Türedi Siyasetçiler

Türedi Siyasetçiler.

Seçime üç ay kala partilerim aday adayları gün ışığına çıkmaya başladı. İçlerinde öyleleri var ki, bu güne dek adı sanı duyulmamış. Bu kişilere bir önerim olacak. Önce aday olduğunuz bölgenin tüm istediklerini not edin. Gerçi artık köy kalmadı. Tümünün adı mahalle oldu. Propaganda süreci içinde bu yeni mahallere gittiklerinde saptadıkları bilgiler çerçevesi içinde gittikleri mahallenin insanlarına nasıl bir çözüm getireceklerini anlatmalıdırlar. Siyasi toplantılarda halka bu durum anlatıldıktan sonra aday kendisini dinleyenlere lütfettiniz beni dinlediniz. Bundan sonra siz konuşun ben dinleyeyim demelidir. Sorulan sorulara mutlaka yanıt vermelidirler. Adaylar seçmenlerin iktidardan ne istediklerini dinlemeli ve bu konuda mutlaka not tutmalıdır. Not tutmazlarsa inandırıcı olmazlar.

CHP de bir toplantıya katılmıştım. Salon tıklım, tıklım doluydu ama konuşmacının başka sorunlardan haberi yokmuş gibi konuşuyor olması, dinleyicilere hiç hoş gelmemişti. Zira salonu dolduranların kılık kıyafeti çiftçi olduklarını gösteriyordu. Oysa konuşmacı konuşmasına işçi haklarından girmiş, konuyu değiştirmeden sonuna kadar sürdürmüştü. Çiftçilerin ne gibi sorunlar yaşadığına hiç değinmemişti. Çiftçilerin ise işçilerle derdi çoktu ama işçi haklarıyla ilgili hiçbir sorunları yoktu.

Menemen’de tek oy alamaz dedikleri Halkçı Partide başkanlığa atandığımda kısa zamanda yönetim kurulunu oluşturmuş, ilçe merkezi olarak kullanacağımız yer için pasaj içerisinde büyük bir dükkân kiralamıştım. Bize destek olmak isteyenlerden biri bir masa ve altı adet te sandalye gönderdi. Dükkânın kirasını yönetimdeki arkadaşlarla ortaklaşa ödedik. Çay ocağından aldığımız on sandalye ile konuklarımızı ağırlamaya hazırdık. Çay kahve sorunumuz yoktu. Zira çay ocağı tam karşımızdaydı. İlk gelen Tuzcullu köyünden Salih Zengin oldu. Başkanım sen beni tanımazsın ama ben seni geçmişte, CHP de yöneticilik yaptığın dönemden tanıyorum. Partimiz hepimize hayırlı olsun. Beni partimize kaydedin diyerek on bin lira da bağışta bulundu.

Propaganda sürecini köylerden başlatmıştık. Yönetimdeki bir arkadaşın arabasına her akşam birimiz benzin koyuyorduk. Milletvekili adaylarıyla köye gittiğimizde bırakınız o köyün sorunlarını bilmelerini, kendi sorunlarından bile haberleri yoktu. B u olumsuzluğa karşı hemen önlemimi aldım. Milletvekili adaylarına gittiğimiz her yerde yalnızca kendinizi tanıtacaksınız. Sorunlarımız için konuşulması gerekenleri bana bırakacaksınız dedim. Adaylardan sorunları konuşması için bir tek Veteriner Hekim Profesör Mahmut Akkılıç’a konuşma izini vermiştim. O da hayvancılıkla uğraşan köylere gittiğimizde konuşacaktı. Konuşmaları yalnızca hayvanlar hakkında bilgi vermekten ibaret olacaktı.

Bazı müzmin, her şeyi yalnızca kendileri bildiğini zanneden particiler vardır. Bunlar halkın sevmediği kişilerdir. Bunlardan biri halk arasında ayı diye anılırdı. Köye giderken o da bize katılmak istedi ve milletvekili adaylarının arabasına bindi. Yanına gidip seni arkadaki arabaya alayım dedim. Çok fena kızdı. Bak abi dedim. Burada parti başkanı olarak her şeyden ben sorumluyum. Ya bana itaat edeceksin. Ya da bizden uzak duracaksın dedim. Haykıran köyüne vardığımızda köy kahvesine girdik. Babamın başkanı olduğu TARİŞ te yönetici olan biri yanıma gelip bu ayıyı niye getirdiniz? Bu ayıyı kimse sevmez dedi. Abi biliyorum ama söz dinletemedim. Bundan böyle aramıza katılmaması için gerekeni yaparım dedim.  Dönüşte ben köye gideceğim beni köye bırakın dedi. Bırakamayız dediğimde küplere bindi. Menemen’e vardığımızda hemen bir taksi çağırttım. Taksiye bindirirken de ne olur bir daha bizimle hiçbir yere gelmeyin. İlçe merkezimize de gelmezsen beni ve arkadaşlarımı çok memnun edersin dedim.

Her gittiğimiz köylerde ve mahallelerde tek konuşmacı bendim. Elli atmış dakika süren her konuşmamdan sonra lütfettiniz beni dinlediniz. Şimdi siz konuşun biz dinleyelim diyordum. Çok şeyler soruyorlardı. Soruların tümünü soranı tatmin edecek şekilde yanıtlıyordum.

Seçim gününe bir gün kala partilerin gövde gösterileri oldu. ANAP’ın altı yüz, MDP nin üç yüz arabayla düzenledikleri gövde gösterisine karşın bizim on iki arabamız vardı. Ben en önde kendime ait üstü açık spor arabadaydım. Geçtiğimiz her yerde bize büyük bir sevgi gösterisi vardı. İlçe merkezimize döndüğümüzde yönetici arkadaşlar mahvolduk, rezil olduk diye sitem ettiklerinde anladığım kadarıyla siz on iki araba yüzünden utançla başınızı öne eğmişsiniz. Bu yüzden halkın bize gösterdiği sevgiyi görememişsiniz. Biz bu seçimin galibiyiz. Genelde ne olur bilmem ama Menemen’de biz bir numarayız dedim. Dediğim gibi oldu. O seçimde Halkçı parti on bin oy almıştık. ANAP altı bin beş yüz, MDP ise üç bin beş yüz oy almışlardı. O seçimde bırakınız birinciliği iki partinin toplam olarak aldıkları oy kadar oy almıştık.

Özcan Nevres     ozcan.nevres@gmail.com

(Bugün 1, toplamda 35 kez ziyaret edildi.)