamda 841 kez ziyaret edildi.)