Yalandan Kim Ölmüş ki

Yalandan Kim Ölmüş ki
Yalancının mumu yatsıya kadar yanar derler ama başarısızlıklar perçinlendikçe yalana dört elle sarılmaya başladılar. Güya türbanlılar saldırıya uğramışlar. O halde biz de soralım ve bir anımsatmakta bulunayım. Türbanlılar ne zaman ve nerede saldırıya uğramışlar. Ben bu güne kadar böyle bir saldırı duymadım. Oysa Kadayıfçı Erbakan partisiyle hükümete ortak olduğunda İstanbul’da birçok kızımız yobazlar tarafından minibüslerden zorla indirildiler. Neyse ki ordumuzdan gelen sert tepkiyle sinmek zorunda kalmışlardı. Gelelim camiye bira şişesiyle girdiler iftirasına. Caminin bizzat imamı tarafından bu sav yalanlanmaktadır. Devlet yönetiminde yalanlara kesinlikle itibar edilmemelidir. Geldiğimiz bu son noktada Sayın Başbakan bu büyük tepkileri göstermekte olanlarla yapılacak en doğru olan göstericilerle diyalog kurmasıdır. Başbakanın takındığı sert tutum göstericilerin de sertleşmesine neden olacaktır. Böyle bir durum bir iç savaşa bile neden olabilir. Bu son noktada sağduyulu davranmaktan başka bir umar yoktur. Sağduyulu davranışın ilk adımı başbakandan gelmelidir.
Fatih ormanından on dört bin ağaç kesilerek kazanılacak olan alan imara açılacakmış. Yani ağaçlar betonlaşmaya kurban edilecek. Sayın başbakan bu ayıbın üzerini örtmek için biz on yılda üç milyar ağaç diktik diyor. Yılda üç milyon ağaç dikilmesi olası değil ama biz yine de ü.soralım. Siz bu üç milyar ağacı nerelere ve ne zaman diktirdiniz. Bana göre bu söylem tamamen hayal ürünü. Zira yıllardan beri hiçbir yerde ağaç dikme kampanyasıyla karşılaşmadım. Dünyanın akciğerleri olarak Amazon ormanları kabul edilir. Ne yazık ki Amazon ormanları giderek küçülmektedir. Nedeni ise artan nüfusun gereksinimi olan tarım alanlarının karşılanması için ağaç katliamının yoğun olarak sürmesidir. Bu durumda yapılması gereken tüm dünya ülkelerince sahip oldukları orman alanlarını arttırmalarıdır. Ne yazık ki ülkemizde bunun aksi yapılmaktadır. İnşaat yapılacak başka alan kalmamış gibi gözlerin Fatih ormanına dikilmiş olması anlaşılacak bir olgu değil.
Menemen’de belediye başkanlığına aday olduğumda seçilecek olursam tarıma elverişli olan alanların bir karışına bile inşaat izni vermem demiştim ve inşaat alanı olarak Menemen’in sırtını dayadığı tepeleri göstermiştim. Bir inşaat mühendisinin anlattığına göre bu adam delirmiş mi, o tepelerde inşaat yapılır mı diye yüzüme tuhaf, tuhaf bakmışlardı. Bu gün aynı mühendisler o tepelerde boş bir alan bulup satın alsak da inşaatlarımızı ortada sürdürsek diyorlar. Koskoca İstanbul’da konut yapmaya elverişli yer kalmamış da kala, kala Fatih ormanı mı kalmış? Terk edilmiş taş ocakları ne güne duruyor? Yoksa oraları büyük rant elde etmeye elverişli değil mi? Tarım arazilerini imara açmak cinayettir. Ormanları katledip imara açmak ise daha büyük bir cinayettir. Kaldı ki İstanbul on beş milyon nüfuslu bir mega kent olmuş. Bu nedenle İstanbul’da imar alanlarına kısıtlama getirilmesi gerekir.
Özcan nevres ozcan.nevres@gmail.com

(Bugün 1, toplamda 127 kez ziyaret edildi.)