DİLİNİN BELASI

DİLİNİN BELASI Koy Enstitüsünden sağlık memuru olarak mezun olduktan sonra atandığı köyde hemen göreve başladı. Koylülerin buldukları bir eve yerleşti. Koyun geniş bir bahçesi vardı. Bahçe ola bildiğince bakımsızdı. Bahçe içindeki kuyunun suyu oldukça yakındı. Kuyudaki tulumba bakim görmediğinden köselesi kurumuş ve klapeside is görmeyecek kadar eskimiş olduğundan kuyudan su çekemiyordu. Koy Enstitüleri çok yönlü …

DELİ METİN

DELİ METİN Sürekli oturduğum kahvehanede görürdüm onu. Şişmanca, tombul yanaklı, kırmızı yüzlü, otuz beş kırk yaşlarında biriydi. Arkadaşlarla blüm oynarken, oyunu seyretmek için yanıma oturdu. Çay içmeyi sevmediğimden, çayımı başka masalarda oturan tanıdıklarıma gönderirdim. Gelecek çayı savmak için tanıdık aramama gerek kalmamıştı. Gelen çaylardan birinin ona verilmesini işaret ettim. Teşekkür ederek çayı aldı. Bir süre …

DELİ AHMET

DELİ AHMET   Bahçeme marul kesmeye gideceğiz. Marulları alacak olan manav, Dur yahu, şu deli Ahmet’i alalım da  bize yardım etsin. Deli Ahmet’i zaman, zaman çarşıda görürdüm ama, ne kim olduğunu ne de ne iş yaptığını bilmezdim. Manavın seslenmesi üzerine yanımıza geldi. Manav Hadi bin arabaya, marul kesmeye gidiyoruz. Hemen arabaya binmek için davrandı. Arabam …

DELİ AZİZ

DELİ  AZİZ   Ufak tefek ve oldukça zayıf bir adamdı. Dükkânımın önünüde durmuş dikkatle bakıyordu bana. Giysilerinin perişanlığından muhtaç biri olduğu anlaşılıyordu. Ne istediğini sorduğumda sadece omuzlarını silkti. Dönüp karşı duvara gitti. Sırtını duvara dayayarak çömeldi. Çırağıma al şu bir lirayı da git şu adama ver dedim. Çırağım Yok usta o kimseden para almaz. Ona …

KARISINDAN ÇOK ÇEKMİŞTİ

KARISINDAN ÇOK ÇEKMİŞTİ Az  önce eşiyle, yine kapışmışlardı. Her zamanki kavgaları gibi olmaması gereken nedenlerden çıkmıştı. Eşi iri yarı olmasının sağladığı avantajı çok iyi kullanıyordu. Doksan kiloluk bu azman kadına kırk kiloluk bedeniyle direnemiyordu. Her kavgada yenilip kıyasıya dayak yiyen taraf hep kendisi oluyordu. Komşularından bazıları, Erkek adam karısından dayak yer mi diye takıldıklarında, Karım …

ÇOBAN KIZIN AŞKI

ÇOBAN KIZININ AŞKI Emine henüz onaltı yaşlarında, sıradan bir kızdı. Üst baş perişanlığından başka ilgi çekecek hiçbir özelliği yoktu. Çoban bir babanın çoban kızıydı. Her gün sabahın erken saatlerinde küçük sürüsünü alır, akşamın geç saatlerine kadar, ova yollarının kenarlarındaki hendeklerde, boş bırakılmış tarlalarda otlatırdı koyunlarını. Koyunlar uysal ve ağır kanlı hayvanlar olduklarından, keçi sürülerinden daha …

ÇILDIRTAN AŞK

ÇILDIRTAN AŞK   Muzaffer on dokuz yaşını doldurduğunda iri yarı ve oldukça yakışıklı bir delikanlı olmuştu. Baba mesleği olan marangozluğu seçmişti meslek olarak kendine. Babası atölyedeki tüm işleri ona bırakmıştı. Hele bir askere git gel, seni bir evlendireyim. Atölyeyi sana devredeyim. Benim emeklilik zamanım geldi artık diyordu. Bir komşu düğününde ablasıyla dans ederken, kız kıza …

CANİ SEVGİLİLER

CANİ SEVGİLİLER Gülten’le Recep henüz onaltı yaşındaydılar. Uzaktan da akraba olurlardı biribirlerine. Köy evinin geniş bahçesindeki köylü düğününü beraberce seyrediyorlardı. Köylülerin ağızdan ağıza gezdirdikleri şarap testilerini ilgiyle izliyorlardı. Kimileri öylesine sarhoş olmuşlar ki, testiyi ağızlarına denk getiremeyerek üstlerine döküyorlardı. Aralarında sızıp arkadaşlarının omuzlarında uyuyanlar vardı. Kimisi yalpalaya yalpalaya, elleri yarı havada akıllarınca davulun temposunda oyun …

BİR TURİZM ÖYKÜSÜ

Bir Turizm Öyküsü Delikanlı köyün kahvehanesine girdiğinde, kahvehanede oturanların gözleri ona çevrilmişti. Delikanlı meraklı bakışlara aldırmadan boş masalardan birine oturdu. Masalardan birindeki yaşlı adam delikanlıya seslendi. De baken ülen Faruk, imtihan nasıl geçti? Eyi havadisler va mı len? Delikanlı saygılı bir şekilde, Daha belli değil be Mustafa amca. Sonuçları önümüzdeki ay bildirecekler. Ülen gappe dinliler, …

BİR SOKAKKÖPEĞİNİN ANLATTIKLARI

BİR SOKAK KÖPEĞİNİN ANLATTIKLAR   Ben, benim gibi bir sokak köpeğinin, çöplükte doğurduğu yedi kardeşten biriyim. İlk doğan ben olduğum için diğer kardeşlerden biraz daha iriydim. Annem hastalanıp sütü azaldığında, ben daha çok süt emmeyi başardım. Kardeşlerim yeterli doyamadıklarından birer birer öldüler. Tek başıma kalmıştım ama, annemin hastalığı nedeniyle azalan sütü beni doyurmuyordu. Ölümle yaşam …

BİLİM NEREYE GİDİYOR

BİLİM NEREYE GİDİYOR Şüphesiz bilim adamlari 1700 yillarda da çok yogun bir tempoyla araştirmalarini sürdürüyorlardi. Matbaanin icadi iletişimi kolaylaştirmiş,bu da bilgi alişverişlerinde önemli adimlar atilmasinda en büyük etken olmuştur. Örnegin Italya’da Marconi, Almanya’da Hertz ayni keşif üzerinde ugraş veriyorlardi. Hani şimdilerde her evde birkaç tane bulunan radyo. Marconi halen adı Marconi anteni olarak bilinen, cep …

BEBEK CAN

1998 inKasım ayında geldi dünyaya. Özel bir hastanenin ilaç kokulu doğum odasında, merhaba dedi hiç tanımadığı evrene. Ağlıyordu, hem de ciyak ciyak. Dünyaya gelişine duyduğu pişmanlıktan mıydı, yoksa sevinçten mi bilinmez. Tanımadığı evrenin tüm sırları, sanki doğal gaz sobasının borularında gizliydi. Hiç ayırmazdı gözlerini sobanın borularından. Acıktı ağladı, kızdı ağladı, hastalandı ağladı. Karnı doyduğunda güldü, …

BALIKÇININ KADERİ

BALIKÇININ KADERİ Balıkçı Mustafa, bir hayli hareketli geçen günün akşamında, teknesini limanın uygun bir yerine bağladıktan sonra, evine doğru yöneldi. Nedense canı eve gitmeyi istemiyordu. Oysa çok yorulmuştu. Evine gidip banyo yapmak dinlendirici olacaktı. Kararsızlık içinde yürürken, ayakları onu eve değil de kumsala doğru  sürüklemişti. Ayakları kumlara saplandıkça yürümekte zorlanıyor, tüm yorgunluğuna rağmen o yine …

AYRILIK ACISI

AYRILIK ACISI   Yabancısı olduğum bir kentte iş için bulunuyordum. Kaldığım otelden çıkıp çarşıya doğru yürürken İçinde bulunduğum karamsarlığa uygun bir şarkının nağmeleri dalga dalga geliyordu kulağıma. Sesimde şarkısı aşkın figan olup gidiyor. Terkedilmişliğin acısını hafifletir diye biraz alkol almıştım. Şarkının etkisiyle terk edilmek dağ dağ büyüdü gönlümde. Sesin geldiği tarafa yöneldim. O güzel şarkının …

AYKIRI AŞKLAR

AYKIRI AŞKLAR   Hande ile Cemil çocukluk arkadaşıydılar. Zaman ne kadar çabuk geçiyordu. Sokakta beraber kaydırak , körebe oynadıkları günler ne tez geçmişti. Hande ilkokulu bitirir bitirmez eve kapatılmıştı. Zira o artık yetişkin kız sayılıyordu. Yıllar sonra bir düğünde karşılaştılar. Eski çocukluk arkadaşı Cemil ile göz göze geldiklerinde, içinden sımsıcak bir şeylerin aktığını hissetmişti. Cemil …

ATIMIZIN ÖLÜMÜ

ATIMIZIN ÖLÜMÜ   Babamın askeriyeden alınma kır bir atı vardı. Askeriyenin yaşlandığı için satışa çıkarıp sattığı bu atlara mekkare derlerdi. Kır tüylü, oldukça iri bir dişi attı. Küçücük bir çocuktum o zamanlar. Kırmızı bir tay doğurduğunda hemen sahiplenmiştim onu. Bu benim demiştim görür görmez. Atlar üç yaşında büyümelerini tamamlar. Bu yüzden o benden çok daha …

AŞK YARASI

AŞK YARASI   Pardüsesinin yakasını kaldırmış, yağan yağmura aldırmadan, su birikintilerine, çamurlara bata çıka yürüyordu. Ne yağan yağmurdan, ne de soğuk havadan hiç etkilenmiyormuş gibiydi. Cadde yağan yağmurun ve soğuğun etkisiyle olacak, oldukça tenhaydı. Caddedeki aydınlatmanın yetersiz kaldığı yerde durdu. Belki de gözlerinden akan yaşların farkedileceğinden korkuyordu. Sırtını lambası bozulmuş elektrik direğine dayadı. Etrafına boş …

AŞK YANGINI

AŞK YANGINI Foça’yı İzmir’e bağlayan yolun kavşağında belediye tarafından yaptırılmış bir durak vardır. Kent yolundan ana yola girerken durakta tanıdık biri var mı diye bakarım. Varsa durup alırım. Bu kez tanımadığım genç biri durmam için el etti. Durup bekledim. Elindeki valizin bir hayli ağır olduğu belliydi. Zira valize doğru bükülüyordu. Arka kapıyı açıp valizi bıraktıktan …

AŞK NEDİR

AŞK NEDİR Onu ilk kez bir arkadaşının nişan düğününde görmüştü. Oldukça güzel bir kızdı. Yeşil gözleri, olabildiğince düzgün vücudu ve pembe beyaz teniyle onu, onca kız arasında farketmemek olası mıydı. Nişan resimlerini çektiği için, tüm kızların gözleri kendi üzerindeydi. O güzel kız da bakıyordu ona. Bekar , evlenmeye aday bir genç ne yapar? Eline geçen …

ARKADAŞ ACISI

ARKADAŞ ACISI Sevgili Osman, ne bu yazdıklarımı okuman, ne de dün senin için konuştuklarımızı duyman olası değil. Yine de soruyorum sana, çok acele etmedin mi o bir metre derinlikteki karanlık çukura girmek için. Sen hayat dolu, olabildiğince hırslı, hiçbir şeyin azıyla yetinmeyen bir insandın. Sen yüreğinde sonsuz sevgiler taşırdın. Evlat sevgisi, arkadaş sevgisi hele hele …