Yıllardır Galata köprüsünün önünde teknelerden halka balık ekmek satılmaktaydı. Nice söylentilere rağmen bu teknelerin müşterisi hiçbir zaman eksilmiyordu. Güya bu teknelerde satılan balıklar köpek balıklarıydı. Balık ekmek sevdalıları lokanta sahiplerinin uydurdukları bu yalanı hiç önemsemiyorlardı.
Okumaya devam et “Balık Ekmek”Aşk Yangını
Foça’yı İzmir’e bağlayan yolun kavşağında belediye tarafından yaptırılmış bir durak vardır. Kent yolundan ana yola girerken durakta tanıdık biri var mı diye bakarım. Varsa durup alırım. Bu kez tanımadığım genç biri durmam için el etti. Durup bekledim. Elindeki valizin bir hayli ağır olduğu belliydi. Zira valize doğru bükülüyordu. Arka kapıyı açıp valizi bıraktıktan sonra ön kapıyı açıp koltuğa otururken derin bir ah çekti.
Okumaya devam et “Aşk Yangını”Kıbrıs’ta referandum
Kıbrıs’ta referandum beklenen sonuçlarla sona erdi. Güneyde Kıbrıs’ın tamamı bizimdir, bunun için hiçbir ödün vermeyiz diyen hayırcılar, kuzeyde ise ver kurtulcular büyük çoğunlukta. Bundan sonra ne olacak? Güneyliler anlaşma önerilerinde hep Türkleri adada yok sayacak isteklerde ısrarlı olacaklar ve bizim ver kurtulcularımız sayesinde bunu da başaracaklar.
Okumaya devam et “Kıbrıs’ta referandum”Pamuk İpine Bağlı Sağlık
Uzman hekimlerin yaşı ilerlemiş olanlara önerileri sağlıklı bir yaşam için altı ayda bir tam bir sağlık kontrolü yaptırmaları. Önermesi kolay ama ya yaptırmak?
Okumaya devam et “Pamuk İpine Bağlı Sağlık”Ah şu motosikletler
Konya’da gürültü çıkaran motosikletler toplanıyormuş. Geç bile kalmışlar. Hele şu bisiklet sınıfına giren mopetler yok mu? Kırsal alanda eşek niyetine, şehirlerde ise trafik anarşisi yaratılmak için kullanılan bu motosikletlerde eksoz susturucularının çıkarılmasının nedenini anlayamıyorum.
Okumaya devam et “Ah şu motosikletler”AB Hayali Suya mı Düşüyor
Aylardır borsasıyla ekonomisiyle üç Ekimde başlayacak olan görüşmelere kilitlenmiş durumdaydık. Kimimize göre AB ye girmek bir hayaldi. Bu nedenle AB dayatmalarına boyun eğilmemesi ulusal onurumuz gereğiydi.
Okumaya devam et “AB Hayali Suya mı Düşüyor”Acı dolu bir yaşam
Temel ve Mahmure ölüm döşeğinde son nefesini vermek üzere olan annelerine aldırmadan sokakta oyun oynuyorlardı. Onlar henüz çocuktular. Ne bilsinlerdi ölümün ne olduğunu. Bildikleri sadece ölenlerin bir mezara gömüldüklerinden ibaretti. Anneleri mezara gömüldükten sonra bir daha onları hiç dövemeyecekti.
Okumaya devam et “Acı dolu bir yaşam”Adalet mi bu
Adalet mi Bu
Tanrı adildir dediler inandım
Kimine kaşıkla
Kimine kürekle verdiğini
Çok geç anladım
Bu ne iştir anlayan beri gelsin
Ayağımı sokacak
Bir leğen suyum yokken benim
Faziletli hocam
Sahiplenmiş koca denizi
Bizde
Derler ya mum yak metelik ara
Maşşallahı var hocamızın
Cebinde parası pulu tomarla
Hazine bonolarını
Mal mülk ve kilolarca altınını
Sakın sorma
Efsunlar seni sonra
Çarpılırsın
Hocanın dediğini tut derler ama
Sakın gittiği yoldan gitme
Hocamıza bir maşallah daha
Ne sözünde keramet var
Ne gittiği yoldan gidilir
Der ki hoca
Bize oy vermeyenler delidir
Mal etmez bu millet bu sözü kendine
Herkes bilir ki
Kem söz sahibine aittir
Tavşanımız Yumak
Küçük oğlum ağabeyine arkadaşının tavşanını anlatıyordu. Belli ki kendisi de öyle bir tavşan istiyordu. Aldırmaz göründüm. Birkaç gün sonra Kestane pazarından geçerken,kuşçuda şinşina cinsi tavşan yavruları gördüm. Çok küçüktüler. Erkekleri büyüyünce teke gibi kokarlar. Bu yüzden dişi bir yavru seçtim. Eve geldiğimde, elimdeki kese kağıdını göstererek,
Bu kese kağıdında ne var diye sordum? İkisi birden,
Tavşan mı? dediler.
Okumaya devam et “Tavşanımız Yumak”Haddini Bilmeyene Öğretirler
Muallim Necati bey, Selanik göçmeniydi. Göçten önceki öğretmenlik yıllarında, Cumhuriyet kurulduktan sonra devlet yönetiminde önemli görevler almış olan eski bir öğrencisinin emriyle ilçe tapu müdürlüğünce, ilçeden kaçan en zengin Rumun geride bıraktığı tüm taşınmazlar, Muallim Necati beye tapulanmıştı. Öğretmenlik yılları yokluklar içinde geçmişti. Bu ummadığı büyük servet kendisine verilince, bu büyük lütufta bulunan öğrencisinin yüzünü kara çıkarmamak için çok hızlı bir tempoyla işine dört elle sarıldı.
Okumaya devam et “Haddini Bilmeyene Öğretirler”Deli Ahmet
Bahçeme marul kesmeye gideceğiz. Marulları alacak olan manav, “dur yahu, şu deli Ahmet’i alalım da bize yardım etsin” dedi. Deli Ahmet’i zaman, zaman çarşıda görürdüm ama, ne kim olduğunu ne de ne iş yaptığını bilmezdim. Manavın seslenmesi üzerine yanımıza geldi.
Okumaya devam et “Deli Ahmet”Deli Serpil
Sarışın, tombulca, akli dengesinin yerinde olmadığı davranışlarından belli olan genç bir kız görürdüm kentin sokaklarında. Kentin yerlilerinden birine kim bu diye sorduğumda Deli Serpil diye yanıt aldım. Ona buna ver on kuruş diye asılır, On kuruştan başka para da tanımaz. Topladığı on kuruşları biriktirir, kendine çeşit, çeşit giysiler, yer içer, gezer tozar diye tanıtmıştı Deli Serpil’i. Deli Serpil diye tanınır.
Okumaya devam et “Deli Serpil”Atımızın Ölümü
Babamın askeriyeden alınma kır bir atı vardı. Askeriyenin yaşlandığı için satışa çıkarıp sattığı bu atlara mekkare derlerdi. Kır tüylü, oldukça iri bir dişi attı. Küçücük bir çocuktum o zamanlar. Kırmızı bir tay doğurduğunda hemen sahiplenmiştim onu. Bu benim demiştim görür görmez. Atlar üç yaşında büyümelerini tamamlar. Bu yüzden o benden çok daha çabuk büyüdü.
Okumaya devam et “Atımızın Ölümü”Ağlatan Anılar
Sen, sen, yine sen. Sensizliğin kararttığı gönlüm acılar içinde. Gerçi sensizlikten kurtulmanın tek çaresi ölmek. Oysa sensiz ölmek te zor geliyor bana. Ölümü düşledim hep, seninle el ele. Gönül dolusu sevgilerle, seninle beraber ölmek. Yaşamak güzel şey ama, seninle beraber olmadıktan sonra, yaşamak neden gerekli olsun ki? Sensiz yaşamaktansa, ölüm benim için kurtuluş demektir.
Okumaya devam et “Ağlatan Anılar”Amasya’nın Kurtuluşunu Kutlama
Değerli okurlarım. CHP Lideri Sayın Deniz Baykal şu sözleriyle Amasya’nın düşman işgalinden kurtuluşunu kutlamış:
Okumaya devam et “Amasya’nın Kurtuluşunu Kutlama”Ermeni Soykırımı
Ermenilerin yıllardır sürdürdükleri çirkin propagandalar sonunda meyvesini vermeye başladı. Yıllardır bu propagandalara sessiz kalan hükümetler yüzünden zor durumlara düşürülür olduk.
Okumaya devam et “Ermeni Soykırımı”Bu ne iştir
Arabamın vergilerinin bir kısmını Silivri Vergi Dairesinden, son kısmını da Büyükçekmece Vergi Dairesinden yatırdım. Yatırdığıma dair verilen makbuzlarda yalnızca vergi numaram belirtiliyor. Arabamın plakasını soran olmadı. Meğer Menemen Vergi Dairesi online sisteme bağlı değilmiş.
Okumaya devam et “Bu ne iştir”Bu nasıl bir yönetim
Hadi çıkın bakalım bu işin içinden. HAMAS ın liderini Türkiye’ye kim davet etti. Aslında önü arkası düşünülmeden yapılan ve acele karar verilmiş olan bir davetti bu. İsrail’in sert tepkisinin ardından ABD nin de davete olumsuz bakması üzerine büyük bir karışıklık yaşandı. Daveti yapan kim ise perde arkasında kalarak sorumluluğundan kurtulmaya çalıştı. İşi Başbakan yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Sayın Abdullah Gül’ün üzerine yıktılar. Olaya uygun gördükleri kılıf da pek işe yarmadı. Güya HAMAS heyetini silah bırakma çağrısı yapmak için çağırmışlar.
Okumaya devam et “Bu nasıl bir yönetim”Arada bir
Günlerdir elimde yağlı boya fırçası, on dört yıldır boya yüzü görmemiş olan apartmanın giriş kapılarını ve geçtiğimiz yıl döşenen doğalgaz borularını boyadım. Daha yapılacak yığınla iş var. Her ne kadar artık yazmayacağım desem de yazılması gereken öyle şeyler karşıma çıkıyor ki yazmamak olası değil. Yazma fırsatı bulduğumda yeni başladığım öyküyü yazmayı sürdürüyorum. Çivi çiviyi söker. Yazmaktan yorulduğumda eskiden yazdıklarımı tek tek inceleyip yazım hatalarından arındırıyorum. Bu çok dikkat gerektiren bir iş. Zira baskıya hiç eksiksiz girmesi gerekiyor.
Okumaya devam et “Arada bir”Avrupai şehre bak
Bir ay önce Büyükçekmece’den ayrılıp İzmir ve Antalya’ya gitmiştim. Dönüşümde bambaşka bir Büyükçekmece ile karşılaşacağımızı sanıyordum. Ne gezer? Kazılmış yollar eskisinden beter. Yollar mayın tarlasından farksız. Belediye başkanımıza göre yollar yaz aylarında yapılırmış. Hepsinin birden kazılıp öylece bırakılması nerede görülmüş?
Okumaya devam et “Avrupai şehre bak”