KORKU DOLU GECELER Yaz aylarında göçtüğümüz bağ evinde çocukluğumuzun en güzel günleri geçerdi.Geceleri ise sivri sinekler yüzünden kabusa dönerdi. Sinekler yüzünden gece yarısı olmadan yatağa girerdik. Evin kerpiç ve damının çamur sıvalı olması bile sıcağın evin içerisine sinmesine engel olmuyordu. Hele cibinliğin içindeki sıcak dayanılacak gibi değildi. Bazen sıcağa dayanamayıp serinlemek için kolumu ve ya …
Yazar arşivleri: Özcan Nevres
KORELİ MEHMET
Koreli Mehmet Kore’ye gönderildiğinde, savaşın acımasızlığını düşünmemişti. Kısa bir uyum eğitiminden sonra cepheye sürüldüklerinde savaşın acı gerçeğiyle yüz yüze geldiler. Savaşın acı kuralı yaşamak için öldürmekten ibaretti. Kendisine düşman diye bellettikleri Kuzey Koreliler ile Çinlilere karşı neden savaştığını bilmeden sipere yattı. Karşılıklı ateş sırasında başının üzerinden vınlayarak geçen kurşunlardan çok korkmuştu. Siperinden çıkıp saldırıya …
KOMŞUMUZ MUHARREM DAYI
KOMŞUMUZ MUHARREM DAYI Savaş nedeniyle yokluğun ve kıtlığın en yoğun olduğu yıllardı. Tarım Bakanının yaş kesenin başını keserim diye bir genelgesi yayımlanmıştı. Bu nedenle arazi sahipleri arazisinin içindeki ağacı bile kesme cesaretini gösteremiyordu. Küçük Ayvalı Bahçe satılıktı ama, satın almaya kimse istekli değildi. Zira yıllardır bakımsızlıktan ayva fundalığına dönmüş, tarıma elverişli bir özelliği …
KOCA VELİ EFE
KOCA VELİ EFE ( Güzel Veli Efe ) Yaklaşık bir metre doksan santim boyunda, en az yüz yirmi kiloluk dev cüsseli bir adamdı Koca Veli Efe. Tek başına yıllarca dağlarda dolaşmış, Yunan işgali süresince de yerli rumlarla, Yunan askerlerinin korkulu rüyası olmuştu. Ne zaman ve nereden vuracağını kimse kestiremiyordu. O Yamanlar dağında aranılırken, Dumanlı …
KIRILSIN ELLERİM
Kırılsın Ellerim Muazzes Ersoy’un kasedini dinliyorum. Kasette Kırılsın Ellerim adında bir şarkı var. Kırılsın ellerim neye yarıyor/ gençliğim gidiyor elden tutamıyorum/ Tanrım bana vermiş yorgun ayaklar/ Bahtımın peşinde koşamıyorum/ Ne zaman bitecek tanrım bu azap/ Yarını olmayan günlere kaldım. Dünyamı ben yıktım kendi elimle / Aşkıma bir yuva bulamadım./ Şarkıda anlatılmak istenildiği gibi hiç yaşanmamış …
KADER BÖYLEYMİŞ
Kader Böyleymiş MP3 ümde Muazzez Ersoy’un CD. Sini dinliyorum. Kader böyle imiş adlı şarkıyı kaçıncı kez dinlediğimi bilmiyorum. Onuncu mu? Ellinci mi? Yüreğimde öyle derin bir izi var ki bu şarkının. Onu ilk kez çalıştığı PTT binasından çıkarken görmüştüm. Sarışın, uzunca boylu, ince yapılı bir kızdı. Bir görüşte aşık oldu derler ya, benimki de aynen …
KAÇAK KUŞ
KAÇAK KUŞ Bir kuş yetiştiricisinin salmasında dünyaya gelmişti. Yuva içinde geçen dört hafta ne kadar da tez geçmişti. Yuvadan atılacağı gün gelip çattığında kapıya çıkar, bir türlü uçup diğer kuşların arasına katılmaya cesaret edemezdi. Annesi onu yuvadan ite kaka çıkarıp diğer kuşların arasına itiverdi. Önceleri yem kabuklarını kırıp yemeyi beceremiyordu. Babası imdadına yetişirdi. Kursağındaki yemleri …
İNTİKAMIN BÖYLESİ
İNTİKAMIN BÖYLESİ Hamit iş hayatına oldukça güç koşullar içerisinde girmişti. Ameleliğin her türlüsünde çalıştıktan sonra, hayvancılıkta karar kılmıştı. Çobanlıkla başladı hayvancılığa. İşi iyice kavradıktan sonra, kiraladığı bir damda hayvancılığa ilk adımını attı. Çobanlıkta biriktirdiği parayla on tane dana satın aldı. Danalar kısa zamanda büyüyüp geliştiler. Erkekleri sürüden ayırıp kasaplara iyi bir fiyatla sattı. Elinde kalan …
İLK AŞK
İlk Aşk Henüz on altı, on yedi yaşlarındaydı. Kısa kollu gömleğinin kollarına sığmayan kaslı kollarıyla, kıvır kıvır saçlarıyla ve gözünün üzerine dökülen kâkülüyle, daha o çocuk denilecek yaşta bile genç kızların oldukça ilgisini çekerdi. Oldukça utangaç bir yapıya sahipti. Bir gün çalıştığı iş yerinin camından dışarıya bakarken, kendisinden en az beş yaş büyük bir kız, …
SEVGİNİN BEDELİ
SEVGİNİN BEDELİ Canından çok sevdiği, Aysel’in bir başkasıyla evlendirilmek istendiğini duyduğunda inanmak istememişti. Telefonla kaç kez aramasına rağmen telefona tanımadığı kişiler çıkıyor ve hepsi sözleşmişler gibi, Burada Aysel adında bir kimse yok diyorlardı. Her ne kadar inanmak istemese de bu olanlar Aysel’i yitirdiği anlamını taşıyordu. Kahrından ölecek gibiydi. Masasının üzerinde duran çerçeveyi önüne çekti. Çerçeve …
HİÇ UĞRUNA GELEN ÖLÜMLER
HİÇ UĞRUNA GELEN ÖLÜMLER Bir gün sonra vatani görevlerini yapmak üzere evlerinden ayrılıp kıtalarına gideceklerdi. Beş arkadaş felekten bir gece çalmak için anlaştılar. Bu gece doyasıya içip, doyasıya eğleneceklerdi. Akşam vakti kararlaştıkları gibi Kırıkçatal meyhanesinde buluştular. Mezelerle donattılar masayı. Üçüncü yediyüzlük rakıya başladıklarında, vücutlar gevşemiş diller ise çözülmüştü. Mehmet Arkadaşlar, hep askerlikten söz ediyoruz. Yeter …
HAYATIN İÇİNDEN
HAYATIN İÇİNDEN Üniversite öğrenimleri sırasında tanımışlardı biri birlerini. Arkadaşlıkları zamanla büyük bir aşka dönüşmüştü. Öğrenimlerini bitirir bitirmez evlenmeye karar verdiklerinden, mezuniyet günlerini iple çekiyorlardı. Arzulanan gün gelip çattı en sonunuda. Mezuniyet diplomalarını aldıklarında, tüm dünya sanki onların olmuştu. İkisi de iş bulmakta güçlük çekmemişlerdi. Damadın ailesi zengin olduğundan, eşya düzmek pek te zor olmamıştı. Ev …
HAYALİMDEKİ KADINA
HAYALİMDEKİ SEVGİLİME Hayalimdeki meçhul sevgilim, sen benim tanımadığım, belki de hiç tanıyamayacağım vefasız sevgilimsin. Bilir misin seni nerelerde aradığımı? Sen bazen gönlümde sım sıcak bir sevgi, bazen sım sıcak göz yaşı seli, bazen kalbimi burkan, acıtan bir sızı. Bazen de arzu, kin, ihtiras ve intikamsın. Seni gecenin bir yarısında, ıp ıssız ve karanlık yollarda, …
GÜZ GÜLLERİ GİBİ
Güz Gülleri Gibi Güz gülleri adlı şarkıyı Muazzez Ersoy’un nefis sesinden dinlerken, gönlüm geçmişimin derinlerine doğru daldı gitti. Ben de güz gülleri gibi belki de baharı hiç görmemiştim. Ömrüm ya yazın en sıcak günlerindeki gibi, ya da kış aylarının en soğuk günlerindeki gibi akıp geçmişti. Ne yazın sıcağında serinleyeceğim bir yerim olmuştu. Ne de kışın …
GİRİTLİ NEVRES CAFER AĞA
GİRİTLİ NEVRES CAFER AĞA Giritliler genelde çok kavgacı ve atak olurlar. Nevres Cafer ağa da on iki yıl cepheden cepheye sürülmesine ve çektiği onca çileye rağmen savaşa doymamış bir adamdı. Girit’in Yunanlılığı her zaman tartışılması gerekir. Zira Girit adasının yerli halkının kökeni MİNOS tur. Dor istilasından sonra o adada ne MYKENOS kaldı, ne de MİNOS. …
GEÇİP GİDEN YILLAR
GEÇİP GİDEN YILLAR Yıllar nasıl da geçip gidiyor? Hiç anlamadan. Sanki daha dün çocuktuk. Beş gün önce atmış altı yaşındaydım. Dört günden beri ise atmış yedi yaşındayım. İnanasım gelmiyor. Gerçekten koskoca atmış altı yıl mı geride bıraktığım? Çocukluğumu anımsadım. Ne güzel bir dönemdi o çocukluk yıllarım. Her yaz ovaya göç ederdik. Yollarda at arabasından gayrı …
GEÇ GELEN MUTLULUK
GEÇ GELEN MUTLULUK Henüz sekiz yaşında güzeller güzeli bir kızdı. Babası deliydi. Bu yüzden üzerindeki giysiler, onun bunun verdiği eski püslü şeylerdi. Esnafın çoğu bu sevimli kıza gönlünden ne koparsa, para, yiyecek ve bazen de solmuş, elde kalmış giysiler verirlerdi. Çarşının en merkezi yerinde iki testici dükkanı vardı. Dükkan sahiplerinden birinin adı Selim’di. Kavgacı biri …
FODULAKİ MUSTAFA EFE
MUSTAFA EFE Ufak tefek ve oldukça zayıf bir adamdı. Görünüşüne bakıldığında , hakkında anlatılanlara inanası gelmiyordu insanın. O bir çete başıydı. Baş kızanıysa kardeşi İbrahim efe. O ağabeyinden çok daha iri, güçlü kuvvetli görünüme sahip bir adamdı. . Akrabalarından, çobanlık yapan Hüseyin, yerli Rumlar tarafından feci şekilde, onlarca bıçak darbesiyle öldürülünce, intikam amacıyla korkunç bir …
LUNAY VE HÜZÜN
DOLUNAY VE HÜZÜN Dolunay gök yüzünde pırıl pırıl. Yer yüzüne boca ettiği gümüşi ışıklarını engelleyecek ne bir bulut, ne de sis var. Dolunay bazen coşturur, bazen de hüzün verir insana. Ova bir başka güzel bu gece. Bazı yerler koyu kahve rengine bürünmüş, bazı yerleri ise olabildiğince aydınlık. Yer yer su birikintileri, mücevher gibi parlıyor. Bardağındaki …
DİLİNİN BELASI
DİLİNİN BELASI Koy Enstitüsünden sağlık memuru olarak mezun olduktan sonra atandığı köyde hemen göreve başladı. Koylülerin buldukları bir eve yerleşti. Koyun geniş bir bahçesi vardı. Bahçe ola bildiğince bakımsızdı. Bahçe içindeki kuyunun suyu oldukça yakındı. Kuyudaki tulumba bakim görmediğinden köselesi kurumuş ve klapeside is görmeyecek kadar eskimiş olduğundan kuyudan su çekemiyordu. Koy Enstitüleri çok yönlü …