Tıp Doktorları Neden Sessiz

Aylardır televizyonlarda hiçbir bilimsel değeri olmayan sözde gıda takviyesi ürünlerinin reklamları yapılmaktadır. Nedense bu saçmalıklara ne sağlık müdürlerinden, ne de eczacılardan gereken tepki gelmemektedir. Bu gıda takviyelerinin reklamlarına kanıp tıbbi tedaviden vazgeçen hastalar ağır sağlık sorunları yaşadıklarında veya öldüklerinde o ürünleri üretenler ve reklamlarını yapanlar bunun hesabını nasıl verecekler? Nitekim altın çilek dedikleri üründen bizim bildiğimiz kadarıyla bir kişi yaşamını yitirdi. Ya bizim bilmediklerimiz? Buna rağmen bu ürünün halen İnternet üzerinden pazarlanması sürüyor. Aklımın almadığı, daha doğrusu hazmedemediğim bir durum var. Nasıl oluyor da Hipokrat yemini yapmış olan tıp doktorları ve profesörleri bu pazarlama işine alet olabiliyorlar?

Geçen gece yağan şiddetli yağmurda Silivri yine büyük bir sel felaketi korkusuyla yaşadı. Beni endişelendiren dere yatağında büyümüş olan sazlardı. Tam ben konuyu dile getireceğimde sazların sökülmüş olduğunu gördüm. Belli ki dere yatağı tam temizlenmemiş. Zira kısa süren şiddetli yağmurda bile dere yatağından taşmış. Bir esnafın dediğine göre sel suları kapılarının önüne kadar gelmiş. Eğer o şiddetli yağmur on beş dakika daha sürseydi, iki yıl önce yaşadığımız sel felaketini yine yaşayacaktık diyor. Yağmur sonrası belediyemiz aymazlıktan kurtulmuş, dere yatağını temizleme çalışmalarını başlatmış. Peki, Boğluca deresinin etrafındaki binalar yıkılıp dere yatağı temizlenip kalyon sefasına! açıldığında Silivri’ye bir daha sel vurmaz mı? Bir kere Silivri’yi sel dere yatağından vurmuyor. Sel E 5 karayolunu aşarak vuruyor. Nedeni ise köprünün altıdaki boşluk çok yetersiz. Daha önce de yazmıştım ama bir daha yazayım. Silivri’nin bir daha sel felaketi yaşamaması için Boğluca deresi ile Tuzla deresinin arasına bir kanal açmaktır. Kanal açılır, iki metre yirmi santimlik büzler yerleştirildikten sonra üstü hemen kapatılıp asfaltlanır. Sel sularının debisinin bilinip bilinmediğimi bilmiyorum. Bu nedenle iki metre yirmi santimlik tek büzün yetip yetmeyeceğini bilemem. Tek sıra büz yetmezse iki sıra büz yerleştirilerek sorun tamamen ortadan kaldırılır.

Silivri belediyesi fakirlere yardım için bir kampanya başlatacak. Kampanyanın adı da bir tane de benden. Hükümetin sadaka politikasına bir destek de ilçemizden geliyor. Oysa fakirlere yapılacak en büyük destek, onları iş sahibi yapmaktır. Tüm dünyadaki hızlı büyüyen ülkeler arasında Türkiye Çin’den sonra ikinci geliyor(muş) Bu nasıl bir büyüme ki, nice insanımız nafakasını çöp bidonlarında arıyor. Büyüyen bir ülke olağan üstü zenginleşiyor demektir. Peki, bu zenginleşmeden neden dar gelirlilerin payına hiçbir şey düşmüyor? Düşmez. Düşmesi de mümkün değil. Zira zenginlik üretimle olur. Yabancı ülkelerin sıcak paraları ile değil.

Gündemde elektriğe ve doğalgaza zam var ama nedense bunu bir türlü açıklayamıyorlar. Zira geçim sıkıntısı altında ezilenlerden korkuyorlar. Yetkililer zamdan önce İran ile olan gaz anlaşmasını yenilemeyi veya iptal etmeye çalışsınlar. Geçen yıl İran’a altı yüz milyon dolar kullanmadığımız doğalgaz için tazminat ödenmiş. Aynı tazminatın bu yıl da ödenmesi gerekecekmiş. İran bu tazminatı nasıl hak eder? Anlaşılacak gibi değil. Zira doğalgaza en fazla gereksinim duyulduğunda İran içteki tüketimin artması yüzünden gaz veremem diyor. Sonra da sözleşmedeki kadar gaz almadığınız için bu parayı ödeyeceksiniz diyor. Bu durumda tazminatı hangi ülkenin ödemesi gerekir? Kış günlerinde Türkiye’ye doğalgaz sıkıntısı yaşatan İran’ın ödemesi gerekmez mi? Belli ki sözleşme yapılırken soğuk kış günlerinde doğalgazın daha fazla tüketileceği hesap edilmemiş. Peki, bu hatanın ceremesini kim çekiyor? Elbette ki vatandaş.

Özcan Nevres

(Bugün 1, toplamda 50 kez ziyaret edildi.)