Soğuk Hava Dondururken

Bin dokuz yüz kırk dört yılında çok soğuk bir kış yaşamıştık. Saçaklardan akan kar suları yere damlamadan buz kitlesine dönüşüyordu. Kuşlar bile tünedikleri yerden çok zorunlu olmadıkça uçmuyordu. Çocuk aklımla nasıl bilirdim kuşların neden uçmak istememelerini? Bunun nedenini ancak yıllar sonra öğrenebilmiştim. Kuşlar her yerin don yüzünden kaskatı olması nedeniyle yem bulamayacaklarını bildiklerinden uçarak enerjilerini tüketmek istemiyorlardı. Uçarak kaybettikleri enerjiyi yerine koymak için beslenmeleri gerekiyordu. Yiyecek bulamayacağına göre zorunluluk olmadıkça uçmasının hiçbir nedeni yoktu. Bunu bildiğim için her yıl soğuk günlerde kuşları beslemek için evimde buğday ve mısır bulundururum.
Çocukluğumda en büyük hayalim bir kuşa sahip olmaktı. Bahar aylarında arazilerimizin hendeklerindeki çalılıklarda kuş yuvası arardım. Bulduğumda ise çok sevinirdim. Kısa zamanda yumurtalardan yavrular çıkacak. Yavrular tüylendiklerinde alıp bir kalbur altına koyup onları besleyecektim. Her gün gidip kontrol ettiğim yuvalardaki kuşlar için biraz daha büyüsünler diye beklemekteyken bir de bakarım kuşlar yuvalarından uçup gitmişler. Kuş sahibi olma hayalim bir dahaki bahara kalırdı. Birkaç kez yaralı olarak bulduğum kuşları tedavi etmeye uğraştıysam da hiç birinde başarılı olamamıştım. Buna rağmen yaşamımın her aşamasında kuş sevgisini hiçbir zaman içimden atamadım.
Güvercin tutkum bir dostumun bana hediye ettiği bir çift güvercinle başlamıştı. İki küçük oğlum da güvercinleri çok sevmişlerdi. Çiftin erkeği kaybolduğunda çok üzülmüşlerdi. İkisinin de gözlerinden sicim gibi yaşlar akıyordu. Üzülmeyin, ben hemen ona bir erkek bulur satın alırım dedim. Nitekim buldum da. Yine aynı durumu bir daha yaşamamak için bir çift güvercin daha aldım. Kısa zamanda ambalaj kutularından yaptığım yuvalara yumurtlayıp kuluçkaya yatmışlardı ama iki dişi arasında önü alınmaz bir kavga başladı. İlk güvercinimiz sonradan aldığım güvercinin yuvasına dalıp dişiyi yumurtalarıyla birlikte dışarı atıyordu. Nedenin kısa zamanda anladım. İlk dişi yumurtadan çıkacak yavruları uçurduğunda onlara yuva hazırlamak için diğerinin yuvasına el koyuyordu. Hemen komşu marketten beş altı kutu alıp yuva olması için gerekli olan delikleri açtım. Bu sayede kavgayı sonlandırmıştım. Kısa zamanda balkonumuzda, balkonumuzun kaldıramayacağı kadar güvercinimiz olmuştu. Keresteciden aldığım morelyelerle terasımızda dokuz metre kare genişliğinde bir kümes yaptım. İçine de bulabildiğim kadar yuva koydum. Güvercinlerimin hızla çoğalması yetmiyormuş gibi başkalarına ait güvercinler yem bolluğunu ve banyo yapmaları için koyduğum iki leğen suyu gördüklerinde hemen benim kümese yerleşiyorlardı. Güvercin ticareti yapanlar kendilerine ait metotlarla başkalarına ait güvercinleri kendi kümeslerine indirebiliyorlardı. Kuşun sahibi kuşunu istediğinde beş kilo yem getir al kuşunu derlerdi. Güvercinlerim çoğaldığında yakın çevredeki kuş sahipleri kuşlarını uçuramaz olmuşlardı. Bu defa benim sürüye karışan kuşlarını geri alabilmek için onlar bana yem getirmek zorunda kalıyorlardı. Bu arada birkaç kuşum hiçbir hastalık belirtisi göstermeden avuçlarımın içinde can vermişlerdi. Ölüm nedeninin ne olabileceğini sorduğum veterinerlerden bile doyurucu bir yanıt alamadım. Ta ki Halkçı Parti ilçe başkanı olarak yaptığım seçim çalışmalarına kadar. Veteriner Profesör Mahmut Akkılıç ile seçim çalışmalarına başlayıncaya kadar. Bir fırsatını bulup hocamıza sordum. Hemen yanıtladı. Bunlar tanecil hayvanlardır. Bu yüzden yeteri kadar E vitamini alamamaktadır. E vitamini alamadıklarında sindirim sistemleri felç olmaktadır. Sindirim sistemleri felç olduğunda da hiçbir hastalık belirtisi göstermeden ölüverirler. Kumrular bile tel üzerinde sağlıklı bir görüntü içerisinde oldukları halde pat diye yere cansız olarak düşerler dedi. O bilgiden sonra suluklarından E vitaminini eksik etmedim.
Bir gece korkunç bir fırtına vardı. Evime döndüğümde terasa çıkıp kümesin ne durumda olduğuna bakmak istedim. Kümes fırtınanın etkisiyle üç kat altımızdaki iş yerinin üzerine düşmüştü. Yapabileceğim hiçbir şey yoktu. Sabah olduğunda kedilerin karınlarının çok şişmiş olduğunu gördüğümde acı gerçekle karşılaşmıştım. O geceden kurtulmuş olanlardan bir çift mısıri güvercinimiz balkonumuza gelmişse de sığınacak yuva bulamadıkları için sonunda onlar da gelmez olmuşlardı. Aynı acıyı bir daha yaşamamak için balkona yuva koymamıştım. Daha sonra sevgimizi muhabbet kuşlarına yönlendirdik. Başta Atatürk’ü çok seviyorum olmak üzere bir çok cümle kuran Yeşimimiz kaçtıktan sonra, kuş sevgimizi torun sevgisine bıraktık.
Özcan Nevres

(Bugün 1, toplamda 53 kez ziyaret edildi.)