Yazmanın Zevki

Silivri’de yaşadığım iki buçuk yıllık bir zaman diliminde bazı konuların üzerine ısrarla gitmiştim. Bunlardan en önemlisi Mimarsinan köprüsünün yanındaki geniş meydan ile ilgiliydi. Zira Mimarsinan üzerinden geçmeye trafik magandaları yüzünden korkan insanlar o geniş ve karanlık meydandan geçmek zorunda kalıyorlardı. Toprak yol gecenin karanlığında görünmez olduğundan su birikintilerine ve çamurlara basa basa ilerlemek zorunda kalıyorlardı. Konuyu birkaç kez köşemde dile getirmiştim. Bir ara konuyu fen işleri müdürü ile de görüşmüştüm. O meydanın harita üzerindeki görünümüne göre yayaların rahatça yürüyeceği bir yaya yolu yapılması konusunda söz almıştım. Yol kısa zamanda yapıldı. Bu kez de karanlık sorun olmuştu. BEDAŞ yönetimi ile yaptığım görüşmelerde meydanın ışıklandırılması için proje ve ödenek olmadığını, buna rağmen yeni projeler gereği eski direklerin sökülüp yerine yeni direkler dikildiğini, buradan sökülen direklerin o meydana dikilip meydanın aydınlatılacağını söylediler. O sıralarda Büyükçekmece’de ev satın alıp kendi evime yerleşince Silivri’den ayrılmış oldum. Her Silivri’ye gidişimde o meydana yapılanları görmek beni sevindiriyor. Zira o güzel meydan hak etmediği bir perişanlığın içindeydi. Yaz aylarında o meydanı akşamdan parselleyen gök görmedikler arabalarındaki yüksek sesli teyplerinin sesini sonuna kadar açarak akıllarınca eğleniyorlardı. Hiç biri o meydana kafa dinlemek için gelenler olduğunu düşünmüyorlardı. Bir de meydanı park olarak sahiplenmiş olan Alibey spor kulübünün biletçi olarak görevlendirdiği kişilerin nezaketten uzak olmaları da cabasıydı. O meydanda sanki çöp bidonları süs için konulmuştu. Torunum kumlarla oynarken bulduğu orkid başka neyi ifade edebilir? Umarım bu güzel düzenlemelerden sonra o meydan her türlü görsel ve işitsel çirkinliklerden arındırılmış olur. O meydanın düzenlenmesinde yazdıklarımın küçük de olsa bir payı varsa ne mutlu bana.

***

İzmir’in Urla kazasındaki Barbaros Çocuk Köyünün kuruluşunda Urla’da dört kez belediye başkanlığına seçilmeyi başarmış ve şimdilerde İzmir Milletvekili olan Bülent Baratalı’nın büyük emeği vardı. Köy enstitülerinin nasıl çirkin iftiralarla çökertildiğini herkes bilir. Dünyanın en iyi eğitim sistemi olarak seçilmiş olması, gericilik tutkunlarının saldırılarından kurtarılmasına yetmedi. Sayın Baratalı’nın o köyde yaşananları onaylayacağını düşünmek bile istemem. Şüphesiz onun tüm korkusu o köyün de köy enstitülerinin akıbetine uğratılmasıdır. Bu korku ona olayın abartılı olduğu sözlerini söyletmiştir. Eğer köydeki çocukların AKP çizgisindeki bazı ailelerin koruması altına vermek istedikleri doğru çıkarsa kesinlikle kabul edilecek bir durum olamaz.İddialar doğru çıkarsa, AKP bu davranışları yüzünden çok itibar kaybedecektir.

Menemen’de Halk Eğitim Merkezi bünyesinde kurulmuş olan Halk Eğitimi ve Sosyal Gelişme Derneğinde ikinci başkanlığım sırasında bir kütüphane kurma kararı almıştık. Halk Evleri kapatıldıktan sonra kütüphanesindeki binlerce kitap ortaokulun bodrumunda çürütülmüştü. Gün olur Halk Eğitim Merkezleri de kapatılabilir düşüncesiyle kütüphanemizi kapatma kararı alanlardan korumak için ne yapmamız konusunda İzmir Milli Kütüphanesi müdürü, değerli insan Kemal Özertem’den büyük yardım görmüştük. Benim Muğla’ya yerleşmemi fırsat bilen Halk Eğitim Merkezi müdürü arkadaşımız İbrahim Şen dikensiz gül bahçesi yaratmak amacıyla derneğin feshedilmesi kararı aldırmış ve tüm mal varlığını Halk Eğitim Merkezine devrettirmişti. Neyse ki korktuğumuz başımıza gelmedi. Halk Eğitim Merkezindeki kütüphane daha da geliştirilerek öğrencilere hizmet vermeyi sürdürmektedir.

Halkın yararına kazanılmış her türlü kazanımı korumak görevimiz olmalıdır. İftiralar yüzünden kapatılmış olan Halk evleri ve Köy Enstitüleri son olsun. Bir de bunlara Barbaros Çocuk Köyü de eklenmesin.

Özcan Nevres

(Bugün 1, toplamda 47 kez ziyaret edildi.)